Yaşar Mumcu: Atmaktan Çok Attırmayı Düşünüyordum

Henüz Trabzonspor’un kurulmadığı yıllarda, Trabzon’un genç ve yetenekli bir futbolcusu olarak Göztepe’ye gidecekken Ankara ekibi PTT’ye transfer olmuştu. İki sene sonra, ses getiren bir transfer ücretiyle Fenerbahçe’ye gitti. İki ayağını da iyi kullanabilmesiyle, kanatlarda ve santrfor mevkiinde aynı rahatlıkla oynayan Yaşar Mumcu, sarı-lacivertli kulübün tarihindeki en başarılı forvetlerden biri oldu. Futbolu bıraktıktan sonra çalışma hayatına atılan ve futbolseverler tarafından unutulan Yaşar Mumcu, uzun yıllar sonra UEFA Avrupa Ligi’nin kura çekimi nedeniyle tekrar gündeme geldi. Bu konuya aşağıda değineceğiz. Öncelikle Trabzon’da geçen çocukluk ve gençlik günlerini ondan dinliyoruz:

“Ayağımda Dinyakos ayakkabılar. Ankara’da oynarken de, İstanbul’a geldiğimizde Dinyakos yaptırıyorduk.”

“4 Kasım 1942 Akçaabat doğumluyum. Trabzon’a 12 kilometre mesafedeydi eskiden; şimdi bitişti, arası tamamen doldu. Ben yedi kardeşin en küçüğüyüm. Ben 16 yaşındayken babam vefat etti. Akçaabat çok zengin bir kazaydı çünkü tütün yetişiyordu. Tütün çok para ettiği için bütün kazaların en zengini Akçaabat’tı. Ama çok da zahmetli bir işti. Bizim işimiz de tütüncülüktü, çiftçilikti. Ben futbola, bezlerden top yapıp mahalle arasında, çayırlarda, bahçelerde oynayarak başladım. Ben 15 yaşlarındayken yedi sekiz tane mahalle takımı vardı bizim orada. Lisede de oynamaya devam ettik. Herhalde beğendiler ki, bizim kazanın Sebat Gençlik takımına aldılar beni. O vakit yaşımız tutmuyordu, en büyük ağabeyimden izin aldılar, lisanslı oyuncu oldum. Lise son sınıftaydım, oynamaya başladım. 1960 senesiydi, daha Trabzonspor yoktu ortada. Trabzon mahalli ligi vardı. Ahmet Suat Özyazıcı ile karşılıklı oynadık. Ben Sebat’taydım, onlar Ocak’taydı (Trabzon İdman Ocağı). İdman Ocağı, İdman Gücü, Martıspor, Erdoğduspor, Yolspor – böyle 15 civarında takım vardı. En kuvvetli takımlar İdman Ocağı ve İdman Gücü’ydü.”

Sebat Gençlik formasıyla.

Hangi mevkilerde oynamıştı? “Futbol hayatım boyunca hep forvet oynadım. Sağda da, solda da, ortada da oynadım. Ben daha çok açık oynadığım için atmaktan çok attırmayı düşünüyordum. Fakat iki ayağımı da kullandığım için santrfor garipsediğim bir yer değil. Ama ben kendi kendimi öyle yetiştirdim Akçaabat’tayken. Hepimiz sezon açılacağı zaman o futbol sahasını gidip temizledik, o taşlardan. Kale direklerini biz diktik, çizgileri çektik. Antrenmanları o sahada yapardık, maçları Trabzon’da Hayri Gür Stadı’nda oynardık. Bir o saha vardı, bir de yanında üç tane antrenman sahası vardı. Trabzon takımları o sahalarda yapardı antrenmanları.”

Sebat Gençlik takımı. Yaşar Mumcu kalecinin yanında.

