Dinyakos | Nurettin Terzi: İzmirspor’da Hep Lokal Takımlardan Gelen Futbolcular Oynardı
433
post-template-default,single,single-post,postid-433,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_updown,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode-theme-ver-11.0,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.1.1,vc_responsive

Nurettin Terzi: İzmirspor’da Hep Lokal Takımlardan Gelen Futbolcular Oynardı

Nurettin Terzi, en parlak dönemini ellili yıllarda yaşayan İzmirspor’un temel oyuncularından biriydi. Futbol camiasında, askerliğini deniz eri olarak yaptığı için “Donanma Nuri” veya sarı saçları nedeniyle “Sarı Nuri” olarak tanınıyordu. Hem üst üste iki şampiyonluk kazanılan İzmir mahalli liginde, hem de üç büyüklerin ardından dördüncü olunan Milli Lig’de mücadele etmişti. Kulüp tarihinin bu başarılı döneminde pay sahibi olmasına rağmen, henüz çok genç yaşlarda çalışmak zorunda kaldığı için futboldan erken denebilecek bir yaşta kopmuştu. Hatay Caddesi’ndeki evinde dinlediğimiz hayat hikayesi, o yıllardaki şartların sadece futbolda değil, hayatın her alanında zor olduğunu hatırlatıyordu:

“1930 doğumluyum. Aslen Karadenizliyim, Rizeliyim. Ben yedi yaşındayken İzmir’e geldik. Babam burada kayıkçılık yapıyordu. O zaman yabancı gemiler, şilepler filan geliyordu. Kayıkçılar gemiden inen yolcuları alıp Pasaport’taki gümrüğe getiriyorlardı. Şimdiki gibi iskeleye inme filan yoktu. Rize’de geçinemeyince buraya gelip bu işi yapmış. Bir müddet sonra babamız bizi tekrar göndermek istedi memlekete fakat rahmetli annem kalmak için diretti. ‘Ben çocuklarımı burada yetiştireceğim,’ dedi. Biz altı kardeştik. 1946 senesinde abimi 19 yaşındayken veremden kaybettik. Ondan evvel de beş yaşında bir kız kardeşimi zatülcenpten kaybettik. Şimdi hayatta İstanbul’da yaşayan bir kız kardeşim bir de ben kaldık. Neticede annemin diretmesiyle İzmir’de yaşamaya devam ettik. İzmir’e geldiğimizde Hatay tarafına yerleşmiştik. O zaman şimdiki cadde yoktu. Mısırlı Caddesi denirdi.  Üçyol’daki Bayramyeri’nin oradan İzmirspor sahasının olduğu yere kadar yollar vardı. Ondan sonra bu tarafa gelirken taşlık, patika bir yol gelirdi. Fazla ev de yoktu. İzmirspor sahası eskiden beri vardı, Talebe Çayırı denirdi. Yakında bir taş ocağı vardı. Hatta biz antrenman yaparken dinamit patlatırlardı.”

“1943’te bu sefer Nazilli’ye göçtük. Bir akrabamız Sümerbank basma fabrikası ustalarındandı. Babam İzmir’de kayıkçılığa devam etti, biz ailece oraya gittik. Ben de 13 yaşında, 6 kuruş saat ücretiyle fabrikaya girdim. 1947 senesine kadar orada çalıştım. Fitil kısmında ilk evvela makineleri silip yağlıyordum. Sonra usta muavini kurslarına girip usta muavini oldum. O sıralarda atletizme başladım. 1.500, 3.000 ve 10.000 metre koşularına katıldım. Aydın’da birincilikler kazandım. Sümerbank’ta her türlü sportif faaliyet imkanı vardı. O zamanlar bez toplarla fabrika bahçesinde de oynamaya başlamıştım.”

