Dinyakos | Tuna Güneysu – Belgrad’da Fenerbahçeli Oldu
475
post-template-default,single,single-post,postid-475,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_updown,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode-theme-ver-11.0,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.1.1,vc_responsive

Tuna Güneysu – Belgrad’da Fenerbahçeli Oldu

İstanbul’un henüz beton istilasına uğramadığı yıllarda,  hemen her semtinde top oynamaya elverişli sahalar vardı. Amatör kümeler, üçüncü ve ikinci ligler bir yana, Türkiye Birinci Ligi’nde top koşturan pek çok futbolcu da bu sahalardan yetişmişti. Bunlardan biri de Fenerbahçe ve Sakaryaspor’dan tanıdığımız Tuna Güneysu’ydu. Kendisinin yetiştiği Dolapdere’deki Yenişehir sahası hakkında anlattığı zengin ayrıntılarla dolu anıları, günümüzde neden fazla yıldız futbolcu yetişmediğinin de ipuçlarını veriyor: “1955’te Kasımpaşa’da doğdum. Babam Dolapdere’de kaportacılık yapardı. Ben ailenin tek çocuğuyum. Top oynadığım ilk yer Yenişehir futbol sahasıdır. Bir de semtimizde, evlerin arasında oynayacağımız dar bir alan vardı. Evlerin kapısı kesinlikle kapalı değildi. Hangi eve girsek, tel dolaptan suyumuzu içerdik. Senin çocuğun, benim çocuğum ayrımı yapmadan ekmek arasına peynir filan koyup verirlerdi. Sonra yine akşama kadar top oynardık. Yenişehir, Pangaltı’dan aşağı Dolapdere’ye inerken sağ tarafta bir sahaydı. Orada eskiden Genoto’nun büyük bir fabrikası vardı. Şimdi Bilgi Üniversitesi kampüsü var. Saha şimdiki Bilgi’nin yanındaydı. Oraya büyük bir inşaat yapılıyor şimdi. Yenişehir sahasının bir köşesinde kilise vardı. Oradan gelen sular sahaya akardı. Yenişehir kulübü suyun gitmesi için bir kanal açmış fakat sular oradan taşarak sahaya dolardı. Sahanın bir orasından bir burasından oluk gibi su akardı.”

“Nizami ölçülerde değildi orası, taşlı bir sahaydı. Saha dörde veya altıya bölünür, hepsinde üçerli maç yapılırdı. Kurtuluş’ta saha yoktu, oradan gelirlerdi. Tarlabaşı’ndan gelenler, İplikçi’den gelenler olurdu. Herkes bir sahada, iki taş koyup kale yapar, kendi grubuyla oynardı. Sahanın bir tarafı cadde, bir tarafı fabrikaya bakıyor, yukarısı da eğimli, Kurtuluş’a doğru gidiyor. Caddenin karşı tarafı da çok dik bir yamaç. Hafta sonları o yamaçta iki-üç bin seyirci olurdu. O sahada Cumartesi-Pazar mahalle maçları yapılırdı. En son saatte, diyelim ki akşam 5-7 arası en kıymetli sahaydı, orada baba takımlar oynardı. Kocatepe Dolapdere Çingenelerinin takımıydı. Nano diye büyük bir futbolcu vardı, Orduspor’da oynadı. Kocatepe ile Kasımpaşa İplikçi’nin takımı Öznesil maç yapardı. O tribün gibi yamaçta rahat iki bin kişi olurdu. Kurtuluş takımı vardı, Ermeni ve Rum çocuklarının takımıydı. Mesela Dolapdere takımıyla Kasımpaşa takımı veya Dolapdere takımıyla İplikçi takımı ya da Kasımpaşa takımıyla Kurtuluş takımı maç yapardı. O sahadan Boluspor ve Bursaspor’da oynayan Minas çıktı. Ben oradan yetiştim. Nevruz daha çok Okmeydanı taraflarındaki Baruthane sahasından yetişmedir. Ender Konca Kasımpaşalıdır ama o da oradan yetişmedir. Abdullah Avcı da Kasımpaşalıdır ve oradan yetişmedir. Arnavutların sebze-meyve yetiştirdiği bostanların arasındaydı o Baruthane sahası. Göztepe’de oynayan Sarı Doğan vardı, o da oradan yetişmedir.”

