Naci Erdem: “Primiyer Klas” Bir Futbol Virtüözü

“1931’de şu karşıda gördüğün yerde doğdum. Orada babamın fırını vardı. Doğma büyüme buralıyım.” Karagümrük’te, Vefa Stadı’nın karşısında, ana caddeden on metre kadar içeride bir kahvehanede oturuyoruz. Bir zamanlar Fenerbahçe ve Milli Takım’ın değişmez santrhafı olan Naci Erdem, kahvehanenin geniş penceresinden parmağıyla caddenin karşısındaki binayı gösteriyor. Üçü erkek ikisi kız, beş kardeşin en küçüğü olan Naci Erdem’in futbol hayatı bütün yaşıtları gibi çocukken mahallede top namına bulduğu her şeyle oynamasıyla başlamış. İlkokulu Karagümrük’te, ortaokulu Zeyrek’te bitirmiş ve top sevdası yüzünden İstanbul Erkek Lisesi’nin 10’uncu sınıfından ayrılmış.

O tarihlerde İstanbul İkinci Kümede mücadele eden Karagümrük takımı, semtin birçok genci gibi onun da lisansını aldığı ilk kulüp olmuş. O günleri şöyle anlatıyor: “16 yaşında Karagümrük’te oynamaya başladım. Şimdi Vefa Stadı olarak bilinen Çukurbostan sahasında top oynamaya başladık. O zaman sahanın şekli farklıydı. Kalelerin biri cadde tarafında, diğeri sur tarafındaydı. İlk başlarda babam top oynamama kızardı ama sonra ‘Ne yaparsan yap,’ diyerek beni serbest bıraktı. Ben Karagümrük takımına girdiğimde İzzet vardı, iyi futbolcuydu. Cahit Candan kaptanımızdı. Galatasaray’a giden Küçük Ahmet – Ahmet Karlıklı bizde oynardı. Benden biraz büyüktü.”

1948-49 sezonunda İstanbul Üçüncü Küme’de şampiyon olan Karagümrük. Soldan sağa ayaktakiler: Turan Sevil, Cahit Candan, ?, Ahmet Karlıklı, Reşat Güzeldere, Nevzat Bilik, ?. Oturanlar: Naci Erdem, Şükrü Akinan, Fikret, İzzet Aksu.

Kırklı ve ellili yıllarda zarif üslubuyla kaleme aldığı yazılarıyla günümüze ışık tutan Muvakkar Ekrem Talu, 1958’de Yeni Gazete’deki köşesinde Naci Erdem’i ilk kez fark etmesini şöyle anlatıyor: “Dokuz sene kadar önceydi. Vefa Stadyomundaydım. Karagümrük antrenman yapıyordu. Sarı saçlı, tıknaz vücutlu bir genç dikkatimi çekti. Onu emsallerinden ayıran bir futbol şiiriyeti vardı üstünde. Topa giderken hareketleri ölçülü, muvazeneli idi. Kendini terazileyerek topa vuruyor, şutları meşin yuvarlaktan ses getiriyordu. Sordum, Naci dediler. ‘Karagümrüklü Sarı Naci çok iyi futbolcudur.’ Evet, Naci çok iyi bir futbolcuydu. Onun ölçüsünde ve mükemmeliyetinde ‘primiyer klas’ bir futbol virtüözünün uzun zaman gizli kalmayacağı muhakkaktı.” Naci Erdem çok genç yaşına rağmen, henüz Milli Lig’in kurulmadığı o günlerde, İstanbul İkinci Kümede mücadele eden Karagümrük’ün değişmez oyuncularından biri olmuştu. Kırmızı-siyahlı takımda çoğunlukla sağ açık olarak oynamasına rağmen tam bir görev adamı olduğunu, “Kaleci hariç her yerde oynadım. Zaman zaman santrfor oynayıp gol attığım da oldu,” diyerek ortaya koyuyor.

