Dinyakos | Semih Tüzün – Hava Toplarının Hakimi
979
post-template-default,single,single-post,postid-979,single-format-standard,qode-quick-links-1.0,ajax_updown,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode-theme-ver-11.0,qode-theme-bridge,wpb-js-composer js-comp-ver-5.1.1,vc_responsive

Semih Tüzün – Hava Toplarının Hakimi

Futbol tarihimizde yetenekli olduğu halde sakatlık yüzünden sahalara erkenden veda etmek zorunda kalan nice futbolcudan biri Semih Tüzün. Eyüp’te başlayan futbol yaşamında, nice İstanbullu genç futbolcu gibi onun yolu da Ali Mortaş’la ve İstanbulspor’la kesişmiş. Kısa bir Fenerbahçe macerasının ardından son durak İzmirspor olmuş. Lakin bitmek bilmeyen sakatlıklar sonucu otuzuna varmadan futbolu bırakmış. Hayat hikâyesini ondan dinliyoruz: “1940’ta Eyüp’te doğdum. Aile büyüklerimizi Kazım Karabekir Paşa Kars’tan getirmiş. Besteci Ferit Tüzün benim amcamın oğludur. Benim babam posta müvezziiydi. Babaları Feshane fabrikasının başkatibiymiş. Babam 16 yaşındayken babasını kaybedince Kazım Karabekir Paşa onu postaneye sokmuş. Biz iki erkek iki kız, toplam dört kardeştik. En büyükleri benim. Top oynamaya çocukken mahalle arasında başladık. Eyüp’te Celal Hoca vardı, takımın malzemecisiydi ama bizi yetiştiren o. Genç takıma bakardı. Vefa’da malzemecilik yapmış, orada da çok adam yetiştirdi. Beni de 16 yaşındayken Eyüp genç takımına aldı. Oradan İstanbulspor genç takımına geçtim.”

İstanbulspor’a nasıl geçtiğini şöyle anlatıyor Semih Tüzün: “Celal abi, Ali Mortaş’ın sağ koluydu. Ben Eyüp genç takımında oynarken, ‘İyi bir futbolcu var, hemen kap’ diyor. Ali Mortaş beni görmeye geldi. Ben son derece zayıf bir çocuğum o zaman. Meğer bende apandist varmış. Bir gün maç sırasında bayıldım. Mortaş beni hemen Gureba Hastanesine götürmüş. Hemen ameliyat ettiler. Nur içinde yatsın, Mortaş bana nasıl baktı biliyor musun. Nargile içerdi o. Laleli’de bir nargile kahvesi vardı, orada otururdu. İki üç günde bir giderdim kahveye, bana iki onluk verirdi. ‘Yemek yemen için veriyorum,’ derdi. Arap Ahmet, Erkan Velioğlu, Nazım, ben, Ercan Aktuna – İstanbulspor genç takımının kafa oyuncularıydık. Herkes sıraya girerdi, 5 lira alırdı. Ben aldıktan sonra, ‘Sen bir daha sıraya gir,’ derdi. İstanbulspor futbolcu makinesiydi o zaman. Eğer genç takımda güzel oynuyorsan, ertesi gün A takımda oynardın. Hiçbir takımda olmadı bu. Hiçbir takım İstanbulspor kadar futbolcu üretmedi. Ali Mortaş Acem kökenliydi, halı tüccarıydı. Baba Hakkı’nın Eminönü’nde, Yeni Cami’nin arkasındaki büyük bir handa avukat yazıhanesi vardı. Ali Baba’nın yazıhanesi de oradaydı.”

İstanbulspor genç takımı, 1957-58. Ayaktakiler (soldan sağa): Hüseyin Yazıcı, Garbis Parsehyan, Nazım Çamlıbel, Melih, Turan Oğuş, ?, ?.

Oturanlar: ?, Semih Tüzün, Turan, Ahmet Şahin.