“Bu fotoğrafta Nazilli’den güreşçi arkadaşlarımla Konak meydanındayız. Soldan ikinci benim. Sağdan üçüncü Hikmet Uygur. Benim sigara içmememi sağlayan bilhassa o arkadaşımdır. Fabrikada malum her yer pamuktu. Sigara tuvalette içilirdi. 15 ila 17 yaşlarında insan heves ediyor. Birisinden bir tek sigara aldım. Tuvalete gidip yaktım. İçerken kapı açıldı, Hikmet girdi içeriye. Benden üç yaş büyüktü. Sigarayı elimde saklayıp yere attım. ‘Ne var elinde?’ diye sordu. ‘Bir şey yok,’ dedim. ‘Ne ulan o yerdeki?’ diye sordu. Bilmiyorum deyince bana bir tokat vurdu, gözlerimden yıldız çıktı. Ben devamlı atletizm yapıyorum, beraberiz. Bana, ‘Bunu içersen koşamazsın, şampiyon olamazsın, madalya alamazsın,’ diye diye sigara içmemi engelledi. Ondan sonra katiyen içmedim.”

Nurettin Terzi'nin (ayakta soldan beşinci) ilk takımı olan İzmirspor'un lokal takımı Hatayspor, 1947'de Talebe Çayırı'nda.

“Birkaç sene sonra annemle kardeşlerim İzmir’e döndüler. Ben bir müddet bir kardeşimle beraber  Nazilli’de kaldım. 1947’de biz de İzmir’e döndük. O zamanlar İzmirspor’un lokal takımları vardı. En az on tane böyle takım vardı. İzmirspor’da hiç dışarıdan futbolcu yoktu, hep lokal takımlardan gelen futbolcular oynardı. Kulüp lokal takımlar arası maçlar tertip ederdi ve kazanana kupa koyardı. O sırada tabii İzmirspor’da oynayanlar, görev yapan antrenörler bizi görüyordu. 1950 senesinde İzmirspor birinci takımında oynamaya başladım. İlk geldiğimde Küçük Avni, Büyük Avni, Durmuş, Tarık Gençay, Mehmet, kaleci Feyzi gibi oyuncular vardı. Konak meydanında Sarı Kışla vardı, daha yıkılmamıştı. Orada Kayagücü adında bir askeri takım kurulmuştu, Tarık ile Mehmet orada oynamışlardı. Bir müddet oynadıktan sonra Mayıs 1950’de bahriye eri olarak askere gittim. Kıtam Yavuz gemisiydi. Numaram 50/203’tü, hiç unutmam.”

Hatayspor 1948'de Balıkesir'de.

 

“Askerlik yaptığım gemiyle Selanik, İtalya Bari, Sicilya adası ve Malta’ya gittik. Sonradan harp filosu komutanı beni emrine  aldı. Komutan hangi gemiye giderse, ben de telsizci olarak onun yanında gidiyordum. Askerliğimin bitmesine bir sene kalmıştı. Bir kurmay başkanımız vardı, bir gün onun yanına çıktım. ‘Benim herhangi bir sanatım yok, yalnız futbol oynuyorum. Askerlik dönüşünde istikbalimi de ona bağladım. Müsaade ederseniz, müsait zamanlarda antrenmanlara çıkabilir miyim?’ diye sordum. Kurmay başkanı izin verdi. Kışın gemiler Gölcük’te istirahat ediyordu. Demirlediğimiz yerlerde çıkıp antrenman yapıyordum. Sonra filolar arası maç yapmaya başladık. Denizaltı filosuyla maç yaptık ve 2-1 galip geldik. Maçtan çıkarken yanıma bir yüzbaşı geldi, künyemi sordu. ‘Harp filosu komutanlığı telsizcisi, onbaşı Nurettin Terzi,’ diye cevap verdim. Dediklerimi not aldı fakat bir şey söylemeden gitti.”

Gaziantep gemisi telsiz personeli, 1952.

“Bir müddet sonra Maltepe’de demirledik. Bir baktım Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan bir telsiz geldi. Mesajı ben aldım. Bir okudum ki, ‘Emrinizdeki telsizci Nurettin Terzi’nin Gölcük futbol kampına gönderilmesi,’ yazıyor. Mesajı kurmay başkanına götürdüm. Okuduktan sonra bana baktı ve ‘Beni iğfal ettin,’ (kandırdın) dedi. O zamanlar gazetelerde hep iğfal edilen kadınlardan filan bahsediliyor, ben donakaldım. ‘Estağfurullah komutanım,’ deyince, ‘Yok yok, ettin,’ dedi. Sonra o da anladı herhalde, ‘Hemen eşyanı topla, Gölcük’e git,’ dedi. Böylece Gölcük’te Denizgücü takımında bir sene boyunca Kocaeli lig maçlarına iştirak ettim. O ligde Baçspor ile çok çekişiyorduk. Bir sene sonra Mayıs ayı geldi ve 5.5.1953’te terhis oldum. O zamanlar bahriye eri 36 ay, jandarma 30, piyade eri 24 ay askerlik yapardı. Yani üç sene askerlik yapmış oldum.”