Karagümrük muhtemelen 1950-51 sezonu. Soldan sağa ayaktakiler: Turan Sevil, Cahit Candan, ?, Ahmet Karlıklı, Şükrü Akinan, Reşat Güzeldere, Ahmet Berman. Oturanlar: ?, ?, Fikret, Naci Erdem, İzzet Aksu.

1951’de askere alınan Naci Erdem havacı er olarak Kütahya’ya gitmiş. Buradaki birliğin takımı Havagücü’nde oynayan genç futbolcunun kaderi, Eskişehir’de yapılan bir maçta değişmiş. Daha sonra yıllarca Fenerbahçe’de beraber oynayacakları bir futbolcu onun yeteneklerini fark etmiş. “Biz maç için Eskişehir’e gittik. Basri Dirimlili de o sırada Ankara Havagücü’nde oynuyormuş. Basri Eskişehirlidir. Onlar da oraya maç yapmaya gelmişlerdi. Eskişehir-Kütahya Havagücü takımları arasında yapılan maçta beni görüp beğenmiş. ‘Bir adam var, onu muhakkak alın,’ demiş. Beni apar topar Ankara’ya aldılar. Böylece Havagücü takımına girdim.” Naci ve Basri gibi askerliğini yapan yetenekli gençlerin yanı sıra, daha sonra Ankaragücü’nde oynayan Şeyhmuz’un yer aldığı Havagücü, güçlü kadrosuyla Ankara Ligi’nde 1952-53 sezonunda şampiyonluğu kazanmayı başarmıştı.    

1952-53 Ankara Ligi Şampiyonu Havagücü. Naci Erdem üst sırada soldan ikinci, Basri Dirimlili orta sırada soldan ikinci. (Profesyonel dergisi)
Ordu futbol takımı 1952-53. Üst sırada soldan birinci Mehmet Ali Has, üçüncü Naci Erdem. Sağ başta Rıdvan Bolatlı. Alt sırada soldan birinci Hüsamettin Poyrazoğlu, ikinci “Beton” Mustafa Ertan. Sağ başta Basri Dirimlili. (Hayat Spor)

Askerlik hizmeti biten Naci Erdem’in yeni takımı Fenerbahçe oldu. Gerçi Havagücü’nde oynadığı sırada Ankara’da Fenerbahçe’yle bir maç yapmışlardı ama sarı-lacivertli takıma transfer olması yine bir tavsiye sonucu gerçekleşmişti. “Havagücü’ndeyken Ordu Milli Takımında da oynadık. Mehmet Ali Has da askerdi o sırada. Ordu takımında o sol iç, ben sağ iç olarak oynadık. O da Fenerbahçeli idarecilere, ‘Bu adamı alın,’ diye tavsiye etmiş. Ben öyle geldim.” Lakin Fenerbahçe’ye gelmesi, askerlik mesleğine özgü emir-komuta zinciri içinde gerçekleşmiş. O günleri gülümseyerek hatırlayıp anlatıyor: “Beni Beşiktaş da istemişti. Ben esasında Beşiktaş’a meyilliydim. Bizim muhit olduğu gibi Beşiktaşlıydı. Fakat beni Hava Kuvvetleri Komutanı çağırdı. ‘Ya Fenerbahçe’ye gidersin ya da seni Diyarbakır’a yollarım,’ dedi. Askerliğimin bitmesine daha altı ay vardı. Böylece Fenerbahçeli oldum.”

Fenerbahçe’nin yeni transferleri Naci Erdem ve Basri Dirimlili, Öz Fenerbahçe dergisinin 17 Ağustos 1953 tarihli sayısının kapağında .

