Niko Kovi: O Bulgaristan Maçı Hâlâ Rüyalarıma Girer

Atina yakınlarında, deniz kıyısındaki Glifada semtinde, bir otelin bahçesindeyiz. Çevre İstanbul’un Yeşilköy, Yeşilyurt gibi sakin ve yeşil semtlerini andırıyor. Kış ortasındayız ama hava ılık ve güneşli olduğu için bahçede rahatça sohbet ediyoruz. Sohbet ettiğimiz kişiler, bir zamanlar Türkiye liglerinde top koşturduktan sonra Atina’ya yerleşen İstanbullu futbolcular. O sırada henüz hayatta olan Kasapoğlu ve onun futbolu bırakmak üzere olduğu sırada İstanbulspor’da oynayan Konstantinos Sinas; bir de yaşı itibarıyla genç kuşakların daha iyi tanıdığı Beşiktaşlı Niko Kovi’yle eski günleri konuşuyoruz. En gençleri olan Niko, doğal olarak futbola onlardan daha sonra başlamış. Öncelikle Kınalıada’da geçen güzel çocukluk günlerini anlatıyor.

“6 Ocak 1953’te Kınalıada’da doğdum. Çocukluk yıllarım Kınalıada’da geçti. Orada doğup büyüdüğüm için yaz kış oturuyorduk. İki kardeştik, bir ablam vardı. Annem babam, ikisi de İstanbullu. Babam bakkaldı, hem suculuk, hem tüp gaz bayiliği yapıyordu. Annem de ona yardım ediyordu, çok çalışkan bir kadındı. Babam futbolu çok severdi, Beşiktaşlıydı zaten. Futbol oynamama kızmazdı. Hatırlarım, babamın dükkânında, altı yaşımdan beri Turgay’ın ve Kadri Aytaç’ın kucağında resimlerim vardı. Ailem beni futbol oymamam için desteklerdi. Annem her sene yeni bir futbol topu alırdı, formalarım vardı. Babam Beşiktaşlıydı ama ben ufakken Galatasaray’ı tutardım. İlkokulu adadaki Rum İlkokulu’nda okudum. Benim zamanımda 24 tane çocuk vardı. Zaman içinde Rum nüfus azaldı.”

“Kınalıada sahilinde meşhur Jarden denilen top sahasında oynardık bütün çocuklar. Ben yaz, kış adada oturduğum için mahalle aralarında da çok oynardım ama genelde herkesin oynadığı yer Jarden’di. Hele yazın Pazar günleri sabah 8’de başlar, akşam 8’e kadar devamlı maç yapılırdı. Cumartesi günleri de Jardenspor, Akasya, Beyaz Şimşekler gibi takımlar oynardı Jarden sahasında. Biz küçükler sabahları oynardık. Akşam üstleri Lefter abi, Kasap abi gibi abilerimiz oynardı. Kınalı-Kadırga, Kınalı-Arnavutköy, Kınalı-Kumkapı maçları olurdu. Sahakyan diye bir Ermeni takımı vardı, o gelirdi. Öyle maçlarda orada en az üç bin kişi toplanırdı. Lefter abi, Kadri abi, Turgay abi, Candemir abi, Kasap abi bir takımda olurdu. Diğer takımda Beyoğlusporlu futbolcular olurdu. Bütün İstanbul’un meşhur futbolcuları Pazar günleri Kınalıada’da toplanırdı. İnsanlar hem denize girerlerdi, hem bu birinci lig futbolcularını seyrederlerdi. O zamanlar Kınalıada bir cennetti. Ben cennette doğdum yani, çok güzel bir yerdi. Şimdi maalesef çok kalabalık ve çok bina yapıldı, eski özelliğini kaybetti. Eskiden bir de dört ada takımı arasında turnuvalar olurdu. En son 2012’de Lefter abi anısına yapıldı.”