“İzmir’e döndüğümde zinde geldim. Kulüpten idareciler hemen sözleşme yapalım dedi. Ben önce bir iş bulmalarını istedim. Kimisi bir tüccarın yanına katip olarak verelim dedi. Buna benzer teklifler oldu, istemem dedim. Birisi geldi, ‘Bir elektrikçinin yanında çalışmak ister misin?’ diye sordu. İsterim dedim. O zaman Pamuk Mensucat şirketinin makineleri transmisyonla çalışıyordu, kayışla yani. Onu doğrudan elektrik döndürüyordu. İşte Pamuk Mensucat’taki elektrikçinin yanında işe girdim. Ustam izin veriyordu. Hem çalışıyordum, hem antrenmana gidiyordum. Maçlara çıkıyordum. Öyle maçlar oynadık ki, Pazar günleri öğlene kadar işe gidiyordum, öğleden sonra maça çıkıyordum. Oruç tutardım, oruçlu maça çıktığımı da bilirdim.”

Nurettin Terzi’nin İzmirspor’a ilk katıldığı günlerdeki bir kadrosu (1950). Ayaktakiler (soldan sağa): Suphi, Halim, Necdet, Fikret Özırs, Avni, Tarık Gençay. Oturanlar (soldan sağa): Hüsamettin Günkut, Nurettin Terzi, Rahmi, Burhan Cevrem, ? .

“Bizim oynadığımız sistem WM idi. Üç tane savunma, iki tane haf, beş tane forvet. Fakat iki tane iç, yani sağ iç ve sol iç körük gibi olması lazımdı. İleri geri koşmaları lazımdı. Arkadaki iki hafa yardımcı olan onlardı. Sonradan 4-4-2, 4-3-3 gibi sistemler çıktı. Ben WM’de sağ haf, yani 4 numara oynadım çoğunlukla. O zaman sağ haf sol içi tutardı. Ben daha ziyade mücadeleciydim. Karşı forvet bana üç çalım atsa, ben beş defa bindirirdim. Çoğunlukla sağ haf oynardım ama bazen 6 numara, yani sol haf oynadığım da olurdu. Gerçi sol ayağımı sağ ayağım kadar iyi kullanamazdım. Bir Altay maçında sağdan orta yapmışlardı. Önümdeki arkadaşıma bırak diye bağırdım. Sol ayağımla vurdum. Top ayağımın dışına denk geldi. Kaleci Akın normal vuracağımı düşünüp öbür tarafa hamle yapmıştı, gol oldu. 1-0 mağluptuk, 1-1 oldu.”

İzmirspor'daki ilk yılında, Galatasaraylı Fazıl ile mücadelede.

Donanma Nuri’nin anlattıklarına burada biraz ara verip o yıllardaki İzmirspor’dan bahsedelim. Lokal takımlarında oynayan çocuklarla kendi kaynak düzenini yaratan  lacivert-beyazlı kulüp, 1940’ların sonunda iyi bir kadro kurmuş ve uzun bir aradan sonra 1948-49 sezonunda İzmir Ligi şampiyonluğunu kazanmıştı.  Bu kadroyu ellili yıllarda, yine lokal takımlardan gelen yeni gençlerle takviye ederek iddialı bir takım haline geldi. 1950-51 ve 1953-54 sezonlarında şampiyonluğu kılpayı Altay’a kaptırdıktan sonra 1954-55 sezonunda, Metin Oktay’lı kadrosuyla, bu kez siyah-beyazlı rakibini geride bırakıp şampiyonluğa kavuştu. 1955-56 sezonunda ilk kez düzenlenen İzmir Profesyonel Ligi’nde, yine Altay’ı, bu kez 8 puan geride bırakarak başarısını tekrarladı.

