Doğan Özkoç: Talebe Çayırında Yetiştik

İzmir ve Türk futbolunun en eski kulüplerinden biri olan İzmirspor, 10 yılı aşkın bir süredir mücadele ettiği Bölgesel Amatör Lig’den (BAL) geçtiğimiz günlerde amatör kümeye düştü. İzmirspor grubunu üçüncü sırada bitirmesine rağmen bu düşüşün gerçekleşmesi BAL’in çok tuhaf bir statüye sahip olmasından kaynaklanıyor. Ancak bu yazının konusu bu tuhaf statülü lig değil. Bu sitenin takipçilerinin iyi bildiği gibi, spor tarihimizin unutulmaya yüz tutmuş isimlerini hatırlatmaya, hiç bilmeyenlere tanıtmaya çalışıyoruz. Doğan Özkoç da bu isimlerden biri. Günümüzde Süper Lig adını alan Milli Lig’de, 1959-60 sezonunda dördüncü olarak en iyi derecesini alan İzmirspor’un o kadrosundan hayatta kalan son futbolcu.

1933’te, İzmirspor’un kalbi diyebileceğimiz Eşrefpaşa semtinde dünyaya gelmiş Doğan Özkoç. “Babam o eski posta arabalarını imal ederdi, hem kapalısını hem açığını yapardı,” diyerek anılarını anlatmaya başlıyor: “Ben de küçükken yanında çalıştım, örste körük çektim. 11-12 yaşlarındaydım, beni sanata soktular. Para kasalarını yapanlar, kantarcılar, orada sanata girdim. Kızlarağası hanı dökümhaneydi o zaman. İki sene kadar gece-gündüz çalıştım, biraz sanatı öğrendim ama ara sıra kaçıyordum. Lokal takımlarda oynuyordum. Ustama söyledim, bıraktım çalışmayı. Bir ara gevrekçilik de yaptım. Havra Sokağı’nda güzel bir gevrekçi vardı. Sepetle sabah ve akşam gevrek satıyordum. Seyfi ile ben Altıntaş takımında oynuyorduk. 14-15 yaşında seçtiler bizi. O zaman Seyfi, ben, Cemil, Atik – Altıntaş takımıyla Nazilli’ye gittik. İki gün kaldık orada, daha 15 yaşındayız. Güzel bir sahası vardı, çimdi. Birkaç sene sonra orayı Recep Adanır bile çalıştırdı. Rahmetli Seyfi, abisiyle Nazilli Sümerspor’dan İzmirspor’a geldi.”

“17 yaşında İzmirspor’da oynamaya başladım. Ufacık çocuktum. Burhan abi, Tarık abi vardı. Kemal abi vardı, devre arasında sigara içiyordu. Tarık abi dalga geçerdi onunla, ‘Yak bir Birinci,’ diye. Sonra askere gittim. 1953’te Ankara’daydım. Orada birçok askeri takım vardı. Muhafızgücü, Jandarmagücü, Karagücü, Yedek Subay çok kuvvetli takımlardı. Seyfi de askerdi, Havagücü’nde oynuyordu. Alsancak’ta onlarla bir maç yaptık. Maçlardan sonra izinli İzmir’e geliyordum. 1954’te askerden döndüm. Metin bize geldiğinde askerdim. Özkan Sümer, Özyazıcı zamanında, askerliğimiz bitmek üzereyken Trabzon İdman Ocağı-İdman Gücü karması ile maça gittik. 3-2 yendiler bizi. DC10 Dakota uçakları vardı, onunla gittik. Askerliğimin bitimine yakın Tarık abi kardeşime haber bırakmış. Kardeşim bana, ‘Acele gel abi, transfer dönemi bitiyor,’ diye haber verdi. Kenan Hepakşin vardı terzi, ben ona bir takım elbise yaptırdım, 2.500 lira da para aldım.”

İzmirspor’un 1957-58 kadrosu. Soldan sağa: Cahit Ellier, Seyfi Talay, Orhan, Cenap Doruk, Mustafa Orçunus, Kemal. Oturanlar: Şaban Gülcan, Nurettin Terzi, Doğan Özkoç, Kamuran Soykıray, Burhan Altıner.