1963-64 sezonunda, Ankara ekibi PTT’ye transfer olmuş Yaşar Mumcu. Yazının girişinde bahsettiğimiz bu hayli ilginç transferin hikayesini ondan dinliyoruz: “Sebat Gençlik’te üç senem geçti. Beni çok istediler Ocak’tan ama Göztepe’ye giderken PTT’li oldum. PTT beni önceden denemişti. İki üç tane hazırlık maçına çağırdılar. Onlar Samsun’a gelmişti iki gün, iki defa da Sivas’ta hazırlık maçlarına getirdiler. Beni istiyorlar. Fakat Trabzon PTT’de çalışan bir Ocaklı benim istendiğimi bana bildirmiyor. Saklıyorlar yazıyı. Bizim fizik öğretmeni vardı. Onun kayınbiraderi o zaman Göztepe’nin başkanıymış. Ona, ‘Trabzon’da çok iyi oyuncular var,’ demiş. ‘O zaman bize bir iki tane futbolcu tavsiye et,’ demiş Göztepe başkanı. O da beni tavsiye etmiş. Ben uçağa bindim, İzmir’e gideceğim. O zaman Ankara’dan aktarmalı uçaklar. Bir gece Ulus’ta bir otelde yattım. Ertesi gün havaalanı servisinin kalkacağı yere doğru yürüyorum. Beni PTT yöneticilerine tavsiye eden Necdet Oralalp isminde bir hakem vardı, onunla karşılaştık. ‘Yahu Yaşar, neredesin oğlum sen?’ diye sordu. ‘Sizden bir ses çıkmadı, Göztepe çağırdı beni, gidiyorum,’ dedim. ‘Gel sen bir dakika,’ dedi. PTT Genel Müdürlüğü orada. Beni hemen ikinci başkanın yanına götürdü. ‘Yahu Yaşar, biz kaç defa PTT’ye haber yolladık,’ dedi. Ben durumu açıkladım, benden uçak biletimi istedi. Hemen bir yere telefon açtı, oraya uçak biletinin parasını yolladı. Bana hemen orada PTT’ye imza attırdılar, yoksa İzmir’e gidiyordum.”

PTT formasını ilk kez giydiği günlerde.

Böylece Yaşar Mumcu, henüz 21 yaşında, Trabzon mahalli liginden Türkiye Birinci Ligi’nde mücadele eden bir kulübe gelmiş. İki sezon boyunca Ankara’nın sarı-siyahlı ekibinde top koşturan Mumcu, o günleri şöyle hatırlıyor: “PTT’de ilk sezonumda Bedri Kaya diye bir hoca vardı. Emekli albaydı. Ertesi sezon Beton Mustafa geldi. Takıma hemen giremedim tabii, arada bir oynuyordum. Forvette Ankaragücü’nden gelen Ahmet abi ve Yücel vardı, onlar tabii daha yaşlı oyunculardı. Tanman vardı sağ açık; sol açık Yüksel vardı, Yüksel Aşkın. Çok iyi oyuncuydu, Eskişehirli bir çocuktu. Sonra Ankaragücü’ne geçti, acayip iyiydi. Biz ilk sene pek oynayamadık, Şükrü vardı, o da benim gibi ara sıra oynardı. Ziya aynı durumdaydı. Santrhaf Yusuf vardı, ben Fener’e geldiğim sene o da Beşiktaş’a geldi. Zekai abi vardı, Zekai Selli. Ankara’da bekar evimiz vardı Bahçelievler’de, bütün bekar futbolcular aynı evde kalıyorduk. Alt katta da Demirsporlu futbolcular kalıyordu. Bütün futbolcular arkadaşımızdı. Zaten o zaman kaç tane futbolcu var Ankara’da? Herkes birbirini tanıyordu.”

PTT takımı, 1964-65 sezonunun devre arasında, İstanbul’da düzenlenen Spor Toto Kupası’nı Fenerbahçe ve Göztepe’yi yenip Beşiktaş’la berabere kalarak kazanmıştı. Fotoğraf Ankara’daki bir maçta bu kupayla çekilmiş. Ayaktakiler: Cavit Gökalp, Yücel Öngelen, Yusuf Katırcıoğlu, Yılmaz Yücetürk, Yaşar Mumcu, Ahmet Demirkale, Yetik Ferizcan. Oturanlar: ? , Nihat Fırat, Feridun Köse, Yüksel Aşkun.