Tuna Güneysu, Fenerbahçe'ye transfer olduktan sonra yapılan bir röportaj dolayısıyla Yenişehir sahasında mahalle arkadaşlarıyla top oynarken. (Hayatspor)

“Geçen gün bir arkadaşım fotoğraf paylaşmış, o Yenişehir sahasında bir resmimiz var. Hele benim bir resmim var, forma ve şort var fakat top ayakkabımız yok tabii. Sivil ayakkabı fakat o da kösele değil, altı lastik taban. O lastik de topa vurmaktan yarıya kadar açılmış. 10-11 yaşlarındayım herhalde o resimde. Babam top oynamama kızmazdı ama bir gün annem kızdı. Saha evle okul arasındaydı. Piri Reis İlkokulunda okuyordum. Okula giderken evden zamanında çıkıyorduk. Fakat dönüşte, kitap-defter kale direğinin dibinde. Orada başlıyorduk top oynamaya, hava kararana kadar. Hava kararınca annem bitiyordu tepede. Bağırmaya başlıyordu bana. Bir-iki-üç, bana çok kızdı bir gün. Dinyakos’tan da ayakkabı yaptırmıştım kendime. Çok sinirlendim, bir daha top oynarsam diye söylenmeye başlayıp ayakkabıları sobanın içine attım. Annem apar topar ayakkabıları çıkardı sobanın içinden. Ufak tefek yanıklar vardı. Yatıştı ondan sonra, tamam oyna dedi. Hatırladığım kadarıyla en kızdığı olay oydu. Kızmasının sebebi tabii eve geç, hava karardıktan sonra gelmemdi.”

Bilindiği gibi Tuna Güneysu Orduspor’da parladıktan sonra Fenerbahçe’ye transfer olmuştu. Pek bilinmeyen Orduspor öncesi dönemi de ilginç anılarla dolu: “İlk ve ortaokulu Piri Reis’te bitirdim. Sonra Kasımpaşa Lisesi’ne gittim ama son sınıfı Ordu’da okudum. Yani Orduspor’a transfer olduğumda daha liseye gidiyordum. Ondan önce Feriköy’de oynuyordum. Oraya gidişim de şöyle oldu: Beşiktaş genç takımında oynuyorum. Aile dostumuz olan bir polis amcamız vardı, hasta Beşiktaşlıydı. Beni omzunda maçlara götürürdü. Beni futbola teşvik eden o rahmetli amcamızdır. Sonra iyi futbol oynayan ama futbolcu olamayan bir arkadaşım vardı. Onun babası İnönü Stadı’nın büfelerini işletiyordu. Biz büyüyünce o arkadaşla maçtan önce geliyorduk, frigo satıyorduk. Tabii frigoyu satıyoruz yalandan, maç başlayınca oturuyoruz. Babası da bize kızıyordu, ‘kaç tane sattınız?’ filan diye soruyordu. Biz öyle maçlara girmeye başladık.”

Yenişehir sahasında Bolusporlu Mustafa Akarcalı ile. (Hayatspor)
Feriköy formasıyla.

“O polis amca beni Beşiktaş genç takımına götürmüştü, 1970-71 seneleri. Orada antrenmanlara çıkmaya başladım. O zaman Sarı Süleyman vardı takımda. Antrenör de Cevdet Hoca. Beni oynatmıyor, hatta antrenmanlarda bile dışarıdayım. Öyle olunca, nüfus kağıdımı, resimlerimi okul davasına geri aldım. Fener’deyken Sefer Kapıcıoğlu isimli arkadaşım beni Mecidiyeköy’de gördü, gel seni bir yere götüreceğim dedi. Beni aldı, Mecidiyeköy’ün arka tarafında bir ganyan bayiine götürdü. Orada bir baktım, bizim o genç takımın hocası olan Cevdet Hoca. Sefer, ‘Tanıdın mı bunu?’ diye sordu. Seneler geçmiş. Hatta belki Fener’den de gitmişim, Sakarya’da oynuyorum. Hoca hemen tanımıştı, ‘Hayatımda yaptığım en büyük hatalardan biri,’ dedi. Sarıldık, öpüştük.”