Naci Erdem henüz askerliğini yaptığı sırada, 1953 yılının Nisan ayında Çanakkale Şehitleri Abidesi’nin yapımına gelir sağlamak amacıyla düzenlenen Abide Kupası turnuvasında Vefa karşısında ilk kez Fenerbahçe forması giymişti. 1953-54 sezonu başlamadan önce askerliği bitince resmen Fenerbahçeli olmuş ve profesyonel sözleşmeye imza atmıştı. Böylece askere gitmeden önce amatör bir futbolcuyken, Türk futbolunda 1952’de resmen başlayan profesyonel dönemden ilk yararlanan oyunculardan biri olmuştu. Kendisi de bu geçişi, “İlk defa Fener’e geldiğimde iyi para aldım. Karagümrük’te oynarken amatördük zaten ama harçlık filan da vermezlerdi,” diyerek açıklıyor. “Basri, ben, Lefter – üçümüz Fener’e beraber geldik 1953 senesinde. Biz Basri’yle beraber askerliğimiz bitince Fener’e katıldık, Lefter yurtdışından dönmüştü.”

Naci Erdem’in Fenerbahçe’deki ilk sezonundan bir fotoğraf. 6 Aralık 1953’te Galatasaray’la 1-1 berabere kalan takım. Soldan sağa ayaktakiler: Melih Ilgaz, Feridun Bugeker, Mehmet Ali Has, Vural Akar, Müzdat Yetkiner, Basri Dirimlili, Çetin Ünal. Oturanlar: Naci Erdem, Nedim Günar, Burhan Sargın, Lefter Küçükandonyadis. (Öz Fenerbahçe dergisi)

Naci Erdem ismi, en uzun süre ve en başarıyla oynadığı santrhaf mevkiiyle özdeşleşmişti. Ancak Fenerbahçe’deki ilk maçlarında farklı bir mevkide oynamış, bir süre sonra en iyi olduğu pozisyona geçmişti. Bunun hikâyesini ondan dinliyoruz: “Fener’e geldiğimde Mehmet Ali sağ iç oynuyordu, onun arkasına monte ettiler sağ haf olarak. O sene Yugoslav antrenör Mihailoviç gelmişti. Bana, ‘Sen santrhafta daha başarılı olursun,’ dedi. Ben oynayamam dedimse de, ‘Oynarsın oynarsın’ deyip direkt santrhaf olarak oynattı. Ondan sonra futbolu bırakana kadar çoğunlukla o mevkide oynadım. Zaman zaman sağ haf olarak da görev yaptım. Hava toplarında iyiydim. O zaman adam adama oynanan sisteme göre santrhaflar santrforları tutardı. Onu da iyi yapardım. Defansın sağında sağ bek, solunda sol bek, ortada ben vardım.”

Naci Erdem bir Fenerbahçe-Adalet maçından önce, Karagümrük’te birlikte oynadığı Cahit Candan ve Ahmet Karlıklı ile. (Koray Gürtaş arşivi)

Muvakkar Ekrem Talu, onun mevkiler arasında yaşadığı evrimi şöyle anlatıyor: “Ordu Takımında yer aldığı zaman hakiki hüviyetini bulmak yolunda bir yükseliş içindeydi. Yavaş yavaş II. Küme futbolculuğunun dar çerçevesinden kurtuluyordu. Naci forvet oynardı. Ordu Takımında haftı. Fenerbahçe Naci’yi, ondaki futbol cevherini görmüş ve kadrosuna dahil etmişti. Klas futbolcu tam yerini bulmuştu. Fakat bu mevki bakımından bir yerleşiş ve kendine, hakiki hüviyetine kavuşmak değildi. Fenerbahçe’nin Yugoslav antrenörü Mihailoviç defansla forvet oyunculuğu arasında bocalayan Erdem’de hiç de gizli olmayan hasletleri görebilmişti. O bir santrhaftı. Öylesine bir santrhaf ki, yerinde aranılan her vasfa sahipti. (…) Naci santrhaflığa yepyeni bir hava, bir orijinalite, bir espri getirmiş futbolcudur. Topa dümdüz, gelişi güzel vurmaz. Hareketlerinde bir ölçü, bir ahenk vardır. Kesişleri artistiktir. En güç pozisyondan, yumuşak bir refleksle sıyrılmasını bilir.”