1957’de İstanbulspor genç takımına giren Semih Tüzün, Milli Lig’in ilk sezonunda (1959) A takımda oynamış. Hava toplarına hakimiyetiyle dikkat çekince, genç milli takıma da seçilmiş. “İstanbulspor genç takımında bir sene oynadım. Bir sene de A takımda oynadım. Milli Lig kuruldu 1959 senesinde. Toplam iki senem orada geçti. O sırada genç milli takıma da seçildim 1959’da. Bulgaristan’a turnuvaya gittik. Cihat Arman ile Gündüz Kılıç antrenörümüzdü. Maçların arasında geziye götürüyorlardı bizi. Bir dağa çıkardılar. Her taraf kar kaplı. Katılan bütün takımlar orada. Gündüz abinin karısı Melahat abla da geziye katılmıştı. Gündüz abi dağa gelmemişti o gün. ‘Eyüplü, Melahat sana emanet,’ dedi. O sırada İtalyanlar, Bulgarlar kartopu atmaya başladı birbirine. Bir kartopu Melahat ablanın kulağına geldi. Küpe kulağını yırtınca kanamaya başladı. Gündüz abiye nasıl mahcup oldum, anlatamam.”

Genç milli takım oyuncuları Bulgaristan’da Gündüz Kılıç’la birlikte.

Genç milli takım Bulgaristan’ın Pazarcık şehrinde 27 Mart 1959’da oynadığı İtalya maçında rakip takımla birlikte seremonide.

İstanbulspor dönemi toplam iki sezon sürmüş Semih Tüzün’ün. Fakat birçok sarı-siyahlı futbolcu gibi üç büyük takımdan birine değil, eski kulübüne dönmüş. “Erkek kardeşimin kayınpederi Osman Özer İstanbul milletvekiliydi. Bizim mahallemizin abisiydi. Ben o zaman genç milli takımdan döndüm, İstanbulspor’da oynamaya başladım. Benim esas yerim santrhaftı ama orada sağ bek oynuyordum. Sezon bitti, beni Karagümrük kaçırdı. Fakat ben bir gün evvel kahvede otururken Osman abi yanıma gelmişti. ‘Eyüp takımına geleceksin, sana 5.000 lira verdireceğim,’ dedi. 1959 senesinde iyi paraydı. Akşam bana imza attırıp parayı verdiler. Ertesi gün kahvede otururken Karagümrük amigoları beni alıp Fahri Somer’in önüne getirdiler. Fahri Somer, ‘Sana 15.000 lira vereceğim,’ dedi. Ben kabul edince, ‘Sen şimdi git, kimseye söyleme,’ dedi. Fakat Eyüplü idareciler evrakı akşamdan muameleye koymuşlar. Fehmi Tuna diye bir idareci vardı, çok kurnazdı. Ertesi sabah Karagümrüklü idareciler Sıraselviler’deki bölge müdürlüğü binasına geliyorlar. Fakat bakıyorlar iş bitmiş. Eyüplüler beni alıp Erdek’e kaçırdılar.”

Semih Tüzün (soldan altıncı) Eyüp’teki ilk yıllarında.

İstanbul’un tarihî kulüplerinden Eyüp, 1959-60 sezonu İstanbul Profesyonel Mahalli Ligi’nde Taksim takımıyla büyük bir çekişme yaşadıktan sonra şampiyonluğu kazanmış. “O sezon Eyüp’te santrhaf olarak oynadım. Mahalli Lig’de Taksim takımı vardı, Beyoğluspor vardı. Taksim’de Vefalı Garbis oynuyordu. Topa Eyfel Kulesi gibi dikiliyordu ama onun üstünden kafayı vuruyordum. Eyüp şampiyon olduğu zaman bizi Galip abi (Vefalı Galip Haktanır) çalıştırmıştı. Çok farklı bir adamdı. Nasıl koşturuyordu biliyor musun? Adamı kemik gibi yapıyordu.”  O sezon Eyüp kulübü için talihsiz bir şekilde noktalanmış. Eflatun-sarılı takım Mahalli Lig’de şampiyon olunca Milli Lig’e terfi maçlarına katılmaya hak kazanmış. Fakat tam o sırada 27 Mayıs 1960 askerî darbesi gerçekleşince, takımın Demokrat Partili yöneticileri Yassıada’da hapsi boylamış. Futbolcular bozuk moralle çıktıkları Adapazarı’ndaki baraj maçlarında başarılı olamamışlar.

İstanbul Profesyonel Mahalli Ligi 1959-60 sezonunda şampiyonluğu belirleyen Eyüp-Taksim maçında,

Taksim kaptanı Varujan’ın şutu Eyüp kalesinin üstünden avuta çıkarken Semih dikkatle izliyor.