Kınalıada’da bir maçın sonrası. Genç Niko arka sırada, sağdan ikinci.

Niko Kovi’yi futbolseverler Beşiktaşlı Niko olarak tanıyor ama siyah-beyazlı formayı giymeden önce, çok genç yaşta İstanbul’un bir başka tarihî kulübü olan Vefa’da futbola başlamış. “Kınalıada’dan çok büyük futbolcular çıkmıştı. Eşfak Aykaç, Şükrü Gülesin hep adalıydı. Daha sonra Vefa’da oynayan Onur Belge, Arif Pırnal, Hayko vardı. Ben en ufaklarıydım. 14 yaşında Vefa genç takımına götürüldüm. O yaşta henüz lisans çıkarılmıyordu. 15 yaşına girdiğim gün lisans çıktı. Adada Arto abimiz vardı, Edirnekapılıydı. Aslında Edirnekapı ile Kınalıada arasında hiç temas yok. Fakat Arto abi vardı, futbola çok meraklıydı. Çok top oynardık. Benden evvel Onur Belge’yi, Arif Pırnal’ı, Hayko’yu Vefa’ya o götürmüştü. Böylece Arto abi Kınalıada’dan Vefa’ya doğru bir yol açmıştı. Yoksa benim normalde Beyoğluspor’a gitmem lazımdı veya en fazla Adalarspor kulübünde oynamam lazımdı. Vefa’ya gitmem çok enteresan aslında.”

28 Eylül 1969’da oynanan Beşiktaş-Vefa lig maçında, Niko bir topu kafayla uzaklaştırırken, Abdülmetin Kocaoğlu ve Sanlı Sarıalioğlu onu izliyor. (Fotospor)

“Vefa genç takımında ilk hocam Nevruz Güven’di, eski futbolcuydu. Beni çok beğendi. Altı ay boyunca benim hocamdı. İkinci sezonda, 1968-69 sezonunun başında genç takıma Metin Türel geldi. Bir seneye yakın da onun  hocalığında genç takımda oynadım. Babam gibi gördüğüm Metin Türel, sağ olsun bana çok inandı. Beni çok destekledi. Genç takımdan sonra A takımına antrenör olunca beni de aldı.” Gerçekten de ligle ilgili arşiv kayıtlarına baktığımızda Metin Türel’in 1968-69 sezonunun son haftalarında Cihat Arman’ın yerine A takımının teknik direktörlüğüne getirildiğini görüyoruz. O sezon küme düşmemek için Şekerspor ve İzmirspor’la çekişen Vefa, son hafta oynanan İzmirspor maçının sonlarına 2-0 önde girip rahatlayınca, Metin Türel genç takımdan aldığı oyuncusunu sahaya sürmüş.  Böylece Niko Kovi’nin Türkiye Birinci Ligi’ndeki ilk maçını 24 Mayıs 1969’da oynanan İzmirspor maçı olarak tespit ediyoruz. Dolayısıyla, bu maçı oynadığında 17 yaşını sürdüğünü de belirtelim.

Vefa’nın 1969-70 sezonunda bir on biri. Soldan sağa ayaktakiler: Bozidar Radulovic, Hayk Küçükyan, Ertuğrul Atilla, Niko Kovi, Abdülmetin Kocaoğlu. Oturanlar: Erdinç Sandalcı, Raşit Karasu, Savaş Maloğlu, Nedim Güven, Bekir Psav, Doğan Sel. (ayaktakileroturanlar.com)
30 Eylül 1972’de, Fenerbahçe’nin Vefa’yı 2-1 yendiği lig maçı. (Milliyet)