11 Kasım 1955’te, Ankara’da Güneşspor’la özel bir maç oynayan Fenerbahçe on biri. Soldan sağa ayaktakiler: Nihat Mavigök, Lefter Küçükandonyadis, Mehmet Ali Has, Çetin Ünal, Şükrü Ersoy, Akgün Kaçmaz, Niyazi Tamakan. Oturanlar: Fuat Kızıltuğ, Naci Erdem, Nedim Günar, Şeref Has.

1956-57 sezonu sonunda Küçük Fikret’in futbolu bırakması üzerine, takım kaptanlığına Naci Erdem getirilmişti. Kendisinden daha tecrübeli futbolcular olmasına rağmen bu görevin ona verilmesinde kuşkusuz sakin ve centilmen kişiliğinin rolü vardı. Muvakkar Ekrem Talu onun bu vasıflarını şöyle anlatıyor: “Naci’yi çok sevilen, alkışlanan bir futbolcu yapan hususiyetleri sadece meşin yuvarlağa hükmedişindeki ustalık, hüner ve kudret değildir. Naci tam manasıyla bir kaptan, tam bir sporcu ve gerçek insandır. Onun lüzumsuz bir faulü, kırıcılığı görülmemiş gibidir. Hakeme, seyirciye karşı ince, duygulu ve naziktir.”

19 Kasım 1959’da oynanan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ikinci tur ilk maçı öncesinde, Fenerbahçe ve Nice kaptanları bir arada.
3 Aralık 1961’de oynanan Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası ilk tur rövanş maçında, FC Nürnberg ve Fenerbahçe takımları sahaya çıkıyor.

Fenerbahçe’ye katıldığı sezondan itibaren Milli Takım’a da seçilen Naci Erdem, ay-yıldızlı formayla ilk maçına 1954’te İsviçre’de düzenlenen Dünya Kupası’nda çıktı ve 23 Haziran’da Batı Almanya’ya 7-2 yenildiğimiz müsabakada oynadı. Muhtemelen Milli Takım formasıyla oynadığı en unutulmaz maç, 19 Şubat 1956’da Macaristan’ı 3-1 yendiğimiz müsabakaydı. O gün sahada mücadele eden futbolculardan bugün hayatta kalan tek kişi olan Naci Erdem, futbol tarihimize geçen bu efsanevi maçla ilgili olarak mütevazı bir tavır sergileyerek şunları söylüyor: “Macaristan maçını kazanmamız biraz tesadüf oldu. Gerçi biz takım olarak çok iyi oynadık o gün ama ondan üç gün önce İstanbul Muhteliti – Peşte Muhteliti maçı yapıldı. Onlar yine aynı kadroyla çıktılar. Biz biraz farklı bir kadroyla çıkmıştık. O maçta biraz yorduk onları. Ben o maçta da oynadım.”

1954 Dünya Kupası’nda Batı Almanya’ya 7-2 yenilen Milli Takım on biri. Soldan sağa: Mustafa Ertan, Erol Keskin, Rıdvan Bolatlı, Rober Eryol, Naci Erdem, Necmi Onarıcı, Basri Dirimlili, Coşkun Taş, Çetin Zeybek, Şükrü Ersoy, Lefter Küçükandonyadis.
3-1 kazandığımız Macaristan maçında Naci Erdem bir atağı keserken, Ali Beratlıgil (2) ve Turgay Şeren dikkatle izliyor. (“Top Bir Dünyadır” – Ender Ciner arşivi)