“Polis amca daha sonra Şişli’de Adalet Partisi il başkanına götürdü beni. O da bir karta, Feriköy kulübüne hitaben bir yazı yazdı. Amca beni Feriköy’e götürdü. Orada genç takımda başladım. Üç-dört ay oynadıktan sonra A takıma aldılar. İkinci seneden itibaren hep A takımda oynadım. 1972-75 arası oynadım Feriköy’de. Kaleci Bülent vardı. Kaptan Selahattin abi, Celal abi, Sarıyerli Adnan, Zekeriya Alp’in kardeşleri Fahrettin ve Burhanettin vardı. Bir Celalettin daha vardı, sol bek. Şu an Galatasaray altyapısında oyuncu izleme ekibinde olan Fahrettin abi vardı. Ahmet abi (Açıkgöz) ben genç takımdayken ayağı kırılıp futbolu bırakmıştı ama başımızdaydı. O efsanedir, hâlâ bırakmaz Feriköy’ü. Canı gider Feriköy için. Takım amatör kümede, hâlâ takip ediyor.”

“Feriköy A takımında ilk antrenörüm Ali Beratlıgil’di. Sonra sezon ortasında Çanakkalespor’a gitti. Sezonun son maçını (74-75) Ali Sami Yen’de Çanakkale ile oynadık. Berabere kalsak kümede kalacağız, fakat 1-0 kaybettik o maçı. Maçtan önce dizim sakattı. Necati Karakaya bir iğne yaptı, öyle çıktım maça. Fakat maçı tamamlayamadım, çıktım. Hiç unutmuyorum, Ali Sami Yen’in üç tribünü doluydu o gün.”

Tuna Güneysu henüz 20 yaşındayken, Türkiye Birinci Ligi’ne yeni yükselen Orduspor’a nasıl transfer olduğunu şöyle anlatıyor: “O zaman genç milli takıma oyuncuları kulüp antrenörleri gönderirdi. Bizden üç tane adam gidiyor mesela ben yokum. Ben A takıma çıktım oynuyorum, onlar da çıktı ama bir oynuyor bir oynamıyor, ben gene yokum. Hiçbiri olamadı futbolcu fakat oradan ben oldum. Bu oyuncu seçimleri çok enteresan. Ama bir Bülent Eken beni görmüş. O da şans. Beni Feriköy’den Orduspor’a götüren Bülent Eken’dir. Orduspor  o zaman Birinci Lige çıkmıştı. Gelmiş bir gün Feriköy’ün maçını seyretmiş. Beni beğenmiş. Olmasa ben Orduspor’a gitmeyeceğim. ‘Oğlum seni götürmek istiyorum, fakat fazla para bekleme. Orası vitrin, ne dersin?’ diye sordu. ‘Hemen,’ dedim. O zaman üçüncü ligde oynuyorum.”

Feriköy 1973-74. Ayaktakiler (soldan sağa): Halil, Bülent, Burhan, Hasan, Tuna Güneysu, Celal. Oturanlar (soldan sağa): Selahattin Türkoğlu, K.Celal, Hasan, Fahrettin Alp, Burhanettin Alp. (ayaktakileroturanlar.com)

“1975-76 sezonunda gittim Orduspor’a. Bülent Eken beni daha ilk maçta oynattı. Çarşafladım tabii. Bir üç-beş ay sarsıntı oldu ama kadrodayım hep. İkinci devre Orduspor’u bıraktı. Yerine Abdullah Matay geldi. Bir koydu beni takıma, ondan sonra bir buçuk sene boyunca hep oynadım. Ordu’ya geldiğim sene İstanbul’dan yedi-sekiz futbolcu transfer olmuştu, hepsi altı ay içinde bıraktı gitti. Ben devam ettim ama çok cılızdım. Erdoğan (Arıca) alıştırdı beni, her gün balık-salata yiyerek güçlendim. Benim geldiğim sene Fikret abi bıraktı. Salih, Turgay, Üstün, Arif, Güven, Pele Erol vardı takımda. Onların hepsi Orduluydu, dışarıdan bir tek ben oynuyordum. Sonra bir de Altaylı santrfor Orhan geldi, bir müddet oynadı. Sonra bir de Aydınsporlu Cihan geldi. Ben sağ açıktım ama orta saha da oynadım. Bizim zamanımızda 4-3-3 vardı. Onun kanat oyuncusuydum. Sağda da solda da oynadım. Ordu’ya ilk geldiğimde solda başladım çünkü sağ açık Arif vardı. İyi futbolcuydu, milli takımda da oynadı. Sonra Arif’le değişerek oynadık.”