PTT’deki ilk sezonunda lig maçlarının yaklaşık yarısında forma giyebilen Yaşar Mumcu, 1964-65 sezonundaysa ilk on birin değişmez futbolcusu olmuş ve 30 lig maçının tamamında oynamıştı. Gittikçe artan performansıyla Milli Takım seçicilerinin de dikkatini çekti ve A Milli Takım’da oynayan ilk PTT’li futbolcu oldu. Ay-yıldızlı formayı ilk kez Ankara’da, Portekiz’e 1-0 yenildiğimiz maçta giyen Mumcu, PTT’de oynadığı dönemde iki milli maça daha çıktı. Bunun sonucu, büyük İstanbul kulüplerinin transfer listesine girdi ve o yıllar için hayli yüksek bir meblağla Fenerbahçeli oldu.

26 Eylül 1965’te oynanan, 2-0 kaybettiğimiz Polonya-Türkiye Ümit Milli maçı öncesi seremoni. Soldan sağa: Haluk Erdem (İstsp), Sanlı Sarıalioğlu (BJK), Cemal Topaloğlu (Beykoz), Yaşar Mumcu (FB), Nevzat Güzelırmak (Göztepe), Ziya Şengül (FB), Tuncer İnceler (Feriköy), Onursal Uraz (Hacettepe), Şükrü Birand (FB), Sabri Dino (BJK), Talat Özkarslı (GS).

Yaşar Mumcu’nun Fenerbahçe’ye transferi, Temmuz ayı boyunca spor sayfalarının birinci gündemi olmuştu. Bir ara Beşiktaş’ın da devreye girmesiyle ortam iyice kızışmış ve sonunda Fenerbahçeli yöneticiler Ankara’ya giderek genç yeteneği kadroya katmıştı. Bu transferin ayrıntılarını şöyle anlatıyor Mumcu: “PTT’nin 160 bin lira borcu vardı. Fenerbahçe’nin verdiği parayla PTT o borcu kapattı. 40 bin lirada bana verildi. Toplam 200 bin liraya mal oldu transferim. Faruk Ilgaz, Emin Cankurtaran, Muhittin Bulgurlu Ankara’ya gelmişti. Fenerbahçe’ye transfer olduğumda bana teşekkür için bir kol saati hediye etti PTT. Bir de İstanbul’da bir maç yapıldı.” İstanbul’daki ilk gününde gazeteci Eyüp Karadayı’yla yaşadığı ilginç olayı da ondan dinliyoruz: “Düşün orada parayı verdiler bize, ufak ufak banknotlar. Koca bir deste. Gece orada mukaveleyi imzaladık, ertesi sabah döneceğiz. Para cebimde. Sabah uçakla İstanbul’a döndük, doğru kulübe. Bankaya gidecek vakit de yok. Eyüp abi Tercüman gazetesi için röportaj yaptı benimle. Formayı giyindik, sahaya çıktık. Kafada sektir diyor, ayakta sektir diyor; pozlar verdik. Ben tamam kaçıyorum dedim. ‘Yahu Yaşar niye acele ediyorsun? Daha millet resim çekecek,’ diyor bana. ‘Yahu Eyüp abi, para cebimde duruyor,’ dedim.”

Yaşar Mumcu’nun ilk sezonunda (1965-66) Fenerbahçe’nin bir maçtaki on biri. Ayaktakiler: Özcan Köksoy, Nedim Doğan, Hazım Canıtez, Şeref Has, Ercan Aktuna, Ali İhsan Okçuoğlu, Selim Soydan. Oturanlar: İsmail Kurt, Yaşar Mumcu, Ogün Altıparmak, Aydın Yelken.