Macaristan maçından kısa bir süre sonra, 1 Mayıs 1956’da, yine İstanbul’da Brezilya’yla oynayıp 1-0 yenilen Milli Takım’ın en iyi oyuncusunun Naci Erdem olduğu konusunda hem Türk basını, hem de rakip takımın oyuncuları hemfikirdi. Milliyet gazetesi maçtan sonra, 13 Brezilyalı futbolcuya hangi Türk oyuncuyu beğendiklerini sormuştu. Sekiz futbolcu Naci’yi beğendiklerini açıkladı. Yine Milliyet gazetesinde onun için şu değerlendirme yapılmıştı: “Milli takımın yine en gözde oyuncusuydu. Akınları kesişi ve pas tevzii bakımından misafir futbolcuların da nazarı dikkatini çekti. Yerden ve havadan gelen her topa hakim oluyordu. Defansın, forvete nazaran iyi oynamasında mühim rolü oldu.”

Brezilya’ya 1-0 yenilen Milli Takım on biri. Soldan sağa ayaktakiler: Mehmet Ali Has, Kadri Kartal, Şükrü Ersoy, Ercan Ertuğ, Kadri Aytaç, Basri Dirimlili. Oturanlar: Ayhan Hançer, Naci Erdem, Ahmet Berman, Lefter Küçükandonyadis, İsfendiyar Açıksöz.

İlk şampiyonluk sevincini 1949, Karagümrük’te oynadığı sırada İstanbul Üçüncü Küme’de, ikincisini Ankara’da, Havagücü’nde oynadığı sırada yaşayan Naci Erdem, Fenerbahçe’de bunu tekrar yaşayabilmek için dört sezon beklemişti. Onun takıma katıldığı 1953-54 sezonundan itibaren üç yıl boyunca ezeli rakiplerinin ardında kalan Fenerbahçe, 1956-57 sezonunda Macar antrenör Szekelly yönetiminde İstanbul Profesyonel Ligi şampiyonluğuna ulaştı. Naci Erdem bu güzel duyguyu 1958-59 sezonu içinde iki kez yaşadı ve takım kaptanı olarak şampiyonluk kupalarını kaldıran kişi oldu. Yine bir Macar antrenör Molnar’ın yönetimindeki Fenerbahçe, o yıl son kez düzenlenen İstanbul Profesyonel Ligi’nde ezeli rakibi Galatasaray’la çekişti ve rakibinin iki puan önünde son şampiyon olarak ipi göğüsledi. İstanbul Ligi’nin son maçını 14 Şubat 1959’da oynayan sarı-lacivertliler, hiç ara vermeden bir hafta sonra, yeni kurulan Milli Lig’in ilk maçına çıktılar. Zamanın az olması nedeniyle iki ayrı grupta oynanan ligde, kendi grubunu lider bitiren Fenerbahçe, diğer grubun birincisi Galatasaray’la final maçlarını oynadı. 10 Haziran’da oynanan ilk maçı Galatasaray 1-0 kazandı, ancak dört gün sonra oynanan ikinci maçta Fenerbahçe 4-0 galip gelince Milli Lig’in ilk şampiyonu oldu. O gün sahanın en iyilerinden biri olan Naci Erdem, takımının ikinci golünü atarak sevincini taçlandırdı.  

14 Haziran 1959’da Milli Lig’in ilk şampiyonluğunu kazanan Fenerbahçeli futbolcular ve antrenör Molnar.

O yıllardaki Fenerbahçe-Galatasaray rekabeti, aynı zamanda iki yıldız futbolcu arasındaki rekabetin bir yansıması gibiydi. Fenerbahçe santrhafı Naci Erdem ve Galatasaray santrforu Metin Oktay, pozisyonları gereği her maçta karşı karşıya geliyorlardı. İki futbolcu da o tarihlerde formlarının zirvesindeydi. Futbol otoritelerinin ortak görüşüne göre, o gün hangi futbolcu daha üstün oynarsa, genellikle maçı kazanan da onun takımı oluyordu. Naci Erdem de bu görüşe katılıyor: “Metin’le karşılıklı çok oynadık. Bazen ben zorlardım onu, bazen o beni zorlardı. O daha iyi oynadığı zaman Galatasaray kazanırdı, ben iyi oynarsam Fener kazanırdı. Onca mücadeleye rağmen aramızda hiçbir zaman kavga, münakaşa olmadı. Her zaman dosttuk. Aslında eskiden genellikle kavga filan olmazdı, seyirciler tribünlerde yan yana otururdu. Ben de maçları Beşiktaş tribününden seyrederdim.”

