Ogün Altıparmak: Gol Kokusunu En İyi Alan Futbolcu

10 Kasım 1938’de doğduğu için ismi Ogün konmuştu. Spora yüzme ve atletizmle başladı, basketbol ve hentbol oynayıp sonunda karar kıldığı futbolda, döneminin en önemli isimlerinden biri oldu. Karşıyaka’da oynarken milli takımın bütün kategorilerine seçilmesi, kırık bacağına rağmen Fenerbahçe’ye transfer olması, unutulmaz Manchester City maçındaki performansı, Amerika’da futbol oynaması, santrfor olmadığı halde Fenerbahçe’nin ilk gol kralı olması, Ogün Altıparmak’ın spor hayatının iz bırakan olaylarıydı.  Bütün bunları ve diğer ayrıntıları, Türk futbolunun bu unutulmaz isminden  yönetiminde yer aldığı Fenerbahçeli Sporcular Derneği lokalinde dinledik.

İsminin neden Ogün olduğunu yukarıda belirttik. Soyadının nereden geldiğini ve çocukluk yıllarını da kendisi anlatıyor: “Benim dedem Osmanlı donanmasında kaptanmış. Altıparmak Sezai diye deniz tarihine geçmiş bir insandı. Deniz subayı – bahriyeli ve kaptan. İnciraltı önlerinde gemini batır diye talimat verdiler, o da batırdı. İngilizler aldılar, Malta’ya götürdüler. Dokuz sene orada esir kaldı. Cerrahpaşa’da konağı vardı. Babam ise Türk Ticaret Bankası’nın kurucularından. Ben Adapazarı’nda doğdum. Sonra babamın işi nedeniyle Ankara’ya geldik. İki abim vardı; en büyük abim, 1930 doğumlu Nafi Altıparmak milli boksördü. 1945 yılında annemle babam ayrıldılar, ben yedi yaşındayım. Büyükbabam İstanbul’da geçinemediği için İzmir’e yerleşmişti. Daha sonra annem ve iki kardeşimle birlikte biz de İzmir’e taşındık. Büyükbabam Karşıyaka’da oturuyordu. Orada İngilizce ders vere vere hepimizi okuttu. Biz Arabacılar sokağında otururduk. Türk Birliği İlkokulu’ndan mezun oldum.” 

İzmir Ticaret Lisesi futbol takımı. Ogün Altıparmak ayakta, sol başta.

Ogün Altıparmak çocukluk yıllarını anlatırken duvarda asılı bir fotoğrafı göstererek, “Beni bu takım Fenerbahçeli yaptı,” diyor. Kırklı yıllara ait fotoğraftaki isimleri sayarak devam ediyor: “Ben 1946’dan beri Fenerbahçeliyim. Cihat, Murat, Ahmet, Selahattin, Samim, Küçük Ali, Fikret, Erol, Suphi, Lefter, Halit. Bu takım Avusturya’yı 2-1 yendiğinde biz çocuktuk. Fenerbahçe Ankara’ya gelirdi, Ankara Palas’ta kalırdı. Arkada bahçede otururlardı. Biz gider onları hayranlıkla seyrederdik.” Ankara dönemine ait bu anısından sonra İzmir Karşıyaka’da geçen gençlik günlerine dönüyoruz: “Ben spora 1954’te yüzme ile başladım ve İzmir şampiyonu, Türkiye üçüncüsü oldum. 200 metre kurbağalama yüzüyordum. Karşıyaka yelken şubesinin oradaki havuzda yüzerdik. Denizin içinde, açık bir havuzdu. Gazeteci Güngör Mengi benim kankamdı, Güngör’ü de yüzücü yaptım. Benden sonra o şampiyon oldu. Kardeşi Orhan da İstanbul’da şimdi yüzme hocası.” (Orhan Mengi bu röportajdan kısa bir süre sonra hayatını kaybetti.)  İzmir Ticaret Lisesi’nde okuduğu sırada atletizmde ve açık havada oynanan hentbolda şampiyonluklar kazanmasıyla ilgili gazete haberlerini hatırlatıyoruz. Bunları doğruluyarak cevap veriyor: “Atletizmde de 400 metre koştum.  Ticaret Lisesi olarak atletizmde, futbolda ve hentbolda İzmir şampiyonu olduk. Aynı zamanda Karşıyaka takımı olarak 1955’te hentbolda Türkiye şampiyon olduk. Harbiye’yi 11-8 yendik.”