O sezonun sonunda askere gidince, iki sene herhangi bir sivil kulüpte oynama şansından da mahrum kalmış yetenekli futbolcu. “O sezon çok iyi top oynadım. Beşiktaş’ın amigoları beni Eyüp’ten kapıp Baba Hakkı’nın önüne getirdiler. Baba Hakkı bana, ‘Seni Beşiktaş’a alacağım, erkek sözü ver bana,’ dedi. Ben de söz verdim. Ama beni Fenerbahçe de istiyor. Ben o zaman amatör milli takımdayım. Amatör milli olanlara profesyonel transfer yapılmıyordu. O zaman ben de doğrudan askere gittim. Acemi birliğim Edremit’teydi. Orada Karagücü’nde oynadım. Sonra Ankara’ya gittim, Muhafızgücü’nde oynadım. Muhafızgücü’nde oynarken Türkiye Kupası’nda Trabzon İdman Ocağı ile maç yaptık. Ahmet Suat Özyazıcı İdman Ocağı’nın kaptanıydı. Bizim takımda bir başçavuş vardı. Hakem sürekli aleyhimize karar verince iki tane çaktı. Hakem binbaşıymış, bizim başçavuşu askerî mahkemeye verdiler. Ordu milli takımında da oynadım. En kral top oynadığım zaman iki senem güme gitti.”

Silahlı Kuvvetler şampiyonasında birinci olan Kara Kuvvetleri takımı (26 Kasım 1961). Üst sırada kaleci Özcan Arkoç, soldan üçüncü

Feriköylü Necdet Atsüren, beşinci Zeynel Soyuer. Alt sıra sol başta Semih Tüzün, yanında Ankaragüçlü Halim Kütükçüoğlu.

Soldan dördüncü İsmail Kurt, yanında Adana Demirsporlu Cengiz Atahan.

Askerlik bitince nihayet büyük bir kulüpte oynama şansı doğmuş, fakat bu kez de sakatlık yüzünden fazla forma giyememiş talihsiz futbolcu. “Lisansım Eyüp’teydi. Askerliği bitirince döndüm. 1963-64’te Eyüp’ten Fenerbahçe’ye geçtim. Hayat kısmet. Bana Fenerbahçe’nin on yıllık santrhafı gözüyle bakıyorlardı. Bursa’ya maça gittik, beni denediler. Orada çok iyi oynadım. Burada Kasımpaşa’yla bir maç aldılar. Askerden döndükten sonra Eyüp’te oynarken bir maçta lifim atmıştı. Yalova’ya gittim, iyi oldum gibi geldi. O Kasımpaşa maçının 40. dakikası civarında lifim tekrar attı.  Üç buçuk ay top oynayamadım. O zaman bugünkü imkânlar yoktu. Bizi Kokotoviç diye biri çalıştırıyordu. Ayağım geçti gibiydi. Bir idmanda bana bir hareket yaptırdı. Ayağımı bir kaldırdım, çat diye bir daha attı. Üç-dört ay daha gitti. Fener’de toplam üç veya dört maç oynayabildim. Bir tanesi de Lefter abinin jübilesiydi.”

1963’te kurulan Bursaspor ilk maçlarından birini 8 Temmuz 1963’te Fenerbahçe ile oynamıştı. Semih Tüzün’ün

ilk kez Fenerbahçe forması giydiği bu maçtan önce iki takımın futbolcuları bir arada görülüyor.

Fenerbahçe’den sonraki takımı İzmirspor olmuş. 1964-65 sezonunda İzmirspor’a nasıl transfer olduğunu şöyle anlatıyor Semih Tüzün: “Sezon sonunda Büyük Fikret’e gittim. ‘Bana müsaade edin, oynayabileceğim bir takıma gideyim çünkü para kazanmam lazım,’ dedim. ‘Sen bu sene kal, oynayacaksın,’  dedi. Amatör statüm devam ediyordu. Kalsam 5.000 lira vereceklerdi. Büyük Fikret’ten rica ettim. Düşündü, düşündü, ‘Ben sana haber vereceğim,’ dedi. İki gün sonra gittim, İzmirspor’un beni istediğini ve 20.000 lira teklif ettiğini söyledim. ‘Ben fakir bir ailenin çocuğuyum,’ deyince tamam dedi. Biz Tuncay’la beraber transfer olduk İzmirspor’a. Ayağımdaki sakatlık geçmişti ama ufak bir arıza vardı. Hafif çekiyordu bacağım. İzmirspor’a gidince orada  tedaviye devam ettik. Sami Özok bana bir hap verdi. Kan dolaşımını hızlandırıyordu. Ayağımı geçirdi o hap.”