Niko’nun Vefa’da unutamadığı maçlarından biri, 1969-70 sezonu sonlarında oynanmıştı. Yine küme düşmemek için çırpınan Vefa’nın bu kez rakibi, kendisi gibi ligin köklü takımlarından Gençlerbirliği’ydi. Bu kritik maçı kazanan Vefa ligde kalmış, Gençlerbirliği ise 13 sene geçireceği Türkiye İkinci Ligi’ne düşmüştü. “Vefa A takımında dört sene kaldım. İlk seneler zorlandım. Tabii kolay değil, aşağı yukarı Birinci Lig’de en genç futbolcuydum. Daha sonra Galatasaray’a Engin Verel ve Adana Demirspor’dan Fatih Terim gelmişti, hepimiz 53’lüydük. Vefa genelde küme düşmemeye oynayan bir takımdı. Bir ara Turgay Şeren antrenördü. Gençlerbirliği’yle ölüm kalım maçı oynuyoruz. Ben de sağ bek oynuyorum, 16 buçuk – 17 yaşındayım o sırada. Gençlerbirliği’nde sol açık Zeynel vardı. Biz 2-1 galiptik, ben bir penaltı yaptım, durum 2-2 oldu. (63.dakikada Zeynel bir kontratakla soldan daldı, ortaya gönderdiği top ceza sahası içinde Niko’nun eline çarpınca İsviçreli hakem penaltı noktasını işaret etti.) Kazanmamız lazım. Turgay abi beni çıkardı, başka bir abimiz girdi oyuna. Penaltıyla 3-2 kazandık, ligde kaldık. Ondan sonra Fenerbahçe’den Raşit ve Erdinç gelmişti bize. Bayağı genç bir takım olmuştuk. Beşiktaş’ı hem kupada hem ligde yendik. İki sene çok iyi gittik fakat ondan sonra yavaş yavaş Bekir abilerin kuşağı yaşlanınca bir çöküş oldu. Ondan sonra da bildiğiniz gibi düştü Vefa.”

Vefa-Gençlerbirliği maçının son anları. Oyundan alınan Niko, Turgay Şeren ve Vefa’nın eski futbolcusu Rahmi Denizöz heyecan içinde maçı izliyorlar.
4 Kasım 1972’de oynanan Galatasaray-Vefa lig maçında, Niko’nun Metin Kurt ve Korhan’la mücadelesi. (Milliyet)

Genç yaşta üst düzeyde maçlara çıkmaya başlayan Niko, eğitimini ister istemez yarıda bırakmak zorunda kalmış. “İlkokulu adada bitirdikten sonra ortaokula St. Georg Avusturya Lisesi’nde gittim. Liseye kadar orada okudum. Ondan sonra hem futbol hem okul beraber gitmediği için lise birde okulu terk ettim.” Eğitimi yarıda kalmış ama Vefa’da oynarken 1971 yılında, henüz yaşı uygun olduğu için önce Genç Milli, ardından Amatör Milli Takıma seçilmeyi başarmış. Ardından Ümit ve A Milli Takımda oynadığı maçlar gelmiş. “Rahmetli Gündüz Tekin Onay Genç Milli Takım antrenörüydü. Vefa’da oynarken beni takıma davet etti. Bulgarlar ve Romenlerle maçlarımız oldu. Onun hocalığı zamanında üç kez genç milli oldum.

14 Şubat 1971’de oynanan Beşiktaş-Vefa maçında, golü atan Nihat Yayöz topu kaleden çıkarırken, Niko Kovi gole mani olamamanın üzüntüsü içinde.
Genç Milli Takım 1971’de bir hazırlık maçında. Soldan sağa ayaktakiler: Suavi Tanlak, Niko Kovi, Ahmet Daloğlu, Salih Aydoğan, Cüneyt Memişoğlu, Mehmet Bulduk. Oturanlar: Burhan Çetinkaya, İsmail Hakkı Öner, Melih Atacan, Tuncay Mesçi, Semih Ağra. (ayaktakileroturanlar.com)

