Mete Yalçın: Basketbol Tarihimizin Önemli Bir Tanığı

Türk basketbolu ellili yılların başına kadar popülerlik açısından güreşin, hatta atletizmin gerisindeyken birkaç sene içinde futboldan sonra ikinci spor dalı haline gelmişti. Yeni açılmış olan Spor ve Sergi Sarayı’nda üst üste dört yıl boyunca yapılan Milletlerarası İstanbul Basketbol Turnuvası bu hızlı gelişmede önemli bir rol oynadı. 1951’de Paris’te yapılan Avrupa Şampiyonası’nda o yıllar için çok iyi bir derece olan altıncılık da spor basını ve kamuoyunun ilgisini basketbola yoğunlaştırmıştı. Fakat hepsinden daha önemli bir olay varsa o da Fenerbahçe-Galatasaray rekabetinin futboldan sonra basketbola da sıçramasıydı. Galatasaray basketbolda otuzlu yıllar boyunca faaliyet göstermiş ve epey yol almıştı. Fenerbahçe ise basketbol şubesini daha önceki bir iki sonuçsuz denemeden sonra 1944’te Cem Atabeyoğlu-Muhtar Sencer ikilisinin gayretleriyle hayata geçirdi. İki ezeli rakip arasındaki ilk 10 karşılaşma sarı-kırmızılıların galibiyetiyle sona erdi. 10 yıl boyunca devam eden bu durum 1954’te sona erdi. 28 Mart 1954’te yapılan karşılaşmada Galatasaray’ı 71-61 mağlup eden Fenerbahçe, böylece “Yenilmez Armada”nın üstünlüğüne son verdi ve o tarihten itibaren gerçek rekabet başladı. Bu yazımızın konuğu olan Mete Yalçın, bu tarihi maçta Fenerbahçe formasıyla mücadele etmişti. Bu maçın hayattaki son tanıklarından biri olan Yalçın’la bunun yanı sıra spora nasıl başladığını ve o yıllarda basketbolun nasıl oynandığını da konuştuk.

“1934 İstanbul doğumluyum. 1947-48’e kadar Laleli’de oturduk. 45. İlkokulu bitirip Robert Kolej’e girince Bebek’e taşındık. Babam subaydı, ben 10 yaşındayken öldü. Ben çok iyi futbolcuydum. Dayım Gıyasettin Söztutar Vefa kulübünde idareciydi. Ailece annem, dayım, ben, abim, dayımın eşi, ailece Vefa maçlarına giderdik. İlkokulda hep futbol oynuyordum. Kolej takımında futbol da oynadım. Sol ayaklıydım. Orta haf, sol haf, sol iç oynardım. Kolej’de birkaç tane basket sahası vardı. Basket oynuyorlar, beni almıyorlar. Oynayanlar da daha doğru dürüst topu tutamıyor. Ben bunlara kızdım, basketçi oldum. Ben önce Galatasaray’daydım. Yıldız takım, 16 yaş oluyor herhalde. Robert Kolej’de okurken basketbol oynuyorduk. Samim (Göreç) abi de bir iki seneliğine jimnastik hocalığına geldi. Baktı biz yatkınız, bizi Kolej takımı olarak çalıştırdı. O zaman Galatasaray’da antrenördü. Bizi yıldız takımına götürdü. Türkiye şampiyonu olduk. Ertesi sene genç takımda oynadık, Türkiye şampiyonu olduk. O zaman Mehmet Ali Kışlalı vardı, ben vardım, Özer Kabaş vardı. Bir tek Kışlalı dışarıdandı, diğerleri Kolej’de okuyordu. Bizim genç takımda oynadığımız sene sonunda Samim abi Fenerbahçe’ye gitti. Ben onunla Fener’e gittim, Özer Darüşşafaka’ya gitti.”

Mete Yalçın’ın Fenerbahçe’deki ilk sezonu (1952-53). Soldan sağa ayaktakiler: Sacit Seldüz, Muammer Tezel, Haluk Reman, Mete Yalçın, antrenör Samim Göreç, Erdoğan Karabelen. Oturanlar: Hikmet Vardar, Ayhan Öz, Nejat Diyarbekirli.

Uzun yıllar Galatasaray’a önce oyuncu, ardından antrenör olarak hizmet veren Samim Göreç, 1952-53 sezonunda Fenerbahçe’ye geçmişti. Mete Yalçın da bu sezondan itibaren sarı-lacivertli takımda oynamaya başlamış. O yıllardaki hemen her basketbolcu gibi bir yandan üniversite eğitimine devam ederken bir yandan da spor yapmış. “Robert Kolej İnşaat Mühendisliği bölümünde okudum. Bizim oynadığımız yıllarda basketbolcuların neredeyse hepsi mühendisti. Hikmet, Haşim, Güney, Yüksel, Sadi. Sinan King’le birlikte Kolej takımında basketbol oynadık. Benim Fenerbahçe’de oynadığım zaman, okulun sahasında Fenerbahçe’yle maç yaptık. Sinan’la ikimiz yendik Fener’i. John Chalfant Robert Kolej’de öğretmendi. Okul takımının koçuydu. Ben Fener’de oynuyordum o zaman. Onu Fener’e ben götürdüm. İyi oyuncuydu. Samim abi gelince takımdaki eski oyunculardan yedi sekiz tanesi gitti.”