Alsancak Stadı’nda yapılan okullararası atletizm yarışlarında, Ogün Altıparmak ipi önde göğüslüyor.

Bu röportajı yaptığımız tarihten kısa bir süre önce kaybettiği eşi Esin hanım da Ticaret Lisesi’nin sporcu öğrencilerinden biriymiş. Ogün Altıparmak anlatıyor: “Eşim de voleybolda okul takımının kaptanıydı. Masa tenisinde şampiyondu. 1957 senesinde Karşıyaka’dan 2.000 lira transfer parası alıp profesyonel oldum. O parayla nişanlandık. 1959’da 12.500 lira aldım. O parayla da evlendik.” Evlilik hayatına atılması gibi milli formayla tanışması da genç yaşta, Karşıyaka’da oynadığı sırada gerçekleşmişti. İlk kez, 1956 Avrupa Şampiyonası finalleri için Macaristan’a giden Genç Milli Takım kadrosuna seçilmiş, 1957’de de Genç Milli Takım’da oynamıştı. Milli formayla tanışmasını şöyle anlatıyor: “1955 senesinde mahallemin çocuğu Ergun Öztuna  İtalya’ya gitti-geldi (Karşıyaka ve Fenerbahçeli ünlü futbolcu Puşkaş Ergun). İtalya’yı anlatıyor. Ben de  yüzmeyi az bilirken, çalışarak  yüzücü oldum, atlet oldum. Çok çalışıyordum. ‘Seneye de ben genç milli olacağım,’ dedim. Herkes, ‘Yahu sen de her şey oluyorsun,’ diye dalga geçti. Çok sıkı çalıştım. Seçmeler vardı. Puşkaş Ergun geldi, bütün topları bana attı. Beş gol attım. 1956’da Genç Milli Takım’a seçildim. 1956’daki takımda Erdoğan Demirören, Özcan Arkoç, Yüksel, Ertan Adatepe vardı. Genç milli olduktan sonra bir gün okuldan çıktım. Pasaport iskelesinden vapura bindim, Karşıyaka’ya geçiyorum. Halit Kıvanç’ın eşi Karşıyakalıdır. Halit abi geldi, ‘Sen Ogün müsün?’ diye sordu. ‘Evet Ogün’üm.’ dedim. İlk röportajımı 1956 senesinde o yaptı.”

Genç Milli Takım 1956’da Avrupa Şampiyonası finalleri için gittiği Macaristan’da. Üst sırada soldan beşinci Ogün Altıparmak, sekizinci antrenör Sabri Kiraz. Alt sırada soldan birinci Ergun Öztuna.

Ogün Altıparmak Karşıyaka’da başarılı futbolunu devam ettirince Milli Takım’ın diğer kategorilerinde de forma giymeye devam etti. Özellikle A Milli Takım düzeyinde bu, o yıllarda İstanbul dışındaki takımlarda oynayan çok az futbolcunun ulaşabildiği bir başarıydı. Kendisi de bu durumu şu sözleriyle vurguluyor: “Karşıyaka’da oynarken 13 defa Milli Takım’da forma giydim. A Milli Takım dışında Genç Milli Takım, Ümit Milli Takım, B Milli Takım’da da oynadım.” Nitekim ilk kez A Milli olduğu, 8 Ekim 1961’de Bükreş’te Romanya’yla oynanan maçın kadrosuna baktığımızda onun dışındaki bütün futbolcuların İstanbul kulüplerine mensup olduğunu görüyoruz. Bu durum diğer maçlarda da fazla farklılık göstermemiş.

Karşıyaka’nın genç yıldız adayı Ogün ve Fenerbahçe’nin ordinaryüsü Lefter.

Karşıyaka’da başarılı olup Türk futbolunun unutulmazları arasına da adını yazdırmasında rolü olan antrenörü şöyle açıklıyor yıldız futbolcu: “Bugünlere gelmemin en büyük nedeni Adnan Süvari’dir. Adnan Süvari, Yün Pamuk’ta oynuyordu. İngiltere’ye antrenörlük kursuna gitti. Oradan teknik direktör oldu, 1959’da Karşıyaka’ya geldi. İlk geldiğinde sarkaç top ile şut duvarı yaptırdı. Herkes bu ne diye tenkit etmeye başladı. Halbuki çok faydası oldu. Ben 1,73 santim boy ile senede altı tane kafa golü atıyordum, şut duvarında sarkaç topla yaptığımız çalışmaların etkisiyle. Metin Oktay bir, ben iki, Göztepe takımı üç – hepimizin Adnan Süvari’ye karşı vefa borcumuz var. İşi çok iyi bilirdi. Centilmendi. Beş lisan biliyordu.”