Orduspor 1975-76. Ayaktakiler (soldan sağa): Erol Aydoğdu, Tuna Güneysu, Erdoğan Arıca, Fikret Ayabakan, Salih Aydoğan, Ahmet Çay. Oturanlar (soldan sağa): Turgay Güney, Murat Ataşan, Üstün Türközer, Arif Güney, İsmail Taşkınsu. (ayaktakileroturanlar.com)

1976-77 sezonunda Orduspor teknik direktörlüğüne Göztepe’nin unutulmaz kaptanı Gürsel Aksel getirilir. Mor-beyazlı takım bu sezon özellikle Türkiye Kupası’nda başarılı bir grafik çizer ve çeyrek finalde Galatasaray’ı eleyerek yarı finale yükselir. Ligdeyse son maçını acı bir tesadüf eseri Göztepe’yle oynar ve bu maçı kazanarak rakibinin İkinci Lige düşmesine yol açar. Gürsel Aksel için şunları anlatıyor Tuna Güneysu: “Tanıdığım en düzgün, en iyi ve karakterli insandı. Müthiş bir antrenördü. Maçtan bir gün önce kamptayız. Maç berabere biterse Göztepe kurtuluyor. Adana Demirspor’un maçı ertelendi, Pazartesi gününe attılar. Biz Göztepe’yle oynuyoruz. Hocamız orada yıllarca oynamış, kaptanlığını yapmış. Bizde Altay’dan gelen santrfor Orhan vardı. Onun attığı gollerle 2-1 yendik, Göztepe düştü. Ertesi gün hocanın durumu iyi değil dediler. Rahmetli hoca, Erdoğan’la beni çok severdi. Evine gittik. Sabah 11 filandı. Çay bardağında susuz rakı içiyordu. İki tane çocuğu vardı, biri daha bebekti. Bana paşam derdi. ‘Tuna paşam, beni yaktın,’ dedi. ‘Ama hayatın boyunca böyle dürüst ol, formanın hakkını ver. Eğer şu çocuklarımdan biri kollarımda ölseydi, bu kadar üzülmezdim. Ben şimdi İzmir’e nasıl gireceğim?’ O laf kulaklarımdan hiç çıkmaz. Onun o sözleri, ondan sonra benim hayat felsefem oldu. Futbolculuğum boyunca Allah’a şükür hiçbir şaibeye karışmadım. Gürsel Hoca Erdoğan’la bana, ‘Bu sene Ordu’da kalırsanız ben de devam edeceğim,’ dedi. O sırada Fenerbahçe beni istemişti. ‘Hocam ben İstanbulluyum, evin tek çocuğuyum. Fenerbahçe beni istiyor. Ben gideceğim,’ dedim. Erdoğan ‘Ben de gideceğim hocam,’ dedi. Gürsel Hoca, ‘Tamam o zaman, ben de giderim buradan,’ dedi. Rize’ye gitti ve benzin istasyonunda gaz kuyruğunda öldü. İstasyondakiler onu kuyrukta görünce, ‘Hocam gel şuraya otur, çocuklar gaz koysunlar,’ diyorlar. ‘Bu kadar insan kuyruktayken ben orada oturamam,’ diye cevap veriyor. O kadar dürüst bir insandı. Biraz sonra patlama meydana geliyor. Sondaki iki-üç kişiden biri de Gürsel Hoca, yanarak ölüyor. Oturup çay-kahve içse, o sırada çalışanlar bidonunu dolduracak, hatta evine bırakacak.”

Orduspor 1976-77. Ayaktakiler (soldan sağa): Ayaktakiler: Öner Piroğlu, Orhan Kırıkçılar, Ahmet, Arif Güney, Salih Aydoğan, Erol Aydoğdu. Oturanlar (soldan sağa): Üstün Türközer, Cihan Umanç, Güven Türközer, Turgay Güney, Tuna Güneysu. (Türkspor/Cem Pekin arşivi)