1953-54 sezonunda bir ilk beş. Soldan sağa: Mete Yalçın, Hikmet Vardar, Sacit Seldüz, Nejat Diyarbekirli, Erol Demiroma.

Mete Yalçın’a o yıllarda basketbolun nasıl oynandığını sorduğumuzda şunları anlatıyor: “Ben guard oynuyordum. Hikmet’le ben çift guard oynardık. Sacit’le Karabelen iki yanda, Altan pivot oynardı. Bizim zamanımızda basketbol daha yavaş oynanıyordu. Topu alırdık, bizim potanın altından. Hikmet’le ona, bana, santraya kadar öyle gelirdik. Ondan sonra dışarıya pas verirdik. Rakip takım da pres yapmazdı, yoktu öyle bir adet, sonra başladı. Adam adama da oynanıyordu, zone da. Ama adam adama savunma, rakip potaya yaklaşınca başlıyordu. Bir ara ayakkabı kıtlığı vardı. Samim abi ayakkabı yapıyordu. Antrenmana Kolej’den top götürüyorduk. Sonra topları geri götürüyorduk. Antrenmanları daha çok Teknik Üniversite’de yapardık. Uçak gemisi geliyordu, gemiye gidiyorduk. Geminin içinde salon vardı. Kadıköyspor sahasında yazın çok maç yapılırdı. Yazlık takımlar arasında maçlar oynanırdı. Yunanistan’dan falan takımlar gelirdi yazın.” 1955-56 sezonunda takıma katılan Can Bartu için de şunları söylüyor: “Eylül 1955’te Yugoslavya’da bir turnuvaya gittik. Can genç takımdan A takıma yeni girmişti. Proleter diye bir takımla oynuyoruz, dördü milli. Lotsi diye milli takım kaptanları var, Panter diyorlar. Onu geçemiyorsun. Bizim Can, daha yeni oynuyor birinci takımda, onun üstünden 19 sayı attı. Lotsi maçın sonunda onu öptü. Müthişti Can, Allah öyle bir kabiliyet vermiş ki, inanılmaz.”

1954-55 sezonunda bir ilk beş. 11 Erdoğan Karabelen, 5 Sacit Seldüz, 12 Altan Dinçer, 10 Mete Yalçın, 13 Hikmet Vardar.
1955-56 İstanbul Ligi şampiyonu Fenerbahçe. Soldan sağa arka sıra: Altan Dinçer, Erdoğan Karabelen, Ertan Trak, Sacit Seldüz. Orta sıra: Erol Demiroma, Yılmaz Gündüz, Samim Göreç, Hikmet Vardar, Johnny Chalfant. Ön sıra: Mehmet Baturalp, Can Bartu, Metin Çabukel, Mete Yalçın.

Yazının girişinde bahsettiğimiz Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı ilk kez yendiği maçı sorduğumuzda Mete Yalçın, “Galatasaraylılar çıldırdı, bizimkiler de çıldırdı tabii,” diye söze başlıyor. “Maça çıkmadan yeneceğinizi tahmin ediyor muydunuz?” diye sorduğumuzda hiç düşünmeden, “Evet,” diyor. “Samim abi tahmin ediyordu. Bir evvelki maçtan önce dedi ki, ‘bu maçı 10 sayıdan az bir farkla kaybedeceğiz ama bundan sonraki maçı kazanacağız.’ Teknik Üniversite salonu yıkılacaktı neredeyse, o gün orası müthişti. Ben Yalçın’ı tutuyordum. O cemşat yaparken elimi koydum topun üstüne, blok yaptım yani. İmkânsız bir şey. Başka bir zaman bir daha yapamazdım herhalde. Ne kadar hırs vardı demek ki. Zannediyorum maç boyunca hep biz önde gittik, geri düştüğümüzü hatırlamıyorum. Geri düşseydik belki bir daha toparlayamazdık.” O yıllar basketbol gerçekten amatörce oynanıyor ama yine de, “Maçtan sonra size prim verdiler mi?” diye sorduğumuzda Mete Yalçın gülerek cevaplıyor: “Yok canım, para filan almıyorduk. Altan, Erdoğan gibi ihtiyacı olanlar para alıyordu. Sporculuk hayatım boyunca kulüpten para aldığımı hatırlamıyorum.”

Fenerbahçe’nin 2 Nisan 1955’te Galatasaray’ı yenerek ilk İstanbul Ligi şampiyonluğunu kazandığı maçtan sonra Mete Yalçın (10) ve Erdoğan Karabelen taraftarların omuzlarında.

Mete Yalçın’ın da dediği gibi ellilerin ilk yarısı basketbolda mühendislerin – ve doktorların – çoğunlukta olduğu bir dönem. Kendisinin sporculuk hayatı bu yüzden kısa sürmüş. 1952-53 sezonunda geldiği Fenerbahçe’de 1956-57 sezonunun başlarında basketbolu bırakmış. Nitekim o sezon ilk kez Türkiye Şampiyonu olan Fenerbahçe takım fotoğrafında onu göremiyoruz. Kendisi de bu durumu şöyle açıklıyor: “Derslerimin çokluğu nedeniyle son sene dersler aksamasın diye 1956-57 sezonu sonlarında oynamadım. 1957’de mezun olunca Amerika’ya master yapmaya gittim. Amerika ve Kanada’da iki üniversitede profesörlük yaptım. 1966’ya kadar kaldım. Yedek subaylık için geri geldim. Ardından iş hayatına atıldım ve kendi şirketimi kurdum.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.