İzmirspor’un 1964-65 sezonuna ait bir kadrosu. Ayaktakiler (soldan sağa): Bülent Buda, Semih Tüzün, Remzi Durmuş, Tuncay Becedek,

Sezen Kadıoğlu, Erkan Tuncel, Doğan Akı. Oturanlar: Faruk Kutyol, Ergün Acuner, Cenap Öztezel, İrfan İrkörücü.

Hava toplarına hakimiyetiyle İzmirspor’da santrhaf mevkiinin değişmez adamı olmuştu Semih Tüzün. O yılların adam adama markaj yapılan futbol sisteminde, santrhafların en önemli görevi santrforu tutmaktı. Beğendiği santrforları sorduğumuzda şu cevabı veriyor: “İbrahim Toker (İstanbulspor) kadar güzel havaya kalkan bir adama rastlamadım. Kule gibi yükselip kafayı vururdu. Metin’in de taymingi iyiydi. Top en yüksekteyken kafayı vurmak önemli. Top alçalmaya başladıkça başkaları da ortak olur ona. Ben de kafa toplarında çok iyiydim. Onlardan kafa topunu alırdım. Herkes buna Allah vergisi diyordu ama öyle değil, bunun tekniği var. Boyum uzun değil aslında, 1.76 ama taymingim iyiydi. Ben çocukluğumda yolda giderken kalkıp ağacın dalına kafa vururdum.”

Hava toplarına hakimiyeti iyi olan Semih Tüzün’ü rakip kalede gol ararken gösteren iki fotoğraf.

Soldaki fotoğraf Hacettepe-İzmirspor maçı, sağdaki fotoğraf da Gençlerbirliği-İzmirspor maçına ait.

Semih Tüzün İzmirspor’daki ilk sezonunun ardından, İstanbul’dan yeni futbolcuların transfer edilmesine katkıda bulunmuş. Ünlü foto muhabiri İsmet Gümüşdere’nin kardeşi Cemil’in İzmirspor’da futbol oynamasına vesile olmasını şöyle anlatıyor: “Cemil Gümüşdere Eyüp’ten arkadaşımdı. Galatasaray’a transfer oldu, 35.000 lira para aldı. Tekniği çok yüksekti fakat biraz psikopattı. Antrenmanlara gitmemeye başladı. Araba aldılar, vurdu filan. Kahvede yatıyordu. Biliyorum ki sürünüyor. İki ay benim yanımda dursun, kendine baksın, en kral takımda oynar. Tarık (Gençay) abi filan İstanbul’a futbolcu aramaya geldik. Kasımpaşa’dan Raşit’i, İstanbulspor’dan Nazım’ı aldık. Sonra Bakırköy’de Cemil’i bulduk. Uzaktan gören birinin futbolcu deme şansı hiç yoktu. Killing gibi bir tipti. Tarık abi bunu görünce, ‘Git ulan, kovduracak mısın beni,’ diye çıkıştı. ‘Sen karışma abi, mesulü benim,’ dedim. Lisansı Eyüp’teydi. Kulüp 3.000 lira istedi. Parayı Tarık abiden alıp gittim, lisansı aldım. İzmir’e gittik. Cemil benim yanımda kalıyor. Parası, pulu yok, ben bakıyorum. Sezon açılışı var, idareciler herkes geldi. Altı-yedi idareci vardı, çağırdılar beni. ‘Verdiğimiz paranın helali hoş olsun ama bunu gönder dediler.’ O sözleri bana çok koydu. ‘O oynamazsa suratıma tükürün,’ dedim. Antrenmanlar başladı, bir ay falan geçti, Cemil dirilmeye başladı. Nereye koyarsan oynar. Oyun zekâsı yüksek. Sol bekte bir yer açıldı. İstanbul’a, Feriköy maçına geliyoruz. Feriköy’ün o zaman hızlı zamanı. Fakat o gün Cemil sahanın en iyisiydi. Bir müddet sonra Fenerbahçeli İsmail (Kurt) abiyle karşılaştık, o da sol bek oynuyordu. ‘Köfte’yi milli takıma sol bek olarak düşünüyorlar, haberin var mı?’ diye sordu.