Milli Lig’in ilk sezonundaki şampiyonluktan sonra Naci Erdem, bu sevinci ikinci kez 1960-61 sezonunda yaşadı. Antrenörlüğünü yine Laszlo Szekelly’nin üstlendiği Fenerbahçe, 20 takımın yer aldığı ligde bir kez daha Galatasaray’la büyük bir yarış içine girerken, kaptan Naci de formunun zirvesine çıkmıştı. Santrhaf olarak oynamasına rağmen o sezon dokuz gol atarak Lefter ve Yüksel Gündüz’den sonra en golcü üçüncü isim olmuştu. Özellikle 4 Mart 1961’de İstanbul Mithatpaşa Stadı’nda oynanan Adana Demirspor maçı kaptan Naci’nin unutamadığı maçlardan biriydi; zira Fenerbahçe’nin 5-0 kazandığı maçın dört golünü o kaydetmişti.

(Türkiye Spor gazetesi)

Yıllar geçti, bir zamanlar takımın banko ismi ve kaptanı olan Naci Erdem gözden düştü. Yöneticilerle yaşadığı ihtilaflar sonucu 1962-63 sezonunda sadece beş lig maçında oynadı. Ertesi sezon da Kasım ayındaki ara transfer döneminde Beyoğluspor’a kiralandı ve böylece 10 sezon boyunca oynadığı Fenerbahçe’ye veda etti. Bu ayrılık konusunda fazla ayrıntıya girmeden kısaca şunları söylüyor: “Sezon başında takım kampa gitti ama beni kamp kadrosuna almadılar. Beni kiralamaya karar verdiler. Türkiye Liginde en zayıf takım kim diye baktılar ve Beyoğluspor olarak görüp beni oraya kiraladılar. Altı ay oynadım orada.” Doğan Koloğlu’nun çalıştırdığı, futbol hayatının başlarındaki Sabri Dino’nun kalesini koruduğu Beyoğluspor sezon sonunda İkinci Lige düşerken, futbol hayatının son demlerini yaşadığı düşünülen Naci Erdem ise Galatasaray’a transfer oluyordu.

Naci Erdem’in Beyoğluspor’a transferine spor sayfaları geniş yer ayırmıştı. (Milliyet)
Naci Erdem genç kaleci Sabri Dino’yla çalışırken, antrenör Doğan Koloğlu onları izliyor. (Akşam)

Çoğu futbolcunun 30 yaşında futbolu bıraktığı o yıllarda, Naci Erdem 33 yaşında Galatasaray’a transfer oluşunu, “Turgay Şeren benim iyi arkadaşımdı. Bir gün Dağcılık Kulübü’nde birlikte yemek yerken, ‘Seni bizim takıma alalım,’ dedi. Ben de tamam dedim,” diyerek açıklıyor. 1964-65 sezonunda katıldığı sarı-kırmızılı takımda lig maçlarının çoğunda oynayan tecrübeli futbolcu, eski takımına karşı final maçlarında oynayarak bir de Türkiye Kupası kazanılmasının sevincini yaşadı. 1965-66 sezonunda da Galatasaray formasıyla mücadele eden Naci Erdem, uzun bir aradan sonra tekrar Milli Takım’a da seçildi. 2 Aralık 1962’de Bologna’da 6-0 kaybettiğimiz İtalya maçından sonra uzun süre ay-yıldızlı formayı giyemeyen Erdem, 19 Nisan 1965’de Ankara’da Portekiz’e 1-0 yenildiğimiz maçta oynadı. Tecrübeli futbolcu, son kez 9 Ekim 1965’te İstanbul’da Çekoslovakya’yla yapılan maçta kaptan olarak sahaya çıktı. Böylece Naci Erdem, 21 yılı aşan bir zaman diliminde 34 kez A Milli Takım forması giyme başarısını gösterdi. Bu rakam günümüzle kıyaslandığında düşük gelebilir, ancak o dönemde çoğunlukla yılda bir maç yapıldığı göz önüne alındığında, önemli bir başarı olduğu ortaya çıkar.