1977-78 sezonunda Fenerbahçeli olan Tuna Güneysu, bu transferin nasıl gerçekleştiğini şöyle anlatıyor: “Fenerbahçe maçında çok iyi oynadım. Devre arasında mı maçtan sonra mı, şimdi tam hatırlamıyorum, Cem Pamiroğlu bana bir telefon numarası verdi. ‘Bizimkiler seni transfer etmek istiyor, sezon bitince bu numarayı ara,’ dedi. O zaman Fener’in antrenörü Kaloperoviç’ti. Sezon bittiğinde aradım, gittik görüştük, Fenerbahçeli oldum.” Lakin Fenerbahçe’ye transferi biraz zahmetli olur. Kendisi yeni kulübüyle anlaşmasına rağmen, Orduspor onu bedelsiz olarak satışa koyar. Bursaspor açık arttırmada daha fazla pey sürer fakat o tercihini Fenerbahçe’den yana kullanır. Yeni takımıyla Yugoslavya’da kampta bulunduğu sırada resmî sözleşmeyi imzalar: “İlk defa yurtdışında mukavele yapan oyuncuyum ben. Biz satıştan kalıyorduk kulüplere ve tercih mektubu yazıyorduk. Öbür kulüp fazla verse bile ben tercihimi kimden yana kullanırsam o takımla anlaşıyordum. Bursaspor fazla vermiş, ben tercihimi Fener’den yana kullanmışım. Bursaspor kampa telgraf çekmiş, hemen Bursa’ya gel, sen bizim malımızsın diye. O zaman kampa gidiyoruz ama imzalar Temmuz’da atılıyor. Beni hemen apar topar Belgrad’a götürdüler. Büyükelçilikte imzaladık mukaveleyi.”

(Hayatspor)

Fenerbahçe’deki ilk sezonu oldukça başarılı geçer. İstanbul tekelini kıran Trabzonspor’un iki sene üst üste şampiyon olmasının ardından sarı-lacivertli takım 1977-78 sezonunda şampiyonluğa ulaşır: “Fener’e geldiğimde, Antiç, İvançeviç transfer olmuştu. Galatasaray’dan Şevki, Eskişehir’den Coşkun’la Fuat gelmişti. İstanbul amatör kümelerinden de sonradan Adalar belediye başkanı olan Coşkun Özden, Gedikpaşa’dan Bahri, İbrahim, İsmail gibi toplam yedi-sekiz amatör futbolcu aldılar.”

(Hayatspor)
Fenerbahçe'nin 1977-78 lig şampiyonluğunu kazanan kadrosu. Ayaktakiler (soldan sağa): Radmilo İvançeviç, Şevki Şenlen, Onur Kayador, Emin İlhan, Önder Mustafaoğlu, Radomir Antiç. Oturanlar: Coşkun Demirbakan, Engin Verel, Cemil Turan, Tuna Güneysu, Cem Pamiroğlu. (ayaktakileroturanlar.com)

Ertesi sezon lig şampiyonluğunu tekrar Trabzonspor alırken Fenerbahçe Türkiye Kupası’nı kazanır. Fenerbahçe’de toplam üç buçuk sezon geçiren Tuna Güneysu, 1980-81 sezonu ikinci yarısında, İkinci Ligde şampiyonluğa oynayan Sakaryaspor’a transfer olur: “İlk iki sene çizgim fena değildi. Sonra İstanbul gece hayatı filan derken bir tökezleme dönemi oldu. Sonra biraz toparladık ama dördüncü senenin ilk yarısı sonunda bir olay yüzünden Rausch’la takıştık, ikinci yarı Sakaryaspor’a geçtim. Fakat Rausch beni inanılmaz derecede seviyordu. Sakarya’daki ilk maçıma geldi. Ertesi hafta da ben Fener’in maçına geldim. Maç bitince soyunma odasına indim. Rahmetli Erdoğan, Cem filan vardı. ‘Bu akşam takım halinde yemeğimiz var, sen de gel,’ dediler. Gittim yemeğe. Rausch beni yanına oturttu, ağladı. ‘Sen çok iyi futbolcusun, çok yeteneklisin, iyi de insansın. Ama disiplin çok önemli. Seni beğeniyorum ama burada otorite benim,’ diye konuştu.”