“1971’de Akdeniz Oyunları vardı. 1972’de yine İzmir’de Balkan Ümitler Kupası vardı. Doğan Andaç Ümit Milli Takım antrenörüydü. Onunla ilişkimiz çok iyiydi. İran, Kuveyt gibi ülkelere çok turnuvalara gittik. İlk A milli maçımsa, Coşkun Özarı zamanında, hiç unutamadığım, hâlâ üzüntüyle hatırladığım Bulgaristan maçıdır. (8 Mayıs 1974’te Sofya’da oynanan ve Bulgaristan’ın Türkiye’yi 5-1 yendiği maç.) Topun direğe çarpması, ardından ben koşarken dizime çarpıp içeri girmesi. Hayatımda, ‘yer yarılsa da içine girsem’ dediğim zamanlardan biriydi. Gerçekten çok üzülmüştüm. 20 yaşındayım, ilk olarak A Milli Takım formasını giyiyorum. Daha sonra çok milli maçlarım oldu. İsviçre’de 1-1 berabere kaldık. 1978 Dünya Kupası elemelerinde, Prater’de Avusturya’ya 1-0 mağlup olduk, iyi oynadığımız bir maçtı aslında. Cemiller, Büyük Mehmetler vardı, bayağı iyi bir takımdı. Dünya Kupası’na gidebilirdik ama olmadı. Fakat hepsi bir yana, o Bulgaristan maçı hâlâ bazen rüyalarıma girer, çok üzülürüm.”

18 Mart 1975’te, Cebeci İnönü Stadı’nda yapılan özel maçta Romanya ile 1-1 berabere kalan Ümit Milli Takım. Soldan sağa ayaktakiler: Mustafa Turgat (Altay), Hüseyin Tok (Trabzonspor), Şenol Güneş (Trabzonspor), Niko Kovi (Beşiktaş), Kadir Özcan (Trabzonspor), Önder Mustafaoğlu (Fenerbahçe). Oturanlar: Timuçin Çuğ (Fenerbahçe), İsa Ertürk (Adanaspor), Aydın Çelik (Fenerbahçe), İbrahim Sarıkaya (Boluspor), Rasin Gürcan (Adana Demirspor).
8 Mayıs 1974’te Bulgaristan’a 5-1 yenilen Milli Takım. Soldan sağa ayaktakiler: Zekeriya Alp, İsmail Arca, Metin Kurt, Alpaslan Eratlı, Yasin Özdenak, Ziya Şengül. Oturanlar: Niko Kovi, Mehmet Oğuz, Cemil Turan, Melih Atacan, Engin Verel.

Niko’nun Beşiktaş’a transferi Vefa’nın Türkiye Birinci Ligi’nden düşmesinden bir yıl önce, yani 1973-74 sezonu öncesinde gerçekleşmiş. “Haziran ayında arkadaşlarla Kuşadası’na tatile gitmiştik. Eve telefon etmiştim. ‘Seni Beşiktaş’tan aradılar,’ dedi annem. Ertesi hafta İstanbul’a döndüğümde işler bayağı ilerlemiş. Aslında benim mukavelem vardı, serbest değildim ama herhalde Vefa idarecileriyle Beşiktaş idarecileri arasında benim satışım için anlaşma olmuştu. En son benim fikrim soruldu. Kariyerim için çok büyük bir adımdı, ben de seve seve gelirim dedim. Metin Türel o sezon Beşiktaş’a antrenör olunca beni istemiş. 20 yaşında iyi bir santrhaftım,  dört sene birinci ligde iyi bir tecrübe sahibi olmuştum. İyi bir yatırımdı Beşiktaş için de. O zaman Beşiktaş’ın başkanı Mehmet Üstünkaya’ydı. Karaköy’deki ofisine gidip mukaveleyi imzaladık.”