Cemil Gümüşdere’nin yer aldığı bir İzmirspor kadrosu 1965-66 sezonunda İstanbul’da. Ayaktakiler (soldan sağa): Doğan Akı, Semih Tüzün, Tuncay Becedek,

Sezen Kadıoğlu, Cemil Gümüşdere, Erol Karayalçın, Tanzer Sencer. Oturanlar: Mehmet Ulusoy, İbrahim Ayhan, Turgay Meto, Raşit Dağdeviren.

İzmirspor’da dört sezon geçirmiş Semih Tüzün. Sakatlıklar yakasını bırakmadığı için takımda düzenli olarak yer alamamış. “Fenerbahçe’den sonra da çok sakatlık geçirdim ama yine çıkıp oynuyordum. Tarık abi, ‘Dur orada yeter,’ derdi. 10 metre sağa, 10 metre sola koştum mu yetiyordu. Eskiden toplar hep havadan geliyordu. Hepsi benim kafama geliyordu. Tarık abi severdi beni. Haftada iki üç gün akşamları birlikte yemek yerdik.” Nihayet bir gün yan bağlar kopmuş ve futbola noktayı koymuş.  “Doktor Ali Uras’a ameliyat oldum ama bir daha top oynayamadım. 28 yaşında futbolu bıraktım. Eskiden oynamadın mı gittin, ne para ne pul. Şimdi oynamasan da para alıyorsun. İzmirspor’dan sonra Altınordu’da bir sezon geçirdim ama hiç oynayamadım. Ayağım menisküs oldu. Ameliyattan sonra top oynayamadım. Sadece antrenmanlara çıkabildim.” Futbolu bıraktıktan sonra Türk Hava Yolları’nda kargo memuru olarak çalışmış ve oradan emekli olmuş Semih Tüzün. Çeşitli dönemlerde, özellikle düşme sıkıntısı yaşadığı anlarda  Eyüp’ü çalıştırmış. “Küme düşme tehlikesi başladığı zaman çağırıyorlardı. Fakat sürekli antrenörlük yapmayı düşünmedim. Antrenörlük için teklif edilen ücreti zaten işimden kazanıyordum.”

Alsancak Stadı’nda bir İzmirspor-Fenerbahçe maçı.

Son sözü, İzmirspor’da Semih Tüzün’le bir sezon birlikte oynayan Bülent Buda’ya bırakıyoruz. Usta kalem, Milliyet gazetesindeki köşesinde onun için şu satırları yazmış: “Boyu-posu, oynayışı tarif edilebilirdi de; insana yaklaşımı, hayata bakış açısı, yüzündeki o muzip gülümseme, o yürüyüş biçimi ve de her şeyiyle açık, gizlemediği dobra halini yaşamak gerekirdi. İnsan yanı, sevecenliği, vericiliği, karşısındakine takılırken de, ona takılanlara da gösterdiği hoşgörü, incelik, espri yüklü imbikten damlatılmış, yapmacıksız bir yaşam felsefesi…  Semih Tüzün, savunmanın göbeğinde santrhaf oynardı. Kişiliğinin gücünü, salt takım arkadaşlarına değil, rakiplerine de bir tür çekim merkezi oluşturarak yansıtabilen, ender rastlanılan bir futbol filozofuydu.”

SEMİH TÜZÜN'ÜN FOTOĞRAF ALBÜMÜNDEN

Genç milli takım Mart 1959’da Moda’daki meşhur Mano Palas otelinde kampta. 1: Orhan Pişirgen (Bursa Çekirge), 2: Turan Oğuş (Sarıyer), 3: Özkan Şendir (Kasımpaşa), 4: Yılmaz Yücetürk (FB), 5: Selim Soydan (BJK), 6: Cihat Arman (antrenör), 7: Sabri Dino (GS), 8: Semih Tüzün (İstsp.), 9: Nazım Çamlıbel (İstsp.), 10: Nurettin Şengezer (Adana Milli Mensucat), 11: Rafet Keleş (Adana Seyhanspor), 12: Talip Akkuş (Adana İdman Yurdu), 13: Çetin Noyan (Adalet), 14: Cengiz Atahan (Adana DS), 15: Uğur Öztürkmen (GS), 16: Mustafa Kemalöz (Adana Osmaniye), 17: Can Büyükvardar (Karagümrük).