Karşıyaka’nın 1959-60 kadrosu. Soldan sağa ayaktakiler: Muhip Çağlıdil, Özcan Öngen, Ogün Altıparmak, Şevket Gülen, Bulut Ataerk, Erdinç Sakızlıoğlu, Erol Özışıkçılar, Adnan Süvari. Oturanlar: Niyazi Camgöz, Erol Erkal, Necati Özyıldırım, Rafet Atamer, Argun Akmoral.

Ogün Altıparmak’ın profesyonel sözleşmeye imza atıp A takımda oynamaya başladığı 1957-58 sezonunda henüz Milli Lig (günümüzdeki Süper Lig) kurulmamıştı ve Karşıyaka, İzmir Ligi’nde mücadele ediyordu. Yeşil-kırmızılı takım o sezonu üçüncü bitirirken şampiyon Altay’ın bir puan gerisinde kalmış ve ikinci İzmirspor’la aynı puana ulaşmıştı. Ertesi sene İstanbul, Ankara ve İzmir’de mahalli ligler son kez oynanacak ve üst sıralarda yer alan takımlar 21 Şubat 1959’da hayata geçen Milli Lig’e katılacaktı. 1958-59 sezonunu çok başarılı geçiren Karşıyaka, tarihinde üçüncü kez İzmir Ligi şampiyonluğunu kazandı ve bu ligin son şampiyonu olarak Milli Lig’e katıldı. Ogün Altıparmak 1959’dan sonra dört sezon daha Karşıyaka formasıyla Milli Lig’de mücadele etti. Bu sırada 1960 yazında Galatasaray’a transferi gündeme gelmiş, hatta sarı-kırmızılı takımın Sovyetler Birliği turnesine de katılmıştı. Ancak gerçekleşmeyen bu transferin hikayesini ondan dinliyoruz: “1960’ta Galatasaray beni Rusya’ya götürmüştü. O sırada Ayhan, Cenap, Bahri’nin transferi yapılmıştı. Dönüşte Metin Oktay’ın tranferi çıktı. Eşi Oya vardı. Oya İzmirspor’dan 300 bin lira getirmiş. Hava limanında inince Metin  oradan Oya ile gitmedi, Galatasaraylı idarecilere gitti. Metin’in transferi olunca Karşıyaka’ya para veremediler. Ben de transfer edemedim, yoksa Galatasaraylı olacaktım.”

Galatasaray Temmuz 1960’ta çıktığı Sovyetler Birliği turnesinde bir maçta. Soldan sağa: Turgay Şeren, Suat Mamat, Ergun Ercins, Candemir Berkman, Ayhan Elmastaşoğlu, Cenap Doruk, Samim Uygun, Ogün Altıparmak, Mustafa Yürür, Ahmet Berman, Metin Oktay.

1960’ta Galatasaray’a transferi son anda gerçekleşmeyen Ogün Altıparmak 1963 yazında, çocukluğundan beri taraftarı olduğu Fenerbahçe’ye imza attı. Üstelik bu transfer 8 Haziran’da Altay ile Karşıyaka arasında oynanan lig maçı sırasında, Altay kalecisi Varol Ürkmez’in bacaklarına atlaması sonucu, bir ayağının kırılmasına rağmen gerçekleşmişti. Bu transferin hikayesini yıldız futbolcudan dinliyoruz: “Karşıyaka-Altay maçında ayağım kırılalı bir hafta olmuştu. Bizim eve Fenerbahçeli idareciler ziyarete geldi. Ayağımın kırık olduğunu bilmiyorlar. Dr. Reşat Dermanver ile Rüştü Dağlaroğlu, bir de Ahmet abi (Fenerbahçe’nin eski futbolcusu, menajer Ahmet Erol) geldi. ‘Biz seni almaya geldik,’ dediler. Ben de başladım ağlamaya. ‘Beni bu ayakla mı alacaksınız?’ dedim. ‘Ne oldu?’ diye sordular. ‘Ayağım kırık,’ dedim. Ahmet abi falan paniklediler. Dr. Reşat, ‘Röntgen nerede?’ diye sordu. Röntgeni gösterdim. Arkadaki fibula kemiği yarılmış, kopmamış. O sırada transfer paralarını kulübe Kadir Has veriyordu. Doktor telefonda Kadir Has’a, ‘Üç ay sonra Ogün futbol oynar, ben kefilim,’ dedi. Kulüp ayağım kırık diye beni almak istemiyordu. Kadir Has kulübe, ‘Doktor garanti verdi üç ay sonra oynar diye. Eğer oynayamazsa, Ogün’e verilen parayı kulübe hibe edeceğim,’ dedi. Beni kırık ayakla böyle aldılar. Üç ay sonra oynadım. İlk maçımda Altınordu’ya gol attım.”