İzmirspor deyince akla gelen ilk isimlerden Tarık Gençay’la ve günümüzde kulüp binasının bulunduğu bölgeyle ilgili hatırladıklarını şöyle anlatıyor Doğan Özkoç: “Ben Tarık abinin elinde büyüdüm. Tarık abinin Altıntaş’ta güzel bir kahvesi vardı. Biri bahçeli kahve, diğeri kulüp kahvesi. Her sene sezon açılışında Menemen tarafından üzüm gelir, üzüm gecesi yapılırdı. O zaman buzdolabı yok, tel dolaplar vardı. Bahçeli kahvede havuz vardı. 9 Eylül, 23 Nisan, 19 Mayıs, Cumhuriyet Bayramında hep taklar kurulur, mavi-beyaz-kırmızı lambalar asılır, askerler geçer, gece fener alayı yapılırdı. Orada otururduk. Hatay Caddesi şimdiki gibi değildi. Eskiden daracık bir cadde vardı onun yerinde. O caddenin adı Mısırlı Caddesiydi. Bayramyeri’ni biliyorsun, orada bir Yeşil Sinekli Kasap vardı; oradan başlar, cadde boyunca Bahçelievler’e kadar hep İzmirsporluydu. Bir de 474 sokakta 50-60 tane futbolcu sayarım, İzmirspor’a hep oradan gelmiştir. Bir Cahit ve Cenap Kalespor’dan gelmişti. Bahçelievler’in arkasında Leskay sahası vardı. Melek Leskay İzmirspor’da yöneticilik yaptı. Köşeler vardı, soyunma odası olarak kullanılırdı. Daha kapalı salon olmamıştı. Orada yetiştik biz, Talebe Çayırında. Boşnak İbrahim atla geliyordu, biz kros yapıyorduk. Çıkıp Karafatma Dağına gidiyorduk. Yeşilyurt’ta şimdi sahanın olduğu yerde koca bir kaya vardı. Oraya kadar koşarak çıkıyorduk. Taze kuzukulağı vardı, onu yiyorduk. Sarı Kışla’dan askerler top arabalarıyla geliyordu, orada talim yapıyorlardı. Eskiden Varyant yoktu. Tatar Mahallesi, Halit Bey okulu var, oradan dönemeçler vardı, Piçhane’nin oraya iniyorduk. Her sezon öncesi Ankara, İzmir, İstanbul karmaları arasında maçlar olurdu. İzmir karması mor-beyaz renkliydi. Her sene gider, rahmetli babamla seyrederdik o maçları. ”

İzmirspor’un 1958-59 kadrosu. Soldan sağa: Nurettin Terzi, Seyfi Talay, Necdet Elmasoğlu, Cahit Ellier, Şaban Gülcan, Cenap Doruk, Doğan Özkoç, Burhan Altıner, Kamuran Soykıray, Şencan Fotocan, Ali Erener.

Doğan Özkoç, Milli Lig’in henüz başlamadığı, İzmirspor’un İzmir Ligi’nde şampiyonluk için Altay’la çekiştiği ellili yıllarla ilgili olarak da şunları anlatıyor: “Eskiden maç yemeklerini Şükran Lokantasında yerdik. Üçüncü Beyler’in tam karşısına denk geliyordu. Mesela üç büyükler geldiği zaman biz oturuyorduk maç yemeği yiyeceğiz, iki gün kamp yapıyorduk. Çankaya’da Ali Baba Oteli filan gibi otellerde kalıyorduk. Onlar İnciraltı’nda kalıyordu. Biz hünkarbeğendi gibi yemekler, kaymaklı tatlılar yiyorduk. Lefter kızıyordu bize. Tarık abi onu kızdırıyordu. ‘Lefter nasıl bizim çocuklar iyi besleniyor mu?’ diye soruyordu. Altay’la şampiyonluk maçı oynayacağız, Menemen’de kampa girdik. Bizde Büyük Avni vardı, o kampa gelmiyordu. Aydın tarafında oturuyordu galiba. Tam maç başlayacak, soyunma odasına girerdi. Menemen’de bir Sami Özok’un evi vardı. Bir de kahvenin üstünde otel vardı. Hatta birkaç kişi sobanın kömüründen zehirlendi. Kubilay anıtının olduğu tepeye kros yapıyorduk. Kırlardan çiçek toplayıp Kubilay’ın mezarına koyuyordum. Tarık abi de beni seyrediyordu. Orada bir hafta kaldık biz. Sami Özok’un ailesi bize hep yemek getirdi. Menemen’den gelince Beyler sokağında bir doktorun muayenehanesinde soyunmuştuk. O maçta Tarık abi penaltıyı kaçırdı. Altay’a 2-1 yenilip şampiyonluğu kaptırdık.”