Yaşar Mumcu, Fenerbahçe’ye katıldıktan sonra, lig şampiyonluğunun Beşiktaş’a kaptırıldığı ilk iki sezonu şöyle özetliyor: “Benim geldiğim sezon Fener’in hocası Oscar Hold’du ama devre arasında gitti, yerine Necdet Erdem ile Selahattin Torkal geldi. O sene benim dışımda İzmir’den Bülent gelmişti. Koko Burhan vardı, bir de İstanbulspor’dan Ercan’ı almışlardı. O sezon forvette Şenol ile Birol, Aydın, Ogün, Nedim, Ziya vardı. Çok iyi bir kadroydu ama antrenör değişikliğinin faydası olmadı.” Merak edip soruyoruz, o zaman hâlâ futbolcuların “dubluve” dediği WM sistemiyle mi oynanıyordu, yoksa 4-3-3’e geçilmiş miydi? “Yok yahu, hiçbir şey yok. Sen şurda, sen şurda diye diziyordu takımı antrenör, pek öyle sistem mistem yoktu. Ertesi sene Gegiç geldi. O çok iyi hocaydı. İlk kez haftanın beş günü antrenman yaptıran oydu. Daha önce iki gün yahut üç gün olurdu. O sezon (1966-67) ligin ikinci yarısında lideriz. Galatasaray maçına çıkacağız. Gegiç geldi, takımı yazdı. Fakat önemli bir oyuncu takımda yok. Hocayla münakaşa ettiler. Yöneticiler mecburen onu kadro dışı bıraktılar. Biz çıktık, maçı 3-1 aldık. Bir hafta geçti aradan. Yöneticiler hocayı dinlemediler, onu affettiler. Hocanın morali bozuldu, takımla ilgilenmeyi bıraktı. Sezon sonunu bekledi, sonra Eskişehirspor’a gitti. Yoksa o sezon kesin şampiyon olurduk biz ama adamın şevkini kırdılar. Takımın düzenini bozdular. Madem ceza verdi, bir ay sonra affedin. Takımı acayip iyi çalıştırıyordu. Eskişehir’i ne hale getirdi baksana.”

Abdullah Gegiç ve Fenerbahçeli futbolcular Dereağzı’nda idmanda.

Yaşar Mumcu, 14 Kasım 1965’te oynanan Fenerbahçe-Hacettepe maçı sonunda çekilen yukarıdaki fotoğrafı şöyle anlatıyor: “Fener’e ilk geldiğim sene. Bu çocuk Trabzonlu, Turan. Bir çamur deryası Dolmabahçe. O Hacettepe’de oynuyor. Maçın sonlarıydı. O zaman oyuncu değiştirme yok. Sakatlandım ama zorla maçı bitirdim. Bizim arkadaşların hepsi gitti, yürüyemiyorum. Turan Trabzon’dan arkadaşım. Beni sırtına aldı, getirdi. Bu da bizim masördü.”

Yazının girişinde de belirttiğimiz gibi Yaşar Mumcu, forvetin her pozisyonunda oynayabilen bir futbolcuydu. PTT’de olduğu gibi Fenerbahçe’de de kritik maçlarda attığı gollerle takıma büyük katkı sağlıyordu. Bu konuda şunları söylüyor: “PTT’den Fenerbahçe’ye santrfor olarak geldim ama orada açık oynuyordum. Balkan Kupası maçları vardı. Takımı yazdı tahtaya hoca. O zaman bizim santrfor Abdullah’dı. Ayrıca Zeki ve Salim vardı. Bir Romen takımıydı rakip. Ali Sami Yen’de oynuyoruz. Onları 3-1 yendik, üç golü de ben attım. 15 gün sonra Bulgar takımıyla oynuyoruz. Bir baktım yine takımı yazdı hoca, bu defa santrfor benim. O takımı da 3-1 yendik. O sene Balkan Kupası’nı aldık.” 1967-68 sezonu, bilindiği gibi Fenerbahçe tarihinin de en başarılı sezonlarından biri olmuştu. Sarı-lacivertli takım Balkan Kupası ve lig şampiyonluğu dışında, Türkiye Kupasını da ilk kez kazanmıştı. Ancak Yaşar Mumcu, geçirdiği sakatlık yüzünden ertesi sezon, Avrupa Kupası maçlarında forma giyememiş: “İki adalem de sakattı, ikisi birden kopmuştu. O yüzden Manchester City ve Ajax maçlarında oynayamadım. İngiltere’deki maçı tribünden seyrettim. Yavuz o gün acayipti, hayatının maçını oynamıştı.”