(Milliyet)

O yaz büyük bir transfer hamlesi yapan Fenerbahçe, Ogün dışında Birol Pekel ve Şenol Birol’u Beşiktaş’tan, Aydın Yelken’i de Karagümrük’ten almıştı. Bu dört flaş transfer, Nedim Doğan’la birlikte meşhur “Atom Forvet” adı verilen hücum hattını oluşturuyordu. Ogün Altıparmak 1963-64 sezonunu şöyle anlatıyor: “Herkes Şenol ve Birol’dan gol beklerken Aydın ile ben onlardan daha çok gol attık. İki sene üst üste şampiyon olduk. İlk geldiğim sene Kokotoviç vardı. Çok değerli bir hocaydı ama çok sakindi. Fazla etkili olamıyordu. Arada Halit Deringör menajer olarak geldi ve takviyelerde bulundu. 1963-64 sezonunda şampiyon olduk. Sonra Oscar Hold geldi, İngiliz hocamız. 1964-65 sezonunda da şampiyon olduk. İstasyon çalışmaları yaptırırdı.  Burada kimse bilmezdi. Adama bir sürü laf ettiler. Sonra bırakıp Suudi Arabistan’a gitti. Orada hocalık yaptı.”

Fenerbahçe’nin 1964-65 kadrosu. Soldan sağa üst sıra: Şeref Has, Özcan Soykök, Hazım Cantez, Osman Göktan, Ali Filibeli, Birol Pekel, Ali İhsan Okçuoğlu, Şenol Birol. Orta sıra: Yıldırım İper, İsmail Alemdaroğlu, Nedim Doğan, antrenör Oscar Hold, şube sorumlusu Halit Deringör, menajer Ahmet Erol, Ogün Altıparmak, Atilla Altaş, Aydın Yelken. Alt sıra: İsmail Kurt, Yüksel Gündüz, Ergun Öztuna, Şükrü Birand, Ziya Şengül, Haldun Yağızer.

İki sene üst üste şampiyonluktan sonraki iki sezon unvanını Beşiktaş’a kaptıran Fenerbahçe, 1967-68 sezonunda Macar antrenör Molnar ile anlaştı. Fenerbahçe daha önce iki kez – 1948 ve 1959’da – şampiyonluk kazandığı Molnar ile, lig şampiyonluğunun dışında Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası ve Balkan Kupası’nı da kazanarak tarihi bir sezon yaşadı. Ogün Altıparmak o sezonu esprili uslubuyla şöyle anlatıyor: “Molnar’ın yardımcısı rahmetli Basri abi, menajer Ahmet Erol abi. O sezon beş kupa aldığımız yıl. Tarihe geçmiş bir senedir. Molnar’ın futbol bilgisi çoktu fakat yaşlıydı. Nalınları koyardı, taktik verirdi. Molnar anlatırdı anlatırdı, Basri abi ‘bitti mi?’ diye sorardı. O bitti deyince, ‘O zaman sen çık,’ derdi. Basri abi alırdı bizi, ‘Hadi aslanlarım. Çıkacaksınız oynayacaksınız. Bu maçı kazanacaksınız,’ derdi. Selim Soydan, ‘Basri abi senin konuşman bitti mi?’ diye sorardı. O çıkınca bu sefer Selim başlardı. ‘Hadi çocuklar, yine çıkıyoruz. Bismillahirrahmanirrahim. Allaha  emanet sistemiyle oynayacağız,’ derdi. Böyle böyle beş kupa aldık. Bunlar çok önemli şeyler. Takım içindeki arkadaşlık çok önemli.  Beş kupa kazandığımız sene takım içinde yedi tane üniversite mezunu Fenerbahçeli oyuncu vardı.”