İzmirsporlu futbolcular İstanbul Kadıköy’de bir gezintide. Üst sıra: Burhan Şeflek, Cahit Ellier, Kamuran Soykıray, Nurettin Terzi. Alt sıra: Özcan Altuğ, Doğan Özkoç.

Doğan Özkoç’un bahsettiği gibi ellili yılların ikinci yarısı Altay ile İzmirspor arasında büyük bir çekişmeye sahne olmuştu. 1954’te son maçta Altay’a yenilip ikinci olan İzmirspor, 1955 ve 1956’da şampiyonluğu kazandı; 1957 ve 1958’de rakibinin ardından ikinci oldu. Bu tarihte artık Tarık, Burhan gibi takımın tecrübeli isimleri yerlerini aralarında Doğan Özkoç’un da olduğu gençlere bırakmışlardı. 1959 Şubat’ında başlayan Milli Lig’e İzmirspor, bu gençlerin ağırlıklı olduğu kadroyla girdi. Yazının başında belirttiğimiz gibi 1959-60 sezonunda çok iyi bir performans sergileyen İzmirspor, 20 takımın yer aldığı ligde üç İstanbul takımının ardında dördüncü sırayı aldı. 13 Mart 1960’ta Alsancak Stadı’nda Fenerbahçe’yle oynanan maç, o sezonun unutulmaz maçlarından biriydi. İlk yarıyı 2-0 mağlup bitiren İzmirspor, ikinci yarıda attığı gollerle maçı 4-2 kazanmıştı. Doğan Özkoç bu maçla ilgili anısını anlatırken yüzünde bir tebessüm beliriyor: “Fener’e 2-0 mağluptuk. Boşnak İbrahim (İzmirspor umumi kaptanı İbrahim Gürbüz) tabancayı çıkardı, çıkın maçı alın dedi. 4-2 yendik Fener’i. Cenap Doruk, Güven Önüt Basri’nin dumanını attırdılar o gün.”

Doğan Özkoç’un İzmirspor formasını son kez giydiği 1962-63 sezonundaki bir on biri, İstanbul’da bir maçtan önce. Soldan sağa: Doğan Akı, Bülent Buda, Erol Kaynak, Şevket Köymen, Cengiz Kayalar, Seyfi Talay. Oturanlar: Orhan Utkuoğlu, Gürcan Berk, Doğan Özkoç, Erol Yılmaz, Erdoğan Perister.