(Hayatspor)
Tuna Güneysu Fenerbahçe'de özellikle ilk sezonunda asistlerinin yanında golleriyle de büyük katkı yapmıştı. Fotoğrafta Zonguldakspor maçında attığı gol görülüyor. (Hayatspor)

Başlangıçta yarım sezon kiralık oyuncu olarak öngörülür Sakaryaspor transferi: “Ali Şen’le konuştum, kiralık gideceğim. Bizden Sakarya’ya giden yedi kişi var, transfer dönemi gitmiş. Ben kiralık döneminde gidiyorum. Ali Şen bana, ‘Bu adamla kavgalısın, bu adam çeker gider. Altı ay orada oyna, sonra tekrar gel,’ dedi. O sırada Beşiktaş istedi beni, Ali Şen beni vermedi. ‘Bak Necdet Niş Sakarya’da, altı-yedi arkadaşın orada, takım şampiyonluğa oynuyor, gidin çıkarın şu takımı, seneye gel,’ dedi. Ben de tamam dedim.”

Nitekim Sakaryaspor o sezon (1980-81) şampiyon olarak Türkiye Birinci Ligi’ne yükselir fakat Tuna Güneysu’nun yeşil-siyahlı takımla birlikteliği sona ermez: “Sakarya beni bonservisimle almak isteyince, Ali Şen’i aradım. ‘Ben gitmek istemiyorum,’ dedim. ‘O zaman yükselt parayı alamasınlar,’ dedi. O sırada bizim çocukların hepsi transfer döneminde, iki seneliğine 1.750.000 liraya gitmişti. Ben de Sakarya başkanına 4 milyon isterim dedim. 3,5 milyon da kulübe vereceklerdi. Başkan Tuncer Tepe tamam dedi. Yöneticiler, ‘Başkanım ne yapıyorsun?’ diyecek oldular. ‘Tamam, konuşmayın,’ dedi. Yalnız bir şartım var, Fulya’da bir ev var almak istediğim, onun tapusunu isterim,’ dedim. Başkan ona da tamam dedi. Ertesi gün gittik tapu idaresine, dairenin tapusunu aldım. Gitmemek için daha ne yapayım? Aradan bir ay geçti. Yönetim kurulu toplantısına çağırdı başkan beni. ‘Sen paranı daireye yatırdın, cebinde paran yok biliyorum, sana 1 milyon da nakit veriyorum,’ dedi. Tabii bu paralar onun cebinden çıkmıyordu. Hisarbank’ın şube müdürü kulüpte yöneticiydi. Başkan bankadan kredi alıyordu.”

Sakaryaspor 1981-82. Ayaktakiler (soldan sağa): Coşkun Demirbakan, Tuna Güneysu, Emin İlhan, Turgay İnal, Bahri Kaya, Fuat Güngör. Oturanlar (soldan sağa): Şenol Çorlu, Aykut Yiğit, Kazım Korur, Turgay Poyraz, Yenal Kaçıra. (ayaktakileroturanlar.com)

Böylece,  Sakaryaspor’daki futbol hayatı kalıcı bir hal alır Tuna Güneysu’nun. Yeşil-siyahlı takımın Türkiye Birinci Ligi’ndeki ilk sezonu oldukça başarılı geçer ve ligi beşinci sırada tamamlar. 1983-84 ve 1984-85 sezonları da altıncılıkla sonuçlanır. O sezon askere giden Tuna Güneysu, ertesi sezon Türkiye İkinci Ligi’nde mücadele eden Üsküdar semtinin köklü takımı Anadolu’da forma giyer: “Sezon bitti, daha askerim. Üsküdar Anadolu’da Mehmet Saruhan diye bir arkadaşım yöneticiydi. Beni geldi aldı. Bir sene askerken orada oynadım. Kaleci Eser, stoper Yaşar, öbür stoper Beşiktaşlı Ömer Gülen. Sağ bek Kasım, sol bek Mehmet diye bir çocuk. Galatasaraylı Rıdvan Kılıç. Ayhan Akbin santrfor. Ben varım. Var da var. Yerli Cosmos. Fakat matematiksel olarak ilk üç ayda şampiyonluktan düştük.”