Fenerbahçe 1967-68. Soldan sağa ayaktakiler: Fuat Saner, Yavuz Şimşek, Ercan Aktuna, Yılmaz Şen, Abdullah Çevrim, Selim Soydan. Oturanlar: Şükrü Birand, Nedim Doğan, Ogün Altıparmak, Numan Okumuş, Ziya Şengül. (Uğur Filiz arşivi)

Ogün Altıparmak’ın Milli Takım kariyeri Fenerbahçe’de oynadığı yıllarda da başarıyla devam etti. Onun unutamadığı maçlardan biri, o yıllarda Türk futbolunun da parlak başarılarından biri olan, Moskova’da 2-0 kazandığımız Sovyetler Birliği maçıydı. Onun bu maçla ilgili anıları, o dönemdeki futbolcuların  bugünle kıyasladığımızda yarı profesyonel diyebileceğimiz bir ortamda yaşadığını gösteriyor: “Adnan Süvari hem Karşıyaka’da hem de Milli Takımda hocamdı. Tarihe geçmiş Rusya maçında hocamız Adnan Süvari’ydi. Maçta golleri  Ayhan ile Fevzi attı. Gollerin birini ben, birisini Faruk attırdı. Moskova’da maça öyle bir çıktık ki, takım kaleci Turgay abi ile başladı. Birinci golü attık, Turgay abi sakatlandı. Daha doğrusu maçı kaybettik diye bıraktı. Yerine kaleci Ali geçti. Ali öyle kurtarışlar yaptı ki, ardından Ayhan ikinci golü attı. Güzel bir goldü. Maçı 2-0 kazandık. Moskova’ya giderken ev almıştım. Evin 2000 liralık ara senedi vardı. Çok para. Bizim maaşımız Fenerbahçe’de 500 lira. Bir de antrenman parası 350 lira var. Bizim şarküterisi olan Necdet abi vardı. ‘Rusya’ya gidiyoruz abi,’ dedim. ‘Bana havyar getir,’ dedi. Çorap götürdüm, iki kilo havyar getirdim. Kilosu bin liradan ona verdim. Ara senedi ödedim. Rusya maçını kazanınca 2000 lira da Federasyondan geldi ve evin parasını rahat şekilde ödedim.”

12 Kasım 1961’de, İstanbul Mithatpaşa Stadı’nda Sovyetler Birliği ile karşılaşan Milli Takım on biri. Soldan sağa: Metin Oktay (Palermo), Ahmet Berman (GS), İsmail Kurt (FB), Ogün Altıparmak (KSK), Şeref Has (FB), Candemir Berkman (GS), Can Bartu (FB), Sabahattin Kuruoğlu (BJK), Suat Mamat (GS), Necmi Mutlu (BJK), Lefter Küçükandonyadis (FB).

1968 yazında birkaç aylık bir Amerika macerası da yaşayan Ogün Altıparmak, bu transferin nasıl gerçekleştiğini şöyle anlatıyor: “Beni Türkiye- Tunus maçında seyreden Macar hoca Andre Nagy vardı. O Amerika’ya hoca olmuş. Bana buraya mektup gönderdi. ‘Ben Washington Whips takımına hoca oldum. Amerika’ya gelir misin?’ diye sordu. Oynayabiliyorsan hem orada hem burada oynuyorsun. Bunun üzerine kulübe gittim, durumumu anlattım. ‘Söz veriyor musun? Dönecek misin?’ dediler. Ben de söz verdim ve Amerika’ya gittim. Orada 10 maç oynadım, 10 gol attım. Beni çok severlerdi. Benden sonra Pele, Yasin gitti. Ben Amerika’da top oynarken, takımda  başka ülkelerden oyuncular da vardı. İlk maçımı Atlanta’da oynadık. Atlanta o zaman liderdi. Sahaya çıktım, bir Türk bayrağı gördüm. Ogün hoş geldin yazıyordu. Motivasyon çok önemli. Büyük Fikret’in oğlu Gündüz nişanlısıyla maça gelmiş. Bunları mahçup etmeyeyim diye güzel bir futbol oynadım. Golün birisini ben attım, 2-1 galip geldik. Atlanta’da da, Amerika’da da hiçbir şekilde unutulmadım. Motivasyon çok önemli.”

Ogün Altıparmak (üst sırada, soldan üçüncü) Washington Whips takımında.