Fenerbahçe’nin 27 Kasım 1966’da, Altay’ı 4-1 yendiği maçta, Yaşar Mumcu, üç golünden birini atarken. Yerde kaleci Varol Ürkmez, sağda Tuncay Işıtan.

Fenerbahçe’de toplam sekiz sezon geçiren Yaşar Mumcu, 1973-74 sezonunda İkinci Ligde mücadele eden Sakaryaspor’a transfer olmuş ve futbol hayatının son iki yılını yeşil-siyahlı kulüpte geçirmiş. Aslında 1974-75 sezonu ortalarında futbolu bırakmış. “Sakarya’da çok iyi bir takımımız vardı. Galatasaray’dan Yavru Ayhan, İstanbulsporlu Haluk, Beşiktaşlı İhsan, Altınordu kalecisi Tamer vardı. Rahmetli Bora santrfordu, daha çok gençti o zaman. Burada bir amatör takımdan gelmişti. Sakarya’da ilk sene hocamız Bülent Giz’di. O sene şampiyonluk için çok çekiştik ama Trabzonspor şampiyon oldu. Ertesi sene Naci Özkaya geldi hoca olarak. Ancak o sene takım biraz bozuldu, iddiamız kalmadı. Ben yarıda bıraktım, Naci hoca da gitti.”

Sakaryaspor 1973-74. Ayaktakiler: İhsan Özbek, Ayhan Elmastaşoğlu, Bora Öztürk, Erol Hızal, Haluk Erdem, Erdal Akpınar. Oturanlar: Yaşar Mumcu, Tamer Kutlugün, Fuat Bayrak, Baykul Tüysüz, İbrahim Özgümüş.

Yazının başında da belirttiğimiz gibi Yaşar Mumcu futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük veya yöneticilik yapmayıp iş hayatına atılınca, sadece yakın çevresi tarafından tanınan biri haline gelmişti. Yaklaşık 35 yıl sonra gündeme gelip hatırlanması, bir zamanlar attığı bir gol sayesinde oldu. Ancak onu hatırlayan ülkemiz futbol camiası değil UEFA idi. Daha önce Fuar Şehirleri Kupası adıyla oynanan Avrupa’nın kulüpler düzeyindeki üç numaralı organizasyonunun kapsamı genişletilerek UEFA Kupası adını almıştı. Kupanın yeni adı ve formatıyla ilk maçları 14 Eylül 1971’de oynandı. O gece Fenerbahçe, Macar ekibi Ferençvaroş ile oynarken, Yaşar Mumcu’nun 59’uncu dakikada attığı gol, UEFA Kupasının ilk golü olarak tarihe geçiyordu. 2009-10 sezonu başlarken UEFA, bu kupanın adını ve formatını tekrar değiştirdi ve bu kez Avrupa Ligi adını verdi. Yeni kupaya katılacak takımların kura çekimi öncesi güzel bir jest yapan UEFA yetkilileri, ilk golü atan Yaşar Mumcu’yu Monaco’daki kura çekimine davet ettiler. Yaşar Mumcu bunun hikayesini de şöyle anlatıyor: “Bir gün rahmetli Serkan (Acar) aradı, biz de kulüpte briç oynuyoruz. Her gün öğleden sonra eskiler toplanıp briç oynarız. ‘Yaşar abi, böyle böyle bir durum var, gitmek ister misin?’ diye sordu. Hatta UEFA yetkilileri sağ olup olmadığımı, sağlık durumumu sormuşlar, gelebilir mi gelemez mi diye. Giderim dedim. Öyle gittik kuraları çekmeye. 2009’da Monaco’da olmuştu. Hatta Barcelona ile Shakhtar Donetsk arasında Süper Kupa maçı vardı, ona da davet ettiler, onu da seyrettik.”

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.