O yıllardaki futbol anlayışını ve İzmirspor’un bazı futbolcularını şöyle anlatıyor: “Sezon açılışında yavaş yavaş intibak eder, sonra maçlara başlardık. Sonra Milli Lig çıktı. Bizim zamanımızda dubluve (WM) sistemi uygulanırdı. Bekler açıkları tutuyor, santrhaf santrforu tutuyor. Adam adama oynanıyordu. Ben sol açık, sol haf oynadım. Asıl sol hafımız rahmetli Kamuran Soykıray’dı. Cahit abi sağ haf, Tarık abi 5 numara, yani santrhaf oynardı. O zaman numaralar 1’den 11’e kadar sıralanırdı. Şimdiki gibi kırklar, elliler yoktu. Tarık abinin ezberindeydi kadro. Maçtan önce numaraları sırayla değil karışık olarak okurdu. Alsancak Stadı’nın zemini kömür tozuyla kaplıydı. Bacaklarımız hep yara içinde kalırdı. 300 lira maaş alıyorduk. İyi paraydı. 50 lirasını kendime ayırıyordum, 250 lirasını babama veriyordum. Bir ara kaleciler Seyfi ve Burhan, Vefa’dan gelen Ali Erener – Piç Ali denirdi, Cahit, Nurettin, Orçinos, rahmetli Özcan Altuğ, hepsi Göztepe’ye gittiler.” Milli Lig’in başladığı gün, 21 Şubat 1959’da Beykoz’a atılan lig tarihinin ilk golünü de şöyle anlatıyor: “Özcan Altuğ’un babası başgedikliydi. Özcan Kasımpaşa’dan geldi. İzmir’e yerleştiler. Onu hemen İzmirsporlu yaptık. Milli Lig’in ilk maçında bir taç attım, gol yaptı. Liman tarafındaki kaleye attı. Öbür tarafa marul bahçesi derdik, toplar oraya kaçtı mı geri gelmezdi.”

İzmirspor üyelik kartı

Doğan Özkoç 1962-63 sezonunda İzmirspor’da oynadıktan sonra futbolu bırakmaya karar vermiş ama diğer kulüplerin yöneticileri onu bırakmamış. Önce bir sezon Ülküspor’da, ardından 1965-66 sezonunda Karşıyaka’da top koşturmuş. “Ülküspor’da bir sene oynadım futbolu bıraktıktan sonra, Altaylı Kazım ve Sezen Kadıoğlu’yla. Bir Doğan daha vardı. Para yoktu, dükkandan gelip alıyorlardı. Hatta kızımın adını Ülkü koydum. Bir ara Nihat Paykoç çalıştırdı. Fuarda nargile içerlerdi, Menekşe vardı. Futbolcular hep orada toplanırdı. Karşıyaka’ya gittiğimde de neredeyse 35 yaşındaydım. Erol Baş, Küçük Atilla, Büyük Atilla, İzmirspor’dan kaleci Burhan, kaleci Salih vardı. Karşıyaka o zaman İkinci Lig’de oynuyordu. Grubumuzda Samsun, Eskişehir, Bursa vardı. Fahrettin Cansever’in çalıştırdığı Şekerhilal vardı. Onlar da beni istedi. 35 yaşındayım deyince şaşırdı, ‘Hiç göstermiyorsun Doğancığım,’ dedi. Karşıyaka’da oynarken Bursa’ya gittik. Çelik Palas otelinde kaldık. Göbek Hidayet Erzeybek, rahmetli severdi bizi. Karşıyaka’nın maddi durumu pek iyi değildi. Çelik Palas’a nasıl getirdiler şaşırdık. Ufak tefek bizi götürüyorlardı, veriyorlardı üç beş. Para da istemiyordum zaten. Sümer vardı, Moto Özcan vardı. Minibüse bindik, Bursa’ya geldik Cuma günü. 13 kişi filandık. Kaleci Burhan yedek kaldı, Salih oynadı. Son dakikalarda iki gol yedik. Hayatımda ilk defa sahadan atıldım. Maç bitecek, 8-10 dakika ya var, ya yok. Yan top, bir kornerden gol, bir daha. O ikinci golü yiyince ben Sümer’e veryansın ettim. Faruk Talu hakemdi, lütfen dışarı dedi.”

Karşıyaka’da da bir sene oynadıktan sonra futbolu kesin olarak bırakmış Doğan Özkoç. Bundan birkaç sene öncesine kadar, İzmirspor’un rakip takımların korkulu rüyası olduğu o kuvvetli kadrosundan hayatta kalan arkadaşlarıyla birlikte sık sık bir araya geliyordu. Şimdi 1959-60 sezonunda ligin zirvesine kafa tutan o kadronun son futbolcusu olarak, kulübünün o eski parlak günlerine dönmesinin ümidiyle yaşıyor.

İzmirspor’un duayen futbolcuları Nurettin Terzi, Cahit Ellier, Doğan Özkoç ve Burhan Cevrem (oturan) bir arada. Bu dörtlüden şimdi Özkoç ve Cevrem hayatta.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.