Genç milli takım seçmelerine hazırlanan İstanbul genç karması bir maçta. Ayaktakiler (soldan sağa):  Erol (Beykoz), Aydın (Beykoz), Ercan Aktuna (İstsp), Erdoğan (GS), Önder (Altınok), Yılmaz Yücetürk (FB), Nazım Çamlıbel (İstsp). Oturanlar: Çetin Noyan (Adalet), Semih Tüzün (İstsp), İbrahim (Tekel), Selim Soydan (BJK).

Genç milli takım kafilesi Bulgaristan’da, Osmanlı döneminden kalma bir caminin önünde.

Türkiye ve Romanya genç milli takımları 25 Mart 1959’da, Bulgaristan’ın Dimitrova şehrinde oynadıkları

Avrupa Junyorlar Kupası maçından önce bir arada.

27 Mart 1959’da Bulgaristan’ın Pazarcık şehrinde oynanan İtalya maçında (0-4) genç milli takımımızın yediği gollerden biri.

1959-60 sezonunda İstanbul Profesyonel Mahalli Ligi şampiyonu olan Eyüp. Ayaktakiler (soldan sağa): Alpay Özsu, Teoman Çakır,

Yavuz Çoker, Semih Tüzün, Vedat Dömeke, Şefik Alnıak, Süleyman. Oturanlar: Nihat Şar, Ömer Yüksel, Hüsnü, Kemal Almışlar.

Eyüplü futbolcular 1-0 kazandıkları Taksim maçının ardından umumi kaptan Süleyman Doğan’ı omuzlarına alarak şampiyonluk sevinci yaşıyorlar.

Akdeniz Oyunları’na hazırlanan amatör milli takım, 1959 yazında Moda’da kampta.

Edremit Karagücü bir maçtan önce rakip takımla bir arada. Semih Tüzün sol baştaki futbolcu.

Edremit Karagücü’nde üç Birinci Lig oyuncusu bir arada.

Semih Tüzün, Abdullah Topluoğlu (Ankara Demirspor)

ve (oturan) Tayyar Cavcav (Hacettepe, Ankaragücü).

Muhafızgücü takımı ilk kez düzenlenen Türkiye Kupası’nda Turhal Şekerspor ile yaptığı maçtan önce, Turhal yüzme havuzunun önünde (26 Ağustos 1962).

Fenerbahçe, 3 Ağustos 1963’te oynadığı Kasımpaşa maçının öncesinde. Soldan sağa: Aydın Yelken, Nedim Doğan, Semih Tüzün,

Özcan Köksoy, Tuncay Becedek, Birol Pekel, Ali İhsan Okçuoğlu, Şenol Birol, Şeref Has, Hazım Cantez, Lefter Küçükandonyadis.

Fenerbahçeli futbolcular bir deplasman yolculuğu öncesinde Şişhane’deki THY binası önünde.

Fenerbahçe Stadı’nda bir antrenman. Önde koşan kaleci Hazım Cantez. Arka sıradakiler (soldan sağa)

Özcan Köksoy, Aydın Yelken, antrenör Kokotoviç, Semih Tüzün ve Şenol Birol.

Bir Beşiktaş-İzmirspor maçı. Semih Tüzün, Suat Mamat ve Ahmet Şahin’in

arasından topu kafayla uzaklaştırmış. Tuncay Becedek (6)ve Turgay Meto (8) izliyorlar.

Bir Feriköy-İzmirspor maçında Rıdvan Kaner ile mücadelede.

“İzmirspor’da üç ay maaş vermediler. İsyan çıkardım. Şu karşımdaki umumi kaptan.”

İzmirsporlu futbolcular (soldan) Tanzer Sencer, Faruk Kutyol, Erkan Tuncel,

Sezen Kadıoğlu ve Semih Tüzün.

Farklı dönemlerde oynamış eski Eyüplü futbolcular bir yazlık maçta. Ayakta soldan ikinci Semih Tüzün, yanında

Haldun ve Kemal. Sağdan ikinci Şefik Alnıak. Alt sıra sol başta Üzeyir Koşar ve ortada Adnan Dinçer.

No Comments

Post A Comment