Metin Oktay İzmirspor formasını ilk kez 1953-54 sezonunda, Yün Mensucat takımında oynadığı sırada, bir Yugoslav takımıyla oynanan özel maçta giydi. Ayaktakiler (soldan sağa): Mustafa Orçinos, Nurettin Terzi, Fikri, Burhan Cevrem, Metin Oktay, Yıldırım, Burhan Şeflek. Oturanlar: Cahit Ellier, Kamuran Soykıray, Ekrem Koldaş, Hikmet.

İzmirspor lig şampiyonu olduktan sonra Metin Oktay İstanbul’a giderek Galatasaray’la anlaşmış ve Atatürk Kupası maçlarında oynamıştı. O yüzden 30 Mayıs 1955’te Karagümrük’le oynanan Türkiye Amatör Birinciliği maçı öncesinde çekilen bu fotoğrafta yer almıyor. Ayaktakiler (soldan sağa): Tarık Gençay, Kamuran Soykıray, Avni, Burhan Şeflek, Cahit Ellier, Necdet Elmasoğlu, Mustafa Orçinos. Oturanlar (soldan sağa): Yıldırım, Memduh Gezer, Nurettin Terzi, Şencan Fotocan.

Bir sezon birlikte forma giydiği Metin Oktay’ı şöyle anlatıyor Donanma Nuri: “1953’ten 1959’a kadar İzmirspor çok iyi bir takımdı. Ben askerden geldiğim zaman Metin Oktay Yün Mensucat’ta oynuyordu. Bir sene sonra bize geldi. 1954-55 sezonunu bizde oynadı. O sezon sonunda Galatasaray’a gitti. Hem çok iyi futbolcuydu, hem çok iyi insandı. Birincisi centilmendi, ikincisi bonkördü. İlk eşiyle evlendikten bir süre sonra sonra, eşinin ailesi İzmir’e dönmesi için baskı yaptı. Kayınpederi zengin bir insandı. O sıralarda gazetelerde, ‘Metin artık futbolu bıraksın, gelip çiftliği idare etsin,’ diye demeci çıkmıştı. Bir ara İzmir’e geldiğinde Metin’e gazetedeki bu haberi söyledim. ‘Yahu Nuri, ben kovboy muyum çiftlik idare edeceğim,’ deyince güldük.”

Metin Oktay, ilk evliliği için İzmir’e geldiği zaman Galatasaray ile İzmirspor da özel bir maç yapmıştı. Bu maçın bir devresinde İzmirspor formasını giyen Metin Oktay, eski takım arkadaşlarıyla birlikte görülüyor.

Futbol hayatının büyük bir kısmını amatör olarak geçiren Nurettin Terzi, 1955’te İzmir’de profesyonelliğin başlamasıyla birlikte biraz para kazanmış:  “En fazla parayı 1957 senesinde kazandım futboldan. Üç sene mukavele karşılığı 4.000 lira para aldım. O zaman için iyi paraydı. Rahmetli anneme ve babama da ben bakıyordum. O zaman evlenip ayrılmıştım. İlk mukavele yaptığım sene ayda 150 lira alıyorduk. Ayakkabımızı kendimiz alırdık. İki sene Metin’in İstanbul’dan getirdiği Kadri Aytaç’ın ayakkabılarıyla futbol oynadım. O zaman en iyi ayakkabıyı İstanbul’da Dinyakos yapardı. İzmir’de de Yeni Sinemanın karşısında Ahmet Şamar diye bir adam yapardı ama o ayakkabılar neredeyse bir kilo filan gelirdi.”

İzmirspor'un sahası Talebe Çayırı'nda 1956-57 sezon açılışı.
Bir Altınordu-İzmirspor maçı. Nurettin (2) topu çizgiden çıkarırken, İzmirspor kalecisi Burhan ve Altınordulu Rıdvan izliyor.