Niko Kovi’nin Beşiktaş’taki ilk sezonu (1973-74). Soldan sağa ayaktakiler: Ahmet Börtücene, Zekeriya Alp, Vedat Okyar, Necmi Perekli, Lütfü Isıgöllü, Sanlı Sarıalioğlu, Sabri Dino. Oturanlar: Ahmet Yılmaz, Tuğrul Şener, Kahraman Kartaloğlu, Niko Kovi. (ayaktakileroturanlar.com)

Niko Kovi’nin beş sezon sürecek Beşiktaş serüveni işte böyle başlamıştı. 1973-74 sezonunda şampiyonluğu Fenerbahçe’ye kaptırmışlar ama iki kupa almışlardı. “İlk sene bizim için iyi başlamamıştı. Hatırlıyorum, Fener’le Spor Yazarları Turnuvası dahil üst üste üç maç oynadık, üçünü de kaybettik. Ondan sonra iyi bir seri yakaladık. Miliç gelmişti. Mesut abi, Sanlı abi, Vedat abi, Sabri vardı. Sezon boyunca iyi gittik, şampiyonluğu son anda, kendi sahamızdaki bir beraberlikle kaybettik. Ama o sene Başbakanlık Kupasını Bursaspor’u 3-2 yenerek aldık. Üçüncü golü ben atmıştım. Ayağım da sakatlanmıştı, sakat sakat oynadım. Sonra Cumhurbaşkanlığı Kupası vardı ama yan bağlarım zedelendiği için o maçta oynayamadım. Fener’i 3-0 yendik o gün. Maçı tribünde seyretmiştim. Oynayamadığım için üzülmüştüm ama kupayı kazanınca sevindim.” 

23 Şubat 1975’te Beşiktaş’ın Galatasaray’ı 2-1 yendiği lig maçında, Niko-Büyük Mehmet mücadelesi. (Hayat Spor)

1974-75 sezonunda ligde kötü bir performans sergileyip beşinci sırada kalan Beşiktaş, bunun aksine kupa maçlarında başarılı olmuş ve ilk kez Türkiye Kupası’nı kazanmıştı. Siyah beyazlılar finalde ligin yeni takımı Trabzonspor’la karşılaştı. Trabzon’daki ilk maçı 1-0 kaybeden Beşiktaş, iki hafta sonra İstanbul’da oynanan maçı 2-0 kazanırken ilk golü Niko atmıştı. “Ertesi sezon Türkiye Kupası’nı kazandık, ama ligde üzüldüğümüz bir sene oldu. Fakat Türkiye Kupası’nda çeyrek finalde Ordu’yla, yarı finalde Bursa’yla yaptığımız maçlarda gollerim oldu. En sonunda finalde Trabzonspor’la oynadık. Futbolda insanı bazı enstantaneler tarihe yazıyor. Beşiktaş’ta çok iyi beş senem geçti ama herhalde Türkiye Kupası finalinde attığım o gol olmasaydı bu kadar unutulmayan biri olmazdım. Kupanın ilk kez alınması ve o gol beni Beşiktaş tarihine geçirdi. Benim kariyerimde de en büyük başarılardan biriydi.”

Beşiktaş’ın Türkiye Kupası’nı kazandığı 1974-75 sezonundaki bir on biri. Soldan sağa ayaktakiler: Sanlı Sarıalioğlu, Zekeriya Alp, Niko Kovi, Ahmet Yılmaz, Turgut Erkut, Sabri Dino. Oturanlar: Sinan Alayoğlu, Mesut Şen, Ahmet Börtücene, Tezcan Ozan, Dorde Miliç. (ayaktakileroturanlar.com)

1975-76 sezonu Beşiktaş’ın en kötü lig performansı olarak tarihe geçerken Niko’nun olumsuz anlamda unutamadığı bir yıl olmuş. “Hâlâ unutamıyorum, ligin onuncu sırası altındaydık. Beşiktaş’ın olmaması gereken bir yerdi. Benim için en üzüntülü yıldı,” diye hatırlıyor o sezonu. Gerçekten de Beşiktaş ligi 11’inci sırada bitirirken küme düşen Ankaragücü’yle puan farkının sadece iki olduğunu belirtelim. (İlginç bir not: Beşiktaş bu kötü performansı 1979-80 sezonunda da tekrarlamıştı. Ligi yine 11’inci sırada bitirirken küme düşen Göztepe’yle arasındaki puan farkı yine ikiydi.)