Ogün Altıparmak futbol kariyerinin en unutulmaz maçlarından birini Amerika’dan döner dönmez oynadı ve Fenerbahçe’nin Manchester City karşısında elde ettiği tarihi zaferde büyük pay sahibi oldu. Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nın ilk turunda İngiltere şampiyonuyla eşleşen Fenerbahçe, Ogün’ün yetişemediği için kadroda olmadığı, Manchester’da oynanan ilk maçta 0-0 berabere kalmıştı. O yıllarda ilk turun ötesine nadiren geçebilen Türk futbolu için bu büyük bir sonuçtu ama rövanşta yine de güçlü rakibe karşı fazla kazanma ihtimali verilmiyordu. Nitekim 2 Ekim 1968 akşamı Mithatpaşa (İnönü) Stadı’nda oynanan maçın ilk yarısı konuk takımın 1-0 galibiyetiyle kapanmıştı. Ancak Fenerbahçe ikinci yarıya çok iyi başladı. İkinci devre başlarken oyuna giren Abdullah Çevrim, 46. dakikada Ogün’ün pasıyla beraberlik golünü attı. 78. dakikada bu kez Can Bartu’nun kullandığı serbest vuruşta Ercan Aktuna’nın kafayla altı pasa indirdiği topu tamamlayan Ogün Altıparmak, Fenerbahçe’yi 2-1 öne geçirdi. Bu sonuçla Fenerbahçe ikinci tura yükselirken, Ogün de sahaya inen seyircilerin omuzlarında soyunma odasına gidiyordu. O gecenin yıldızı bu maçı şöyle anlatıyor: “Kulüp ‘Senden görev bekliyoruz, hazır mısın?’ diye haber yolladı. Ben de hiç düşünmeden hazırım dedim. İlk maça biletim yetişmedi. Yola çıkarken eşimle konuştuk. ‘Rüyamda gördüm, 2-1 kazanıyorsunuz. Gollerin birini sen, birini de Abdullah atıyor,’ dedi. Maçın ilk yarısında Can’la bir pozisyon konusunda biraz tartıştık. Devre arasında Molnar Can’ı çıkartmaya kalktı. Biz isyan ettik, çıkaramazsınız dedik. Can’ı duştan aldık geldik. O sırada hanımın rüyası aklıma geldi. ‘Bakın çocuklar motivasyon çok önemli, benim hanımın rüyası da hep çıkar,’ dedim. Sahaya çıktık, galip geldik. Hatta ben bir gol daha attım, hakem vermedi. Stadyumdan çıktık. O zaman cep telefonu yok. Eve geldim, hanıma telefon açtım. ‘Rüyan çıktı,’ dedim. O da şaşırdı.”

Ogün Altıparmak, tarihi Manchester City maçında, Fenerbahçe’yi 2-1 öne geçiren golü atıyor. (Hayat)
(Milliyet)

Ogün Altıparmak Fenerbahçe’yle 1969-70 sezonunda bir lig şampiyonluğu daha yaşadı. O sezon takımı çalıştıran Romen antrenör Ionescu için şöyle konuşuyor: “Ionescu geldiği zaman ‘Benden ne istiyorsunuz?’ diye sordu. Şampiyonluk dediler. Adam yaş ortalaması 30 olan takımı 2 puanlık düzende 7 puan fark yaptırarak şampiyon yaptı. 31 gol attık, 6 gol yedik. Adamı hep tenkit ediyorlardı. Çok düzgün bir insandı. Hatta idarecilere geldi şunu söyledi; öğrendiği Türkçe ile, ‘Benim cebimde var 100 lira. Ben onu yiyo. Var 1000 lira onu yiyo.’  100 lirayı 1000 lira yapmak için karakterimi değiştirmem dedi ve gitti.” Ionescu da Fotospor dergisine yaptığı açıklamada Ogün’ün kapalı defanslara karşı çok etkili olduğunu, gol kokusunu en iyi alan futbolcusu olduğunu belirtmişti.

15 Aralık 1968’de, Fenerbahçe’nin Beşiktaş’ı 2-1 yendiği maçta, Ogün Altıparmak, Fehmi Sağınoğlu (solda) ve Süreyya Özkefe arasından şut çekerken arkada Vedat Okyar izliyor.

Yıldız futbolcu son kez 1970-71 sezonunda forma giydi. O sezon bir başka Romen çalıştırıcı Teaşka, takımın başına getirilmişti. Yeni hoca futbolcularla pek anlaşamamıştı, bunların başında Ogün Altıparmak da vardı:  “Teaşka geldi. Beni kadro dışı bıraksın diye ona emir verdiler.  Kadro dışı bıraktı. Ama ona inat o seneyi gol kralı olarak kapattım ve futbolu bıraktım. Benden daha golcüler vardı ama Fenerbahçe’de ilk gol kralı benim.” Gerçekten de Ogün Altıparmak 33 yaşında futbolu bırakırken 27 lig maçında 16 gol atıp Fenerbahçe’nin  ilk gol kralı olarak tarihe geçmişti. Sezonun son maçında Fenerbahçe Beşiktaş’ı 1-0 yenerken, golü o atmıştı.