 

Bir sene Anadolu takımında oynadıktan sonra 1986-87 sezonunda Sakaryaspor’a döner Tuna Güneysu: “Benim Anadolu’ya geldiğim sene Sakaryaspor düştü. Sonra askerlik bitti Sakarya’ya döndüm, tekrar çıktık.   Aslında Anadolu’yla iki yıllık mukavele yapmıştım. Allah ona uzun ömür versin, Üsküdar’da Arif Tafşın diye Sakaryalı bir idareci vardı. Benim bonservisimi verdi. Askerde bir başçavuş vardı, aynı zamanda Denizlispor’da yardımcı antrenörlük yapmıştı. Beni nasıl arıyor, telefon yok o zaman. Ben de hanımla tatildeyim. Bonservisi Sakarya’ya vermişim. Buldu beni. ‘Tuna Allahını seversen gel, büyük para verecekler,’ dedi. Fakat söz verdiğim için Denizlispor’un verdiği paranın üçte birine geldim Sakarya’ya.”

1986-1987 sezonunda teknik direktör Necdet Niş yönetiminde 2. Lig’de şampiyon olan Sakaryaspor. Ayaktakiler: Turhan Sofuoğlu, Serdar Şenkaya, Tuna Güneysu, Nezihi Tosuncuk, Neşet Muharremoğlu, Oğuz Çetin. Oturanlar: Sinan Turhan, Aykut Kocaman, Özcan Kızıltan, Turgay Poyraz, Osman Yıldırım. (ayaktakileroturanlar.com)

Sakaryaspor 1987-88 sezonunda Türkiye Birinci Ligi’ne dönerken, Tuna Güneysu da o sezon son kez top koşturduktan sonra futbolu bırakır ve ardından antrenörlük hayatı başlar: “Futbolu Sakaryaspor’da bıraktım. Antrenörlük hayatım Karagümrük’te başladı. Şükrü Ersoy antrenördü orada, o bırakınca ben başladım. O sene üçten ikiye çıktık. Ondan sonra Pendik, Darıca derken tekrar Karagümrük ve tekrar şampiyonluk. Ama bu sefer BAL ligindeydik, gene şampiyon olduk. Üçüncü lige çıkınca üç ay devam ettik. Bir gün başkanla bir yönetim toplantısında tartıştık. Çıktım gittim. Tekrar Darıca’yla anlaştım fakat 1999’daki büyük deprem olunca ligden çekildi takım. Bir dönem Düzcespor, yarım dönem Sakaryaspor’u çalıştırdım. Genç milli takımı çalıştırdım, ardından üçüncü ligdeki Küçükçekmece’yi çalıştırdım. Sonra Erdoğan’la (Arıca) birlikte Süper Lig’deki Malatya’ya gittik. Fakat kısa sürdü. Transferler yapılmadığı için Erdoğan ayrıldı, ben de ayrıldım.”

18 Mart 1979'da İzmir'de Malta'yı 2-1 yenen milli takım. Ayaktakiler: Necati Özçağlayan (Trabzonspor), Şenol Güneş (Trabzonspor), Sedat Özden (Bursaspor), Erhan Önal (Standard Liege), Cem Pamiroğlu (Fenerbahçe),Tuna Güneysu (Fenerbahçe). Oturanlar: Bahtiyar Yorulmaz (Bursaspor), Turgay Semercioğlu (Trabzonspor), Necdet Ergün (Trabzonspor), Mustafa Denizli (Altay), Fatih Terim (Galatasaray). (ayaktakileroturanlar.com)
Fenerbahçe 1979-80. Ayaktakiler (soldan sağa): Raşit Çetiner, Cem Pamiroğlu, Adem İbrahimoğlu, Ali Kemal Denizci, Tuna Güneysu, Erol Togay. Oturanlar (soldan sağa): Müjdat Yetkiner, Mustafa Arabacıbaşı, Mehmet Oğuz, İsmail Göksu, Yaşar Yiğit. (ayaktakileroturanlar.com)
1977-78 sezonunda bir kamp anısı. Tuna ve Antiç tavla oynarken İvançeviç seyrediyor.

Kulüp çalıştırıcılığını bırakan Tuna Güneysu artık Türkiye Futbol Federasyonu’nda  antrenör eğitmeni olarak görev yapıyor.

Sol baştaki Ömer Kaner 1976-77 sezonu sonunda Fenerbahçe'den ayrılmış, o yaz Radmilo İvançeviç ve Tuna Güneysu sarı-lacivertli takıma katılmıştı. 2014'te Antalya'da yapılan UEFA B kursuna katılan Ömer Kaner ve Tuna Güneysu, o sırada takımını hazırlık kampına getiren İvançeviç'le bir arada. (Fotoğraf: Oben Meralbaysal)
No Comments

Post A Comment