Turgay Şeren, Naci Erdem ve Galatasaray yöneticisi Tesit Ece transfer görüşmesinde. (Hürriyet)
Galatasaray 1965-66. Soldan sağa ayaktakiler: Metin Oktay, Ayhan Elmastaşoğlu, Bekir Türkgeldi, Turan Doğangün, Ahmet Tuna Kozan, Turgay Şeren. Oturanlar: Doğan Sel, Mustafa Yürür, Yılmaz Gökdel, Naci Erdem, Bahri Altıntabak. (ayaktakileroturanlar.com)

İki sezon Galatasaray’da oynadıktan sonra antrenörlük hayatı başlayan Naci Erdem’in ilk durağı Edirne olmuştu. “Edirnespor’a antrenör olarak gittim ama dört-beş maçta da oynadım. Fenerbahçe’de birlikte oynadığımız Gürcan’ı (Berk) da aldım oraya. Beş sene kaldım Edirne’de. Sakaryaspor, Şekerspor, Antalyaspor, Elazığspor’u da çalıştırdım.” Antrenörlük hayatı yaklaşık 10 yıl süren Naci Erdem 1979-80 sezonunda, futbola başladığı Karagümrük kulübüne başkan oldu. Antrenörlüğü de eski takım arkadaşı Ahmet Karlıklı üstlendi. Bu ikilinin uyum içinde çalışması sonucu Karagümrük başarılı bir sezon geçirerek İkinci Lig’e çıktı.

Edirnespor 1966-67. Soldan sağa ayaktakiler: Naci Erdem, Çetin Sinç, Fahrettin Tatlı, Zeynel Selçuk, İbrahim Ünal, Turhan Akman. Oturanlar: Benan Öney, Yüksel Kırmusaoğlu, Yüksel Sayan, Hamdi İşbırakmaz, Fevzi Uysal. (ayaktakileroturanlar.com)
Naci Erdem 1974-75 sezonunda çalıştırdığı Elazığspor ile Türkiye Üçüncü Ligi’nde şampiyonluk kazanmıştı.

Karagümrük’te doğup büyüyen, futbola burada başlayan Naci Erdem, uzun yıllar başka kulüplerde oynayıp, antrenörlük yapmasına rağmen semtiyle ilişkisini kesmemiş. Evi Bostancı civarında olmasına karşın, Karagümrük’ten kopamayışını, “Burası benim muhitim, doğduğum yer, hâlâ buraya gelirim her gün,” sözleriyle açıklıyor. Macaristan zaferinin hayattaki son temsilcisiyle vedalaşıp caddenin karşısındaki stadyuma bakıyorum. Yıllar boyunca nice futbolcuya yağmurlu havalarda balçık çamuruyla çile çektiren, güneşli günlerde bacaklarında yaralar açılmasına sebep olan zemin, artık çimle kaplanmış durumda. Gelgelelim o zor şartlarda yetişen Naci Erdem kuşağının yıldız futbolculardan eser yok artık.