6 Haziran 1971… Ogün Altıparmak son lig maçının ardından taraftarların omuzlarında sahadan çıkıyor.

Fenerbahçe formasıyla son resmî maçına, 27 Haziran 1971’de Bursaspor’la yapılan Başbakanlık Kupası’nda çıkan Ogün Altıparmak, 10 gün sonra yapılan görkemli bir jübileyle futbola veda etti. Jübile maçında Fenerbahçe’yle karşılaşan Şöhretler Karması’nda, Türk futbolunun o günlerdeki yıldızları yanında, Romanya’dan davet edilen futbolcular da oynadı.  Bunların arasında geleceğin ünlü antrenörü Lucescu da vardı. “Jübilemi 7 Temmuz 1971’de yaptım. 40 bin kişi geldi. Onların sayesinde bugünlere geldim. Aldığım hasılatla ticarete atıldım. İhracatçılar Birliği’nde 52 numaram var. Konfeksiyon fabrikam vardı. Eşimle beraber el ele verdik. Ticaret yaparken, sporculuk sayesinde büyük işler aldım. Benim konfeksiyon fabrikam vardı. Aldığım ihalelerden birisi Şeker Fabrikalarının ihalesidir. En ucuzdan en pahalı kumaşa kadar hep numune yaptım. Seçen adam da hasta Fenerbahçeli. Butik Ogün diye görünce hemen benimkini seçti.”

Ogün Altıparmak jübile maçında Şöhretler Karması oyuncularıyla. Üst sırada Ergün Acuner, Gürsel Aksel, Nevzat Güzelırmak ve Alpaslan Eratlı, alt sırada Ender Konca, Mircea Lucescu ve Ali Artuner görülüyor.

Ogün Altıparmak’ın futbolculuk sonrası yaşamındaki ilginç olaylardan biri, 1983’te Turgut Özal tarafından kurulan Anavatan Partisi’nin Kadıköy İlçe Başkanlığını üstlenmesiydi. Yıldız futbolcu, siyasete nasıl girdiğini şöyle anlatıyor:  “Hiç bir partiye gitmemiştim. Rahmetli Ali Tanrıyar Galatasaray başkanlığı yapmıştı. Aynı zamanda Turgut Özal’ın bacanağıydı. 1960 yılında Rusya seyahatinde tanıdım. Beyefendi bir insandı. Başhekimdi. Parti kuruluyor dediler. Ben de kutlamak için aradım. Şişli’de Sadıklar Apartmanı vardı. Beni oraya çağırdı. Gittiğimde Turgut Özal da oradaydı. Bana ‘Kadıköy’de ANAP’ı sen kur,’ dedi. ANAP’ı kurarken partideki arkadaşlar yardım etti. Kadıköy tarihinde, Fenerbahçe sayesinde ilk defa sağ parti olarak yüzde 53 oy alarak birinci parti olduk, hem belediye hem de genel seçimlerde. Hatta Özal, ‘Her şeyi anladım ama bu Kadıköy’de bu oyu nasıl aldık?’ diye sordu. Ben de ‘Fenerbahçe sayesinde,’ dedim. Fenerbahçe sayesinde bu yerlere geldik. İş hayatında da kapıları açtılar. Hem kapı açıp para kazandırdılar hem de zarar verdiler.  Zarar verenler de intihar etti. Kısaca kul hakkı yemeyeceksin.” 

Sohbetin sonunda Ogün Altıparmak’ın söyledikleri, yıldız futbolcuların göklere çıkarıldığı kadar günü geldiğinde yerin dibine sokulduğunun da özeti gibiydi: “Fenerbahçe sayesinde çok güzel bir hayat yaşadık. Gittiğimiz yerde ilgi, sevgi gördük. Ara sıra bize de küfür ettler ama golü atınca da sırtlarında taşıdılar. Bunlar birbirinin desteğidir. Bir nevi motivasyondur. Bazen küfür de oyuncuyu hırslandırır.”