Beşiktaş 1976-77. Soldan sağa ayaktakiler: Rasim Kara, Tuncay Mesçi, Niko Kovi, Şaban Kartal, Mustafa Çimen, Selçuk Yalçıntaş. Oturanlar: Hayri Kol, Reşit Kaynak, Kahraman Kartaloğlu, Kemal Kılıç, Mithat Mıhçı. (ayaktakileroturanlar.com)
Niko Kovi, Beşiktaş’taki son sezonlarında kaptanlığı da üstlenmişti.

Birçok oyuncunun gelip gittiği o istikrarsız ve karanlık yıllarda, Niko Kovi Beşiktaş formasını son kez 1977-78 sezonunda giymişti. Gerçi o sezon sadece dokuz lig maçında oynaması ayrılığın da habercisi gibiydi. Nitekim o sezonun ardından Yunanistan yılları başlamış. “1977’de bir sakatlığım olmuştu. Üç ay oynayamadım, sonra yavaş yavaş oynamaya başladım. O sırada ipler de yavaş yavaş kopmaya başlamıştı. İyi olduktan sonra takımda yer alamaz oldum. Yedekte oturuyordum veya ikinci yarıda maça giriyordum. Bu duruma alışık değildim. Tahmin ediyorum, idarecilerin niyeti beni Anadolu’da bir takıma satmaktı. Veya bir sene daha kalsın da bir görelim gibi bir haleti ruhiyeye girmişlerdi. O zaman şansımızı deneyelim diyerek kalktık, Yunanistan’a geldik. Ben takım aramaya geldim. Bir sene evvel beni AEK istemişti, o zaman gitmemiştim. O zamanlar hatırlarsanız, yurt dışına üç senede bir çıkılabiliyordu. Bir sene çıktın mı bir daha kolay kolay çıkamazdın. Panathinaikoslu idareciler, ‘Biz seni tanıyoruz ama son bir sene fazla top oynamadın. O yüzden uzun süreli mukavele yapamayız. Seni bir deneyelim, eskisi gibiysen seneye yine konuşuruz, istediğin parayı veririz,’ dediler. Benim kaybedecek bir şeyim yoktu, peki dedim. O zaman eşim Elizavet döndü. Bonservisimi Beşiktaş’tan o aldı. Kulüp o zaman transferimden büyük para aldı. O zaman çok üzüldüğüm bazı yorumlar oldu. Bazı gazetelerde, ‘Besle kargayı oysun gözünü,’ ‘Kaçtı’ gibi yazılar çıktı. Niye öyle yazdıklarını bilmiyorum. Askerliğimi hiç problemim olmadan Amasya’da yapıp bitirmiştim. Beşiktaş transferimden para kazanmıştı. Bu yazılara üzüldüm. Beş sene Türkiye’ye hiç gelmedim. Fakat ondan sonra her sene gelmeye başladım.”

Beşiktaş-Zonguldakspor maçında Niko’nun golü.