Fenerbahçe futbol takımı 1957’de, kulübün 50’nci yıldönümü kutlamalarında tribünlerin önünden geçiyor. En önde futbol şube sorumlusu Ahmet Erol ve hemen arkasında takım kaptanı Naci Erdem. (Profesyonel dergisi)
Naci Erdem, Ergun Öztuna ve Can Bartu, bir kamp sırasında gezintide. (Hayat)
1956’daki unutulmaz Macaristan maçının ardından dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Fahrettin Kerim Gökay, futbolculara ödül veriyor. (Milliyet)
İstanbul Profesyonel Birinci Ligi’nin son sezonunda (1958-59) şampiyon olan Fenerbahçeli futbolcular, kaptan Naci Erdem önderliğinde tur atıyorlar.
Turgay Şeren, Naci Erdem, Necdet Çoruh ve Saim Tayşengil, 25 Kasım 1956’da, Prag’da Çekoslovakya ile 1-1 berabere kaldığımız maçtan önce seremonide.
30 Mart 1958’de Ankara’da Fenerbahçe ile Galatasaray arasında oynanan ve 1-1 berabere biten Başvekil Kupası maçı sonunda, dönemin başbakanı Adnan Menderes, ortadan ikiye bölünerek paylaştırılacak kupayı kaptanlar Turgay Şeren ve Naci Erdem’e veriyor. (Günlük Spor gazetesi)
Fenerbahçe-Karagümrük maçı öncesi kaptanlar Naci Erdem ve Kadri Aytaç flama değişiminde. (Gece Postası)
Milli Lig’in ilk sezonunda (1959) şampiyonluğu kazanan Fenerbahçe. Soldan sağa ayaktakiler: Naci Erdem, Can Bartu, Şeref Has, Özcan Arkoç, Avni Kalkavan, Yüksel Gündüz. Oturanlar: Akgün Kaçmaz, Ergun Öztuna, Basri Dirimlili, Lefter Küçükandonyadis, Nedim Günar. (ayaktakileroturanlar.com)
3 Aralık 1959’da, Fransa’nın Nice takımına 2-1 mağlup olan Fenerbahçe on biri. Soldan sağa: Naci Erdem, Osman Göktan, Avni Kalkavan, Özcan Arkoç, Şeref Has, Lefter Küçükandonyadis, Yüksel Gündüz, Basri Dirimlili, Gürcan Berk, Can Bartu, Akgün Kaçmaz.
Beşiktaş ile Fenerbahçe’nin 11 Kasım 1962’de 1-1 berabere kaldığı maçta, takımının golünü atan Naci Erdem arkadaşları tarafından kutlanıyor. (Hayat)
Beşiktaşlı Ahmet Özacar’ın (Küçük Ahmet) bir şutunu keserken. (Futbol Yıllığı)
Naci Erdem Beyoğluspor’a transfer olduktan sonra, eski takım arkadaşları Lefter ve Şeref Has’la. (Yeni Asır)
18 Aralık 1958’de Mithatpaşa Stadı’nda oynanan maçta Çekoslovakya’yı 1-0 yenen Milli Takım. Soldan sağa ayaktakiler: Metin Oktay, Can Bartu, Mustafa Ertan, Şeref Has, Kadri Aytaç, Varol Ürkmez. Oturanlar: Naci Erdem, Lefter Küçükandonyadis, İsmail Kurt, Basri Dirimlili, Ahmet Berman. (ayaktakileroturanlar.com)
Naci Erdem Beyoğluspor-Beşiktaş maçında Küçük Yavuz ile mücadelede. (Akşam)
Naci Erdem Fenerbahçe’de yaşadığı çok sayıda şampiyonluğun ardından, Galatasaray’da da bir Türkiye Kupası kazanmanın sevincini yaşadı.
9 Eylül 1964’te oynanan Magdeburg-Galatasaray Avrupa Kupa Galipleri Kupası maçı.
Naci Erdem Karagümrük başkanlığı yaptığı dönemde, antrenörlüğü üstlenen eski takım arkadaşı Ahmet Karlıklı’yla birlikte, Asaf Ayçıl’a röportaj veriyor. (Cumhuriyet)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.