Ogün Altıparmak’ın Spor Yaşamından Kareler

Yeni Asır, 20 Ocak 1955.
31 Mart 1957’de Polonya’yı 5-2 yenen Genç Milli Takım. Soldan sağa: Özcan Arkoç (Vefa), Çağatay Uygur (İstsp), Ertan Adatepe (AG), Özer Kanra (Y.S.Selim), Önder Barutçugil (Ankara DS), Ogün Altıparmak (KSK), Timuçin Berker (H.Tepe), Mustafa Yürür (Sarıyer), Cengiz Özyalçın (Emniyet), Şencan Fotocan (İzmirspor), Ergun Tamer (AG).
1958’de İzmir’de Karşıyaka ile Fenerbahçe arasında oynanan özel maçta Naci Erdem ile mücadelede.
Karşıyaka, Milli Lig’in ilk sezonunda (1959) Ankara deplasmanı öncesi tren istasyonunda. Soldan sağa ayaktakiler: Macar antrenör Balazist, Sümer Çulha, Bulut Ataerk, Yılmaz Doğangenç, Ogün Altıparmak, Özcan Öngen, Dr. Şevket Köknar. Oturanlar: Gürkan Başoğlu, Özgen Karasel, Akın Barhan, Kemal Örgev.
İzmir Karması, 1958. Soldan sağa ayaktakiler: Ekrem Koldaş (AO), Hayati Çetin (Kültürspor), Tahtabacak Ahmet (Kültür), antrenör Sait Altınordu, Nurettin Terzi (İzmirspor), Şaban Gülcan (İzmirspor), Ogün Altıparmak (KSK), ?, Seyfi Talay (İzmirspor). Oturanlar: ?, Sabahattin Haskan (Demirspor), Arif Gümüşçeviren (Ülküspor), Erol Erkal (KSK), Akın Barhan (KSK), Yılmaz Doğangenç (KSK), Necmi (Kültür), Reşat (Ülkü).
Karşıyaka 1961-62. Soldan sağa: Özcan Öngen, Akın Barhan, Kemal Canıvar, Mustafa Aksoy, Ahmet Tuna Kozan, Zeki Şensan, Bulut Ataerk, Arif Dökel, Ogün Altıparmak, Vural Olşen, Necati Özyıldırım.
29 Nisan 1962’de, Budapeşte’de oynanan Macaristan maçı. Bu maçta rakibiyle çarpışarak beyin sarsıntısı geçiren Ogün Altıparmak, yaklaşık iki hafta boyunca hastanede kalmıştı.

Beyin sarsıntısı geçirdikten sonra birkaç ay sahalardan uzak kalan Ogün Altıparmak, eşiyle birlikte Mithatpaşa Stadı’nda bir milli maçta.

Ogün Altıparmak bu fotoğrafa şu notu düşmüş: “21 Aralık 1963 günü golsüz biten İzmirspor maçında, İzmirspor kalecisi Seyfi, Mithatpaşa Stadı deniz tarafındaki kaleye vurduğum kafa topunu kurtarıyor. Şeref ağabeyim arkada ‘bu nasıl gol olmaz’ diye kafasını tutuyor. Ben de ‘nasıl gol olmadı’ şaşkınlığı ve üzüntüsü içerisindeyim.”
Ogün Altıparmak Fenerbahçe’ye geldiği sezon (1963-64) lig şampiyonluğu sevincini yaşamıştı. Soldan sağa ayaktakiler: Birol Pekel, Aydın Yelken, Ali İhsan Okçuoğlu, İsmail Alemdaroğlu, Osman Göktan, Hüseyin Yazıcı. Oturanlar: Özcan Köksoy, Ogün Altıparmak, Ali Filibeli, Yüksel Gündüz, Şeref Has. (Hasan Hüseyin Çakın arşivi)
İki komple sporcu, bir kamp esnasında masa tenisi oynayarak vakit geçiriyorlar.
Fenerbahçe 1966-67. Soldan sağa ayaktakiler: Şeref Has, Yılmaz Şen, Özcan Köksoy, Ercan Aktuna, Birol Pekel, Lazar Lemiç. Oturanlar: Nedim Doğan, Hazım Cantez, Numan Okumuş, Ogün Altıparmak, Yaşar Mumcu.

Fenerbahçe 25 Şubat 1968’de, deplasmanda Ankaragücü’nü 2-0 yenerken Ogün Altıparmak ilk golü atıyor. Fotoğraf, onun havaya iyi sıçrayıp topla en doğru zamanda buluşma becerisini ortaya koyuyor.

Fenerbahçe’nin 30 Mayıs 1968’te Yunanistan’ın AEK takımını 3-1 yenerek Balkan Kupası’nı kazandığı maçta, Ogün Altıparmak’ın attığı üçüncü golün krokisi. Bu çizimden onun etkili kafa şutları yanında, iki ayağını da iyi kullanarak gol atabildiğini görüyoruz. (Milliyet)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.