Panathinaikos’ta da, Beşiktaş’ta olduğu gibi beş sezon geçirmiş Niko Kovi. “Panathinaikos’a transfer olduğum ilk sene biraz zorluk çektim. Hem Avusturya Lisesi’nde okumuştum, hem adada Türk ve Ermeni arkadaşım çoktu. Yunanca çok az biliyordum. Hem de buradaki insanların düşünce tarzı bizden biraz değişikti. Hem yaşayış tarzına alışmak hem futbol şartlarına alışmakta ilk sene biraz zorlandım ama yaklaşık 28 maç oynadım, bayağı iyi bir sezon oldu. Mukaveleyi imzaladıktan sonra ikinci senem çok daha rahat geçti. Beş sene iyi bir futbol yaşantım oldu. Hem iyi  hem kötü anılarım var. İyisi, Larissa’yı 2-0 yenip kupayı kazandık. Kötüsü, 1980-81 sezonunda Olimpiyakos’la aynı puan ve averajla ligi bitirdik. Baraj maçı oynanması lazımdı. Bizim başkan önce sahaya çıkmayacağız dedi. Bizi 15 gün serbest bıraktılar. Sonra oynamaya karar verdiler. Maçı 2-1 kaybettik. Onda çok üzüldüm çünkü o şampiyonluğu çok istiyorduk. Daha iyi bir takımdık ama onlar kazandı.”

Panathinaikos 1981-82.
1982-83 sezonunda Panathinaikos-Olympiakos maçı.

1982-83 sezonu sonunda Panathinaikos’tan ayrılan Niko Kovi, bu kez Girit’e gitmiş ve futbolu orada bırakmış. Ardından antrenörlük yılları başlamış. “Panathinaikos’tan sonra Girit’in OFİ takımına gittim. Orta sıralarda oynayan bir takımdı. Uzun yıllar hem Beşiktaş’ta hem Panathinaikos’ta şampiyonluğa oynamış bir sporcu olduğum için OFİ takımında oynamam için bir sebep kalmadı. Niye oynayayım, niye idman yapayım diye düşünüyordum. Hırslı bir oyuncuyken yavaş yavaş hedefimi kaybettim. Sadece maaş almak için oynamak istemedim. Panathinaikos’ta kalsaydım 35 yaşına kadar oynardım. Hedefim kalmayınca 32 yaşında futbolu bıraktım. 28-29 yaşından beri, futbolu bıraktığım zaman antrenör olacağım diye hazırlanıyordum. Bir sene dinlendim. Sonra Almanya’da Köln’de antrenör kursuna gittim. Orada B ve A kurslarını bitirdim. Ardından iki ay Eintracht Frankfurt’ta idmanları takip ettim. Sonra Yunanistan’a döndüm ve üçüncü ligden başladım. Girit’in Rethimno takımını çalıştırdım. O sene baraj maçını kazanarak takımı ikinci lige yükselttim. Ertesi sene ikinci ligde oynayan Mora yarımadasının Tripoli takımını çalıştırdım. Sonra Rethimno takımına döndüm. Üç sene ikinci ligde çalıştım. Girit’te aşağı yukarı beş senem geçti. Sonra mübadelede Anadolu’dan gelenlerin takımı olan Korivalos’u birinci lige çıkarttım. Birinci ligde de kaldım. Altı sene birinci ligde Yoannina, Athinaikos, Athromitos, Apollon Symirni gibi takımları çalıştırdım.” Uzunca bir süre profesyonel takımlarda teknik direktörlük yaptıktan sonra bu görevden ayrılan Niko Kovi, bir müddet de altyapıda genç oyuncularla ilgilenmiş. “Teknik direktörün yaşantısı bilindiği gibi neticelere bağlıdır. Takım iyi giderse teknik direktör iyidir, kötü gidince teknik direktör de gider. 16 sene teknik direktörlük yaptım. Fakat hedefim Panathinaikos ya da milli takım veya bir Avrupa takımını çalıştırmaktı. Hedefime ulaşamadığım için orada da hırsımı yitirdim. Ardından iki sene kadar sportif direktörlük yaptım. Bu olayı ben başlattım burada fakat baktım Yunanistan daha hazır değil buna, Panathinaikos altyapı akademisine döndüm ve orada scout olarak görev yaptım. Hem rakipleri hem oyuncuları takip ettim. Sonra kulübün altyapısında teknik sorumlu olarak çalıştım.”

OFI 1983-84 sezonu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.