İlginç bir anısını şöyle anlatıyor Nurettin Terzi: “İbrahim Gürbüz diye bir idareci vardı, Boşnak İbrahim denirdi. Bir Altınordu maçı yapıyoruz. Kritik bir maçtı. Birinci devre 1-0 mağlup durumdaydık. Soyunma odasına geldik. Boşnak İbrahim o zaman umumi kaptandı. Onun bir silahı vardı. Bir baktım silahı çekti. ‘Ulan bakın, 45 dakika var anladınız mı? 46 deseniz olmaz. Mağlup çıkarsanız alayınızı vuracağım,’ dedi. Sahaya çıkarken sol hafımız rahmetli Kamuran Soykıray yanımdaydı. ‘Kamuran bir alçak duvar seçelim kendimize, ne olur ne olmaz,’ dedim. İkinci yarı güzel oynadık, iki gol atıp 2-1 galip bitirdik. Geldik gene tabancayı çekti Boşnak İbrahim. ‘Ne yaptıysa bu yaptı,’ diye tabancayı öptü.”

İzmirspor'un 24 Ocak 1960'ta, Kızılyıldız takımıyla Alsancak Stadı'nda yaptığı özel maçtan önce, iki takım oyuncuları bir arada.
Milli Lig'in ikinci sezonunda (1959-60) İzmirspor haf hattı. Sağ haf Nurettin Terzi, santrhaf Cahit Ellier ve sol haf Kamuran Soykıray.

İzmir Karması 1958’de. Ayaktakiler (soldan sağa): Ekrem Koldaş (Altınordu), Altan (A.Ordu), Tahtabacak Ahmet (Kültürspor), antrenör Sait Altınordu, Donanma Nuri (İzmirspor), Şaban (İzmirspor), Ogün Altıparmak (KSK), Önder (Altay), Seyfi Talay (İzmirspor). Oturanlar (soldan sağa): ? , Sabahattin Haskan (Demirspor), Gol Yap Arif (Ülküspor), Erol Baş (KSK), Akın Barhan (KSK),  Kalaycı Yılmaz (KSK), ? , Reşat (Ülküspor).

Nurettin Terzi İzmirspor formasıyla, Türk futbolunun iki dönemini de yaşamış. Hem mahalli ligde, hem Şubat 1959’da başlayan Milli Lig’de top koşturmuş. Aynı şekilde hem amatörlük dönemini, hem İzmir’de 1955’te başlayan profesyonellik dönemini yaşamış. Milli Lig’in ilk tam sezonu diyebileceğimiz 1959-60 sezonuysa, İzmirspor tarihinde önemli bir yere sahip. Şimşekler o sezon İzmir’de Galatasaray’la berabere kalıp, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı yenmiş. İstanbul’daki maçlarda da Fenerbahçe ve Galatasaray’la berabere kalmış. Böylece, dördüncü olarak lig tarihindeki zirvesini yaşamış.

İzmirspor’un Milli Lig’in ilk sezonundaki kadrosu İstanbul’da bir maçtan önce. Ayaktakiler (soldan sağa): Necdet Elmasoğlu, Nurettin Terzi, Kamuran Soykıray, Seyfi Talay, Özcan Altuğ, Cahit Ellier, Şaban Gülcan. Oturanlar (soldan sağa): Ali Erener, Erdoğan, Cenap Doruk, Doğan Özkoç.

Muhtemelen 1954-55 sezonunda İzmirspor soyunma odası. Önde oturan Avni. Kaleci Burhan’ın yanında sırayla Kamuran, Nuri ve Cahit. Arkada, duvarın dibinde henüz 18 yaşındaki Metin Oktay görülüyor.

Nurettin Terzi, bir ara İzmirspor'da idarecilik de yapmış. Fotoğrafta İzmirspor tarihinin ünlü simaları Tarık Gençay ve menajer Sami Özok'la (sağ başta) görülüyor.

Nurettin Terzi futbolu, bugünün ölçülerine göre genç denebilecek bir yaşta, 1960-61 sezonunda bırakmış. Son yıllarında profesyonel olmasına rağmen, yine günümüze kıyasla yok denecek kadar az para kazanması, bu kararında etkili olmuş. Gençlik yıllarında öğrendiği elektrikçilik mesleğini sürdürmüş ve kendi şirketini kurarak, uzun yıllar boyunca inşaatların elektrik müteahhitliğini üstlenmiş.

No Comments

Post A Comment